• 399 syf.
    ·10/10
    Kitaptan korkulur mu derken başladım bu kitaba. Okudukça hayal gücüm olayı ele aldı. İçine girdim. Ürpertim resmen. Hele biraz ufak yaşlarda okumuştum. Sonra Stephen King amcamızın tüm kitaplarını okudum. Bu ayarda korkutucu gelmedi diğer kitapları. Küçükken filmini de izlemiştim. Geçen yıl yine izledim. Zamanına göre bence iyi bir korku filmi olmuştu. Bu kitaplardan sonra Stephen King amcamınız kankası harlan coben kitapları ile tanıştım. Polisiye tarzı muazzam akıcı kitaplar.
  • Korku filmleriyle ve kitaplarıyla ilgili en büyük sorun, bir süre sonra korkutmamalarıdır. Korku unsurunu seven herkes bunu bilir. Çocukluğunda izlediği üç beş tane film kadar korkutan filmi yıllarca arasa da bulamamıştır. Terleyerek okuduğu o kitap gibisine denk gelememiştir.

    Çocukluğumdan beri severim korku filmlerini. Ufak tefek böceklerin olduğu bir tanesi yüzünden tüm gece uyuyamamıştım mesela. Sonra the fly izledim. Dedim bu tutar. Tutmuş zaten. Kocaman bir endüstrisi varmış. Exorcistler izledim, ters yürüyen bacaklar, çarpan camlar, aynadan fırlayan yansımalar, cinler, şeytanlar, son mühürler, salgınlar, vahşi hayvanlar... ne bulabildiysem izledim.

    Gittikçe kayboldu etkisi filmlerin. Çocukken böcekli film gece boyu uyumamı engellemişti. Şimdiyse filmleri izlerken uyuyordum. Aklıma ne geldiyse denedim. Işığı kapatıp izledim. gece yarısı izledim. Üç tane üst üste izledim. Bir görüntüden tiksinmek veya bir sesle irkilmek dışında hemen hemen hiç tepki bile veremiyordum artık korku sinemasına.

    Bir akşam üzeri eve dönerken, ne izlesem diye düşünüyordum. yaşım 22- 23 sanırım. 80lerde çekilen hayvan mezarlığı filmini gördüm. İzleyeyim dedim. Ardından uzun süre korku filmi izlemedim. Sonra birkaç kez daha izledim. Sanırım dördüncü kez izlediğimde uyuyakalmıştım. Ondan sonra bir daha yapmadım. Çünkü artık uykumu kaçıracak kadar korkutmuyordu beni. Ama hemen yeni bir kitap elime geçti. Hayvan mezarlığı.

    Uykunuzu kaçıracak bir şeyler istiyorsanız, uykunuzu kaçıracak kitaplarla uğraşın. Filmler iyidir güzeldir ama elli tane korku filmi izlemiş biri için elli birincinin marjinal faydası çok düşüktür. Ama kitaplar..
  • 375 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Dürüst olacağım,eski kız arkadaşım benden bir korku kitabı önermemi istediğinde bu kitabı önermiştim ve ben bu kitabı okumamıştım.

    Kutsal kelimesinin anlamı nedir ? “Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen” demektir.Ancak Micmac adlı kızıldereli kabilesinin kutsal mezarı bu tanımın tam zıttıydı.Orada uyandırılmaması gereken bir kötülük ve size verdiğini fazlasıyla geri almayı bilen bir gerçeklik vardı.
    Creed ailesinin yeni taşındıkları evin arkasında böyle bir mekanın bulunduğundan haberi yoktu ve daha sonra başlarına gelecek onca kötülükten de haberleri olmayacaktı.

    Kitabın konusunu fazla fazla anlatmak istemiyorum çünkü King kitaplarının bir konudan daha fazlasını içerdiğini ve buraya konu hakkında ne yazarsam yazayım yetersiz geleceğini düşünüyorum.

    Kitabın bize anlatmak istediğine gelecek olursam kesinlikle kitap bize diyordu ki ; “Sen insanoğlusun sınırlarını bil,yerini bil,haddini bil.”
    Doğanın belirli ve keskin sınırları vardır ; bu sınırlar ihlal edilir ve doğanın yapısı bozulursa ne olur ? Öğrenmek istiyorsanız Creed ailesi ile tanışmanız gerekecek.

    Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak,kitabın dili oldukça akıcıydı.King bu kitapta farklı bir yazım sanatı kullanmıştı.Bu kitapta önceden okuduğum “Göz” kitabındaki gibi Tanrısal bir bakış açısı ile yazmamıştı.Yazmıştı aslında ama o kadar Tanrısal değildi.

    Kitaptaki karakterlerin doğallıklarını ve sıradan oluşlarını sevdim.Karakterler o kadar doğaldı ki kendiniz onların yerini rahatlıkla alabiliyorsunuz ve bu hiç sırıtmıyor.

    Özellikle sevdiğimse tabiki duyguların ve düşüncelerin bize aktarılmasındaki inanılmaz başarı.Louise’in çaresizliğini iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz,Rachael’ın geçmişte yaptıklarından duyduğu pişmanlıksa damarlarınıza zerk ettiriliyor adeta.Peki hep kötü duygular mı var ? Hayır.Louise’in hayatında hiçbir zaman baba sevgisini tatmadığını okuyoruz kitapta; ta ki Jude’a kadar.Jude’un sevgisini korumacalığını ve en önemlisi esrarengizliğini o kadar güzel hissediyoruz ki sanki dört bir yanımız duvarlarla çevrili bir kale gibi oluyor.

    Bu kitabın yapılmış olan 1989 ve 2019 da yapılmış olan iki adet filmi var.Ben nasılsa filmi izledim kitabı okumam diyenler için yazıyorum bu kısmı.1989 yapımı olan NERDEYSE aynı ancak kitaptan bir o kadar farklı.Filmlerde sadece aileyi ve Jude’u görüyoruz,kitapta ise o kadar çok insan görüyoruz ki; hatta sizi çok şaşırtacak olan biri var ki hiçbir filmde yok.Bu kişiyi söylemeyeceğim ağzınız açık kalacak bu kitabı okurken o kişiyi gördüğünüzde.Filmlerde geçmişten ve o mezarlığın sırrından hiç bahsedilmiyor kitapta ise fazla fazla bahsediliyor.

    Daha fazla uzatmıyorum gelin okuyun kitabı.Siz de Creed’lere konuk olun ve sınırlarınızı öğrenin. :)
  • 399 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Çok sevildiği kadar şok da eleştirilen bu kitabı inceleme sırası şimdi bana geldi. Tabi ben çok beğenen, çok etkilenen ve çevremdeki herkese öve öve bu kitabı anlatan taraftayım. King hayranı olduğum için objektif yorumlar yapmakta biraz zorlanabilirim. Ayrıca ağır eleştirilerde bulunanlara da çok ılımlı bakmıyorum. Düşüncelerinizi söyleme hakkınıza saygım var ama düşüncelerinize katılmadığım gibi haklı da bulmuyorum.

    Benim de sevmediğim, eleştirdiğim kitaplar elbette oldu ama sözlerimde aşırıya kaçmadan eleştirdim. Bu kitapla ilgili eleştirilere şöyle bir göz atınca okuyucunun acımasız yüzüyle karşılaştım ve gerçekten şaşırdım. Bu kitap için "ilkokul seviyesinde, düz anlatımı var, abartılmış"gibi yorumlar göreceğimi beklemiyordum.

    Bu yorumların sahipleri ya King'in başarısından, kaleminin sağlamlığından, eserlerinin kalitesinden, dünya çapında kendini kanıtlamış bir yazar olmasından habersizler ya da üzgünüm ama kitabı öylesine okumuşlar.

    Kendilerine tavsiyem; varsa öncelikle ön yargılarından kurtulmaları ve sonrasında King'in kitaplarını okumaları. Çünkü King sinema dünyasına aktarılan ve yüksek imdb puanlarıyla büyük başarılara imza atan filmlere konu olmuş kitaplara imzasını atmış bir yazar.

    Hayvan Mezarlığının da iki adet sinema filmi mevcut.

    Neyse lafı fazla uzatmayayım. Hayvan Mezarlığı okuduğum günden beri aklımı meşgul eden, etkisinden bir türlü çıkamadığım, beni gerçekten etkileyen bir kitap oldu.

    Bence bu kitabı okumayan çok şey kaybeder..
  • 399 syf.
    ·7 günde·10/10
    Normalde de kedilerden korkan biri olarak kitabi okuduktan sonra korkum daha da artti. Kesinlikle elimden düsürmeden okudum. Konu her ne kadar inanilmaz olsada yazar bir sekilde inanmamizi sagliyor. Insanlik belkide varolusundan bu yana ölümsüzlük pesinde ve bu konuyla alakali onlarca film ve kitap yapildi. Ama bu kitap insana gercekten o ortamdaymissiniz hissini veriyor. Sanki bende kitapta bulunan ancak cok anlatilmayan bir karaktermisim gibiydi.
    Kitabi okuduktan sonra kendime sormadan edemedim. Ben sevdigim insanlar icin ne kadar ileri gidebilir sonunu bildigim bir yola tekrar girer miyim diye.
    Kitabi bitirmeye yaklasirken bu kadarini da yapmaz dedigim halde aynen o kadari yapildi. Bu da bana King okurken her zaman her seye hazirlikli olmam gerektigini hatirlatti.
    Kitabin ayni zamanda bir filmi bulunuyor ancak bildigim kadariyla baslica degisiklikler yapilmis sirf bu nedenle de begenmem düsüncesi ile ben izlemedim belki siz begenirsiniz. Keyifli okumalar.
  • Wladyslaw Stanisław Reymont

    (doğum. 7 Mayıs 1867 Kobiele Wielkie Radomsko; ölüm. 5 Aralık 1925 Varşova) Polonyalı yazar. "Genç Polonyalılar" (Młoda Polska) isimli edebiyat çevresinde yer aldı. 1924'te edebiyat dalında Nobel Ödülüne layık görüldü.

    Reymont'un vaftiz belgesi doğum ismini Stanisław Władysław Rejment olarak verir. Soyadı "Rejment" den "Reymont" a değiştirmek, yazar tarafından yapıldı. Reymont, bir çiftçi olan Józef Rejment'in dokuz çocuğundan biri olarak Radomsko yakınlarındaki Kobiele Wielkie köyünde doğdu. Annesi Antonina Kupczyńska, hikaye anlatma yeteneğine sahipti. Krakov bölgesinden fakir ama Polonya asaletinden gelmiş biriydi. Reymont çocukluğunu, babasının bir kilise cemaatinde çalıştığı Łódź yakınlarındaki Tuszyn'de geçirdi. Reymont meydan okurcasına inatçıydı; Yerel okulda birkaç yıllık eğitimden sonra, babası tarafından Varşova'ya en büyük kız kardeşi ve kocasının bakımını üstlenmek için gönderildi. 1885'te sınavlarını geçince, kendisine resmi eğitim sertifikası olan “Yol Terzisi” unvanı verildi.

    Ailesinin ekonomik sıkıntılarına çare için öğrendiği meslekte, Reymont terzi olarak tek bir gün bile çalışmadı, mesleğini icra etmedi. Bunun yerine, önce seyahat eden bir il tiyatrosunda çalışmak için kaçtı ve sonra yaz aylarında "bahçe tiyatroları"nda oynamak için Varşova'ya döndü. Cebinde bir kuruş olmadan, bir yıl sonra Tuszyn'e geri döndü ve babasının bağlantıları sayesinde, ayda 16 rubleye Koluszki yakınlarındaki bir demiryolu geçidinde işe başladı. İki kez daha kaçtı: 1888'de, bir Alman ruhbanın aracıyla Paris”e, ardından yine bir tiyatro grubuna katılmak için Londra'ya. Başarı eksikliğinden sonra (yetenekli bir oyuncu değildi) tekrar eve döndü. Bu arada biriktirdiği paralarla bir konak aldığı Kołaczkowo'da yaşadı.

    Rogów, Koluszki ve Skierniewice'den Korespondencje yazıları, 1892'de Varşova'daki Głos (The Voice) tarafından yayınlanmak üzere kabul edildiğinde, cebinde birkaç ruble ile birlikte bir kez daha Varşova'ya döndü. Reymont daha sonra çeşitli gazete ve dergilerin editöryasında çalıştı ve sonunda Sn. Świętochowski de dahil olmak üzere yetenekleriyle ilgilenen diğer yazarlarla bir araya geldi. 1894'te Częstochowa'ya onbir günlük bir hacca gitti ve buradaki deneyimini, 1895'te yayınlanan "Pielgrzymka do Jasnej Góry" (Işık Dağına Hac) adlı bir yazıya dönüştürdü ve onun bu klasik seyahat yazma alanında bu çalışmalarının ik örneği oldu.
    Rejmont, kısa öykülerini farklı dergilere göndermeye devam etti ve roman yazmaya karar verdi: Komediantka (The Deceiver) (1895) ve Fermenty (Ferments) (1896) ilk yazdığı romanlardır. Reymont, artık fakir değildir, yakında Berlin, Londra, Paris ve İtalya'yı ziyaret etme tutkusunu tatmin edecektir. Ardından, Varşova'dan Kurier Codzienny'nin (The Daily Courier) sipariş ettiği yeni bir roman için Łódź'a materyal toplamak için birkaç aylığına gitti. Bu hazırlıklar ve çalışmalar onun en önemli eserini ortaya çıkardı, Ziemia Obiecana (Vaat Edilen Topraklar -1897). *Ek Bilgi*
    Fransa'ya bir sonraki seyahatinde diğer sürgün Polonyalılarla (Jan Lorentowicz, Romeromski, Przybyszewski, Rydel, vb.) sık sık görüştü. Fakat bu dönem ekonomik sıkıntılardan dolayı çok da seyahat edemedi.
    1900 yılında, Reymont'un ağır şekilde yaralandığı bir kazadan sonra Varşova-Viyana Demiryolundan tazminat olarak 40.000 ruble kazandı. Tedavi döneminde, 1902'de evlendiği Aurelia Szacnajder Szabłowska yanındaydı. Yazmaya devam etti. Fransa'da 1901 ile 1908 arasında Chłopi'yi yazdı. Rejmont 1919'da ABD'ye gitti. Bir arazi sahibi olma konusundaki tutkularından dolayı, 1912'de Sieradz yakınlarında bir mülkü satın aldı fakat toprakla uğraşmanın onun için uygun olmadığını anladı. Daha sonra 1920'de Poznań yakınlarındaki Kołaczkowo'da bir konak aldı, fakat buna rağmen kışlarını Varşova ve Fransa'da geçirdi.

    Reymont, 1924 Kasım'ında, İsveç Akademisi üyesi Anders Österling tarafından Nobele aday gösterildikten sonra o dönem rakipleri Thomas Mann, George Bernard Shaw ve Thomas Hardy gibi yazarların arasından Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Polonya'daki kamuoyu, Nobel için Stefan Zeromski”yi destekledi, ancak ödül Chłopi'nin yazarına verildi. Zeromski'nin iddia edilen Alman karşıtı düşünceleri nedeniyle Nobel adaylığından reddedildiği bildirildi. Ancak Reymont, kalp rahatsızlığı nedeniyle İsveç'teki ödül törenine katılamadı. 116.718 İsveç kronu ödülü ve çekleri, tedavi edildiği Fransa'da olan Reymont'a gönderildi.

    Reymont”un tedavisi devam etti. 1925'te biraz iyileşti, Krakov yakınlarındaki Wierzchosławice'deki bir çiftçi toplantısına gitti, Wincenty Witos onu PSL (Polonya Halk Partisi) üyesi olarak karşıladı ve yazma becerilerini övdü. Bu olaydan kısa bir süre sonra Reymont'un sağlığı kötüleşti. 5 Aralık 1925'te Varşova'da öldü ve Powązki Mezarlığı'na gömüldü.

    Reymont'un edebi çalışmaları, yaklaşık 30 geniş hacimli nesirden oluşmaktadır. Röportajlarından bazıları:
    Pielgrzymka do Jasnej Góry (Jasna Góra'ya Hac -1894), Z ziemi chełmskiej (Chełm Topraklarından - 1910), Z konstytucyjnych dni (Anayasa Günlerinden -1905), Za frontem (Cephe Önünde - 1919) koleksiyonundan bazı eskizleri.

    Reymont”un, tiyatro alanında köy yaşamı ya da demiryollarında çalışma hakkında birçok Kısa hikayesi var:
    "Śmierć" ("Ölüm"-1893), "Suka" ("Kaltak"-1894), "Przy robocie" ("At ") Ve" W porębie "(" Açıklıkta "-1895)," Tomek Baran "(1897)," Sprawiedliwie "(Adalet-1899) ve Marzyciel (Dreamer) (1908).

    Romanları: Komediantka, Fermente ve daha sonra Ziemia obiecana, Chłopi, Wampir, 1911–1917 yıllarında yazılmış bir üçlem: Rok 1794 (Ostatni) Sejm Rzeczypospolitej, ve Nil Desperandum ve Insurekcja. (Nil Çaresizliği ve İsyan).


    Eleştirmenler Reymont ve Naturalistler arasında birçok benzerlik olduğunu itiraf ediyor. Bunun “ödünç alınmış” bir Doğalcılık olmadığını, yazarın yaşadığı gibi bir hayat stili olduğunu vurguluyorlar. Dahası, Reymont asla yazısının estetiğini formüle etmedi. Bu, Mikołaj Rej ve Aleksander Fredro gibi diğer Polonya yazarlarınkine benziyordu,Natural. Reymont, bunun edebiyat teorisi değil onun temelli gerçeklik bilgisi olduğunu ve onun güçlü bir tavrı olduğunu fark etti.

    “Komediantka” adlı romanı, seyahat eden bir tiyatro grubuna katılmış olan illerden gelen asi bir kızın dramını çiziyor. Genç kız kendi çevresinin ahlaksızlığından kaçmak yerine, kendini entrika ve utanç yuvası bir ortamda buluyor.
    Fermenty'de, intihar girişiminden sonra kurtarılan Komediantka'nın kahramanı, ailesine geri döner ve hayatın üzerine yüklediği yükü kabul eder. Hayallerin ve fikirlerin gerçekleşmediğinin farkında olan, ona aşık olan biriyle evlenir. Romanın çekilmiş
    https://www.youtube.com/watch?v=PSziVWme7CA” filmi de var.

    Muhtemelen Reymont'un en iyi bilinen romanı olan Ziemia Obiecana (Vaat Edilen Topraklar), sanayi devrimi sırasında Lódź kentinin, dramatik ayrıntılarla dolu, hayatta kalma mücadelesinin arenası olarak sunulan sosyal bir panoramasıdır. Romanda, şehir "fare yarışı"nın kurallarını kabul edenlerin yanı sıra yapmayanları da yok ediyor. Ahlaki kangren aynı şekilde üç ana karakteri, bir Alman'ı, bir Yahudiyi ve bir Polonyalıyı etkiler. Etik, asil fikirlerin ve kutsal duyguların kendilerine inananlara karşı döndüğü, erkeklerin en üstün niteliklerini ve orman kanunlarını gösteren bu karanlık vizyonu, aynı zamanda sanayileşme ve kentleşmenin açık bir göstergesidir.

    Ziemia Obiecana en az 15 dile çevrildi ve iki filme konu oldu. (1927'de biri, 1975'de Andrzej Wajda'nın yönettiği A. Węgierski ve A. Hertz”in oynadığı)

    Chłopi'de Reymont, diğer tüm Polonya meslektaşlarına nazaran daha fazla, ülke hayatı hakkında, insanları hakkında daha ayrıntılı ve net bir fotoğraf çekti. Yerel lehçenin kullanıldığı diyaloglarda ve anlatımda lehçeyi enfes bir şekilde kullanır ve Polonyalı köylülerin evrensel dilini okuyucuya sunar. Bu sayede, halkın "konuşulan" kültürünün renkli mozayiğini diğer yazarlardan daha iyi resmediyor Reymont. eylemi, yakındaki demiryolundaki çalışmaları sırasında tanıdığı gerçek bir köy olan Lipce'de başlattı. Roman, okuyucuyu mükemmel sadeliği ve işlevselliği ile hayrete düşürüyor.


    Reymont’un son kitabı Bunt (İsyan-Revolt), 1922’de seri halinde yayınlandı ve 1924’te kitap şeklinde yayınlandı, “eşitliği” göstermek için çiftliklerini satın alacaklara karşı hayvanların isyanını anlatıyor. İsyan hızlı bir şekilde genişleyip ve kanlı teröre dönüşüyor. Hikaye 1917'deki Bolşevik Devrimi'nin bir metaforuydu ve 1945'ten 1989'a komünist Polonya'da, George Orwell'in benzer romanı Hayvan Çiftliği (1945'te İngiltere'de yayınlandı) ile yasaklandı. Reymont'un romanı Polonya'da 2004'te yeniden basıldı.

    Władysław Stanisław Reymont”un ismi şimdi okullarda, parklarda, sokaklarda, havaalanlarında ve hiçbir zaman sönmeyecek Polonya Halkının direnişçi ruhunda ömür boyu yaşayacak.


    Eserleri
    • Komediantka (1896)
    • Fermenty (1897)
    • Ziemia obiecana (Vaat Edilen Topraklar) (1898)
    • Chłopi (1902–1909)
    • Rok 1794 (1914–1919)
    • Ostatni Sejm Rzeczypospolitej
    • Nil desperandum
    • Insurekcja
    • Wampir (1911)


    ***
  • 399 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Doğaüstü olayları nasıl uçuk kaçık aşırı hayal ürünü olduğunu belli etmeden, sanki gerçekten varmış gibi anlatmak her yiğidin harcı mıdır? Sanmıyorum. Daha geçenlerde (21 Ağustos) seyrettiğim filmi de aşırı derecede beğenmiştim. Filmini bu kadar iyi yaptılarsa kitabı nasıldır dedim ve harika olduğunu düşündüğüm kitaba ulaştım. Peki, kitap da filmi kadar iyi miydi yoksa nadir olarak bir film, kendi kitabından daha mı güzeldi? Göreceğiz.

    Küçük evlat Gage Creed, kız evlat Ellie Creed, anne Rachel Creed, baba Louis Creed ve benim de en sevdiğim kitabın asıl gerçek karakterlerinden olduğunu düşündüğüm, filmde pek rol verilmeyen ama gerçek anlamda –futbol tabiriyle- kırılma noktası Jud (Judson) Crandall, bu kitabın ana karakterlerini oluşturuyor.

    Kitabın yaklaşık 3 yılda (Şubat 1979 - Aralık 1982) tamamlandığını düşünürsek tek günde bitirmek biraz ayıp olmuş gibi geliyor ama napayım dayanamıyorum ve sadece Pazar günlerimi, kitabı bölmeden Stephen King Kong’a ayırabiliyorum. Ayrıca kitapta da çok güzel bir unsura yer veriliyor. Bakmadan geçmeyin derim. Wendigo Efsanesi. Beğeneceğinizi umuyor, keyifli okumalar, iyi akşamlar diliyorum..