• Hayırlı geceler

    Bir kitap daha sonuna geldim. Nazan Bekiroğlu Hanımın okuduğum üçüncü kitap. Kitap okurken hiç şaşırmadım. Yine kuvvetli kalem , yine ağır kitap. Okurken anlamakta zorlandım gerçekten. Hatta kitap hiç bitmeyecekmiş gibi geldi. Ama bu yazarın suçu değil, tam tersi yazarın başarısı sayesinde oldu. Mor Mürekkep kitabı okurken tavsiyem sakin kafa ve sindire sindire okumanızı tavsiye ederim. Yoksa anlamaktan zorlanırsınız . Dediğim gibi kitap bana ağır geldi ama tavsiye ederim
  • Öncelikle Herkese Hayırlı geceler dilerim

    İlk defa okuduğum kitabı yarım bıraktım
    Çünkü Anlam veremedim yazarın hissetiğini ben hissedemedim açıkçası
    Budamı gol değil dedim kendi kendime

    Öykülerin içinde etkileyen Havva oldu
    Havvanın yaşadıkları ve ölümü

    Kızım Havva iyi misin evladım?” dedi. “Bak iyileştin artık. Canın bir şey istiyor mu? Ne pişireyim sana?” Havva baştan bir şey demedi. Sonra gözlerini iri iri açtı: “Baklava”, dedi. Sonra da öldü.

    Finali böyleydi öykünün
    Köyden alınmış bir kızın öyküsü

    Evet pek açıklayıcı bir inceleme olmadı ama demem o ki yazarın hissiyatı bana işlemedi çok zorladım kendimi bitirmek için yok ben beceremedim...

    Yazarın eserlerini bir daha okurmuyum
    Zor çünkü çok kötü etkisi kaldı bende

    Neyse fazla uzatmadan herkese iyi okumalar
  • Bu inceleme, kitabı bana Kitap Paylaşma Etkinliği ( #31517587) kapsamında hediye eden https://1000kitap.com/1Burak Bey'e ithaftır. Aldığım hediye kitapların içinde en güzellerinden.. Teşekkür ederim :)



    Siteye kaydolmama vesile olan kitaptır Yedi Güzel Adam. "Yedi Güzel Adam kim yahu? Herkes onları konuşuyor" derkeeenn bir bakmışım buradayım. Aslında etkinliği ( #31574561) kayıt olduğum ay olan Kasım'da mı yapsaydım, bilemedim. Hem ne demişler: "Kasım'da aşk, başkadır." :D

    İnternette şiiri okurken kısa bir şey sanmıştım da oku oku bitmemişti. Hiçbir şey de anlamamıştım şiirden. Hatta bi arkadaşıma "şunu bi okusana" dediğimde bana "bu ne biçim şiir?" demişti. "Ya anlamıyoruz ama altında çok derin manalar yatıyor" dediğimde de gülüp "başkalarına sorsan, onlarda diyecekler bu şiirin çok garip olduğunu. Ama sana sorsan 'anlamıyoruz ama çok anlamlı.' " demişti.

    Hakikaten babam da der hep bana: "normal insanlar gibi ol." Ama ben olamıyorum :D Her şey fazla anlamlı değil mi sizce de? :D

    Kitaba gelince.. Kitaba gelinmiyor :D Çünkü anlaşılmıyor. Çoğu zaman okumuş olmak için okumak zorunda kalıyorsun. Ama yinede yarım bırakmıyorsun, bırakamıyorsun çünkü çıldırtan bir uyum ve güzelliği var..

    Kitap bir yönüyle bana Risale-i Nur'u anlattı. Bilen bilir. Risale'ler de ilk okuyuşta anlaması zordur. Okudukça açılır. Bu kitapta okudukça açılacak gibi. İlk okuyuşta "o neydi gız" şaşkınlığı bırakıyor. Bir yönüyle de Risale'den farklı. O da şu ki, Risale-i Nur'un müellifi Said Nursi, döneminde kullanılan Türkçe ile yazdığı için, kitap o kadar kapalı kalmış. Yani Zarifoğlu gibi, anlatımı özellikle muğlak hale getirmek istediğini sanmıyorum. Cahit'cim Zarifoğlu ise adeta anlaşılmamak için uğraşmış. :))

    Yinede üstün zekâm sayesinde anladığım bazı yerler oldu. :D Ya da anladığımı zannettiğim. Bunlardan birkaç örnek vereyim:

    - 29. Sayfa da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebubekir, Ömer ve Osman Radiyallahu Anhum arasında geçen hadisenin anlatıldığını zannediyorum:

    "Dağ bu
    Yılanla kımıldanırdı
    Yılanla kımıldanırdı

    Yedi güzel adamdan biri
    Bir gün bir dağ göreni
    Durdu değmeden bilmeden devinirken
    Durdu durdu seyreyledi

    Sordu:
    dağ nicesin
    günde mi gecede misin
    geçmişte şimdide
    yoksa gelecek bir düşte misin

    Dağ serpildi
    Atıldı yeniden yer tuttu
    İlk kez yılanla kıpırdanmadı"

    Kaynak olarak şu iki hadis-i şerif'i sunacağım:

    1) “Uhud öyle bir dağdır ki, o bize muhabbet eder, biz de ona muhabbet ederiz”
    (Müslim, Hac, 504)

    2) Bir gün Habîbullah Efendimiz, EbûBekir, Ömer ve Osman radiyallahu anhum, Uhud Dağının üzerine teşrif edince, Uhud Dağı onların aşkıyla çoşar ve sallanmaya başlar. Bunun üzerine Rasûl-i Kibriyâ sallallahu aleyhi ve sellem, kadem-i şerifi ile uyararak, onu teskîn için şöyle buyurur: “Sâkin ol ey Uhud! üzerinde bir peygamber, bir sıddîk ve iki şehîd var.”
    (Tirmizi, Menakıb, 18)

    - 32. Sayfada Yedi Uyur olarak bilinen Ashab-ı kehf'in anlatıldığını düşünüyorum:

    "Yedi adamdan biri
    Bir gün bir dağ göreni
    Yeni bir soluk çekti içine
    Değişti aynı kalarak
    İndi kente
    Dağıyla
    Esen başı"

    Bakınız: https://sorularlaislamiyet.com/...adisler-hangileridir

    - 37. Sayfada Arşın Gölgesinde Gölgelenecek Yedi kişiden birisinin anlatıldığını görüyorsunuz, ya da belki Yusuf aleyhisselam'ı..

    "Sen melek uyarmalarıyla
    Uyarılan erkek
    Bu gece bir şehvet azarladın
    Hayvan kovdun
    Yatağını yüceltenlerden oldun"


    1) Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:
    ...
    - Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,
    ...
    (Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesaî, Kudat 2)

    2) Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek 'Haydi gelsene!' dedi. O ise, 'Allah’a sığınırım, çünkü o (kocan)...bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler.' dedi.

    - 100. Sayfada İbrahim aleyhisselam'ın ateşe atılıp yanmadığı hadisesi:

    "Tanrı adıyla renk değiştiren mavileşen ateşe
    Örtü yayıp otururlar ateşten ateş ve yanmazlar
    Güvercin teslimiyeti içinde
    Bakın istiyorsak"

    ° ° ° °

    Anladığım kadarıyla, bu Yedi Güzel Adam ifadesi sadece Sezai Karakoç, Rasim Özdenören vd için değil, ayet ve hadislerde bahsedilen yedişerli gruplar için de kullanılmış. Tam bir ince zekâ ürünü. "Akşam Sofrasında Yedi Kişilik Bir Aile Oyunu" başlığından sonra sahneye Abdulhamid Han'ı almış. Sanıyorum ki onu da Yedi Güzel Adam'dan bilmiş Zarif Şair.

    Hoşuma giden birkaç alıntıyı da buraya bırakıyorum:

    » Güzelin düşmanı güzel olur
    Güzelin yari güzel olur
    (12. sf)

    » Halk aşksızsa sokaklar
    banka dükkanlarıyla doludur
    (35. sf)

    » Yanıldım avrupalanmakla çün bizde
    Kadını kelimeyle kurarlar saklarlar örtülerle
    (93. sf)

    » Sürüyü çobansız bırakan çobanın
    Hep içilmez sulara varan koyunların
    (110. sf)

    » Her doğdu
    Bir ölendi
    (119. sf)


    Son olarak Cahit Zarifoğlu'nun ağzından bir itiraf duyacaksınız:

    » » 121. Sayfa

    - eyeski sevdiklerim -

    Sizi şaşırtıyorum. Sanatım
    Fakat ben korkutuldum

    Bana öyle geliyor ki Zarifoğlu (hayat hikayesini fazla bilmiyorum) geçmişinde kalan ("yanıldım avrupalanmakla" 93. sf) kişiler tarafından, gelecekte olmak istediği yaşam şekli yüzünden tehdit edildi. Bu yüzden anlatacaklarını mümkün oldukça kapalı anlatmaya çalıştı. Bu sadece bir tahmindir. Elbette en doğrusunu Allah bilir.

    Okuduğunuz için teşekkür, okumanız için tavsiye ederim Bol yıldızlı, hayırlı geceler dilerim.
  • Hayırlı Ramazanlar.
    ‎Evet elimde yine mükemmel bir eser .
    Kütüphanede rafların karşısına geçtiğimde, iyi ki izin vermişim kitabın beni seçmesine... Kitabın çok az okunmuş olması dikkatimden kaçmadı. Neden kimse böyle eserlerin farkında değil ? Gerçi bende fark edemeyebilirdim.Demek ki ihtiyacıma binaen seçmiş beni.. ;)
    Kitabın içeriğini yazmak için bir kitap daha yazmak gerekecek.Ama kısaca değinmek istiyorum.
    İmam Gazali'nin İhya-u Ulum'id-din , adlı eserinin ilk cildinde yer alan İlim Kitabı , bu eserde verilmiş.
    İlmin fazileti , Farz-ı Ayn / kifaye olan ilimler , Makbul olan olmayan ilimler , Ahiret , mantık , ilahiyat , tabiat ilimleri , Tartışma ve Çekişmenin zararları , Öğrenci ve öğretmenin görevleri , Alim kişinin taşıması gereken vasıflar ve ve sayamadığım bir çok konuda ayetlerle açıklayıp İslam Âlimlerinden ve Hadislerden örnek vererek kavramamızı kolaylaştırıyor...
    Ne çok bilmediğimiz şeyler var , ne çok bilmediğimizi kabullenmediğimiz şeyler.
    Kitabı her kapattığımda " Rabbim ilmiyle amel edenlerden eylesin" duâsı dilimde.Önemini nasıl vurgulayacağım bilemiyorum onun için mutlaka fark edilmesi, okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

    Hayırlı geceler . Bol okumalı saatlere ...
  • "Melâl içindesin. Yoksul olduğunu düşünüyorsun. Ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır. İçindeki yoksulluğu hissediyor musun? İşte senin için en hayırlı vakit. Unutma ihtiyaç mütemadidir."

    Ben Mustafa Kutlu'nun hikayelerini çok severim, yukarıdaki alıntı da Yoksulluk İçimizde kitabından alıntı ama o yazı bu kitapta da var. Buradan da anlaşılacağı üzere artık Ataullah İskenderî'nin Hikem-i Ataiyye'sini okumayı tamamlamak farz oldu.

    İlmihal Yahut Arzuhal okuduğum ilk Kutlu deneme kitabı. Kutlu'nun güzellikler üzerine yazdığı yazıların derlenmiş hali diyebiliriz aslında, neler mi bunlar : Abdest, namaz, oruç, zekat, hac, niyet, tefekkür, iyilik, hoşgörü, tevazu, nasip, kanaat, ahlak, dua...

    Kutlu'nun dilindeki sadelik ve hep bize bizi anlatan üslubu ile yazılanlar ayrı bir güzellik de taşıyor. Kitapta Mustafa Kutlu'yu etkileyen eser ve yazar isimleri de geçiyor, not edilesi hepsi.

    İsmail Kara'nın giriş yazısını yazdığı kitap Mustafa Kutlu'nun duaya dair söyledikleri ve yazdığı dua ile sona eriyor.

    Sayfalarına yıldızlar eklediğim çok güzel denemeler vardı kitapta, gerçekten çok etkileyici sade ama altı çizildi bir sürü cümle vardı ama pek ısınamadığım ya da bana doğru gelmeyen birkaç nokta da vardı ama genel olarak hoşuma giden bir kitap oldu. Her Mustafa Kutlu kitabı gibi tavsiyedir elbet. Hayırlı geceler olsun.
  • Jerg Algan isimli kahramanımızla ilerliyoruz bir bilinmeze. Ömrünü dünyada geçiren, şimdi Dark kentinde takılan birisi olmuştur aynı zamanda. Dark kenti de Dünyanın tek büyük kentidir ve hikâyemiz buradan ilerler. Ayrıca yine bu kitaba da ulaşma imkânı kısıtlı hatta kanımca imkânsız olduğundan ‘Spoiler’ vereceğim. Ayrıca merak edip okumak isteyen olursa bana Mail adresini yollasın. Taranmış yani PDF halini Mail adresine gönderirim.
    Kitabın 1984 yılında yazıldığını ele alırsak o döneme göre bence çok büyük bir iş yapmış Gerard Klein. Kendisini bu konuda tebrik etmek, hakkını vermek gerek. O zamanlarda bu kadar hayali, yazıya dökebilmek büyük marifet! Kendisine saygılarımızı sunuyoruz.
    Algan’ın yola çıkması, eğitimler alması, keşifler ve ziyaretler yapması gibi durumlar mevcut. En son buluşma ve geçen zaman, yazarımız her durumu düşünmüş o döneme göre.
    Uzay, sonsuzluk, seyahatler ve ölümsüzlük derken hikayede eksik daha doğrusu tamamlanmamış bir şeyler sezdim nedense. Hani devamı olsa olurmuş ya da bir devam kitabı dedim. Böyle düşüncelerle tamamladım kitabımı.
    Bugün müsait bir günümdü. Sabah kitabımı okudum, öğlen sitemizin eksik kitaplarını elimden geldiğince ekledim ve akşam da son kitabımı bitirdim. Hepimize cümleten iyi geceler diliyorum. Yarın yeni bir kitapla, mutlu bir günde görüşmek dileğiyle hepimize hayırlı geceler efendim. Kitapla kalın..
  • SPOİLER & Hikaye & İşleyiş
    Emekli komiser Hans Berlach (kitapta Berlach, tanıtım yazısında Barlach) Kasım 1948’de ameliyet için Bern’deki Salem Hastanesine kaldırılır ve kitabımız başlar. Komiserin ayrıca Türkiye ve Bern arasında devlet görevi (!) sürdürdüğü de hoş bir ayrıntı olmuş.
    Doktor Nehle ile Zürih'teki Doktor Emmenberger aynı kişi mi sorusu gerçekten de oldukça gündemde.
    Sayfa düzeni ile alakalı da konuşmak istiyorum. Sayfalarda başlıklar değiştikçe yeni sayfaya geçip kitabın sayfasını arttırarak boş alanı açmak mantığı yok. Kitap 100 sayfaysa bunun yarısını boş bırakan yazarlar değil de o 100 sayfada en fazla 2 satır boşluk bırakarak yeni başlığa geçen ve dolu dolu bir kitap yazan yazarı tebrik etmek lazım. Bu konuda benden tam not. :)
    Gelecek bölümde kitabımız gene hızlı ilerliyor. Doktorun yerine gidiyor bizim polis ve bir de bakıyorsunuz ki hemen kimlikler ifşa olmuş, polise ilaç vermişler ve noeli kaçırmış. Heyecan dorukta tabi. Seviyorum böyle hızlı kitapları açık konuşayım.
    Şu hızlı giden ve heyecanı düşürmeyen kitapların finali neden böyle ‘Gerizekalı’ yapılır anlamıyorum. Yani son 3, 4 sayfayı okumasam da olurmuş ama neyse. Bugün artık kör olmadan uyumanın benim açımdan en iyisi olduğunu düşünüyorum. Cümleten hayırlı geceler. Kendimi yarın sabah saat 06:00’a kadar kitap okumaktan men ediyor, iyi okumalar, mutlu geceler diliyorum..