• İhtiyat: Karınca , doğal önsezileriyle yazın, kış için gerekeni hazırlar, filizlenmeyecek tohumları öldürerek, aradaki zamanda da onlara beslenir.
    Aptalık: Vahşi boğa, kırmızıdan korktuğu için, avcılar kırmızıya boyanmış bir ağaç gövdesi giyerler. Boğa müthiş bir çılgınlıkla, boynuzlarını doğrultup onlara doğru koşar ve avcılar da onu oracıkta öldürür.
    Adalet: Her şeyi, adaletle düzenleyen ve halleden kral arıya benzeyebiliriz. Bazı arılara çiçeklere gitmeleri, diğerlerine çalışmalari, ötekilerine eşek arılarıyla savaşmaları, bir diğer gruba pisliği temizlemeleri, geri kalanların bazılarına krala hizmet etmeleri emredilmiştir. Kral, kanatları kendini taşımayacak kadar yaşlandığında onu taşırlar ve eğer bir tanesi bile görevini lâyıkıyla yerine getirmezse cezası ölümdür ve ertelenmez.
    Gerçeklik: Keklikler birbirlerinin yumurtalarını çalsalar da, doğan yavrular daima gerçek annelerine dönerler.
    "Leonardo Da Vinci"
  • Nankörlük: Güvercinler, nankörlük sembolüdürler. Çünkü doyurulmak zorunda olmayacak kadar büyüdüklerinde babalarıyla kavga etmeye başlarlar ve bu kavga, babalarını yuvadan atıncıya, dişiye kendileri sahip oluncuya kadar bitmez.
    Acımasızlık: Şahmeran öylesine acımasızdır ki, şeytanî bakışıyla hayvanları öldüremeyince, bitkilere döner ve bakışını onlara sabitleyerek soldurur onları.
    Cömertlik: Kartalın hiçbir zaman, avının bir kısmını etraftaki kuşlara bırakamayacak kadar aç olmadığı söylenir.
    Disiplin: Kurt, sinsice sığırlara yaklaşırken ayağını kapana kıstırır ce acıyla inler. Ardından, bu hatasının cezası olarak, kapandaki ayağını ısırıp koparır.
    Dalkavukluk: Denizkızı öylesine tatlı şarkı söyler ki denizciler uykuya dalar. Sonra gemiye çıkıp uyuyan denizcileri öldürür.
    "Leonardo Da Vinci"
  • Haset: Çaylak kuşu, genç yavruların yuvada çok büyüdüklerini görürse, kıskançlıktan onların kanatlarını gagalar ve onları aç bırakır.
    Güler yüzlülük: Her şeye sevinen, çeşitli ve canlı hareketlerle öten horoza uygundur.
    Üzüntü: Yavrularının beyaz olduğunu görünce büyük bir keder içinde yuvadan ayrılarak onları acı iniltilerle baş başa bırakan ve vücutlarında birkaç siyah tüy görününceye dek onları beslemeyen kuzgunu temsil eder.
    Minnettarlık: Ebeveynlerinden aldıkları hayatın ve yemeğin kıymetini bilen ibibik/hüthüt kuşundan gelişmiştir. Anne babasının yaşlandığını gören bu kuş, onlara bir yuva yapar, üzerlerine titreyerek onları besler. Gagalarıyla, yaşlı ve yıpranmış tüylerini yolduklarında da bazı bitkiler bularak düzeltmeye çalışır ki rahat yaşayabilsinler.
    Aç gözlülük: Karakurbağası topraktan beslenir ve daima zayıf kalır. Çünkü hiçbir zaman yeterince yiyemez, topraktan mahrum kalacak diye çok korkar.
    Leonardo Da Vinci