• Kötü Huyluluk. Kuşkusuz yeterince büyük bütün memeli türleri bir insanı öldürebilir. Domuzlar, atlar, develer, sığırlar insan öldürmüştür. Yine de bazı büyük hayvanlar çok daha kötü huyludur ve ötekilere göre iflah olmaz derecede tehlikelidir. Evcilleştirilmeye görünüşte en uygun pek çok aday insanları öldürme eğilimleri yüzünden elenmiştir.
    En açık örneklerden biri boz ayıdır. Ayı eti pahalı bir yiyecektir, boz ayıların 900 kiloyu bulanları vardır, (avcılıklarının üstüne yoktur ama) temelde otoburdurlar, bitkisel yiyecek yelpazeleri çok geniştir, insanların çöpleriyle semirirler (bu yüzden de Yellowstone ve Glacier Ulusal Parkı’nda büyük sorunlara yol açarlar), oransal olarak hızlı büyürler. Boz ayılar bir yere kapatıldıklarında uslu dursalar et üretimi için onlardan iyisi olmaz. Japonya'da yaşayan Ainular bir törenin parçası olarak boz ayı yavrularını düzenli biçimde yetiştirerek bu deneyi yaptı. Anlaşılabilir nedenlerden dolayı Ainular yavruları bir yaşında kesip yemenin akıllıca bir şey olacağını anladılar. Boz ayıları bir yıldan daha uzun bir zaman elde tutmak intihar demek olurdu; uysallaştırılmış yetişkin bir ayı bilmiyorum ben.
    Aynı derecede apaçık nedenlerden dolayı evcilleştirilememiş olan bir başka olası aday da Afrika mandasıdır. Çabuk büyüyerek bir ton ağırlığa ulaşır, iyi gelişmiş aşamalı bir üstünlük düzenine sahip sürüler halinde yaşarlar, bu özelliğin erdemleri aşağıda tartışılacaktır. Ama Afrika mandasının büyük memeli hayvanlar içinde en tehlikelisi, en güvenilmezi olduğu düşünülür. Onu evcilleştirmeye çalışacak kadar aklından zoru olan biri ya çabalarken ölmüştür ya da manda fazla büyüyüp iğrençleşmeden önce mandayı öldürmüştür. Aynı şekilde dört tonluk otobur gergedanlar da o kadar tehlikeli olmasalardı harika birer çiftlik hayvanı olurlardı. Gergedanlar Afrika'da her yıl, aslanlar da içinde olmak üzere, öteki memelilerin öldürdüğünden fazla insan öldürürler.
    Azgınlıklarıyla ün salmış bu adayların elenmiş olmasına şaşıracak insan azdır. Ama tehlikeleri o kadar iyi bilinmeyen başka adaylar da söz konusudur. Örneğin, yaban at ailesine giren türlerin sekizi huy bakımından büyük farklılıklar gösterir, oysa bu sekiz tür genetik olarak birbirlerine öylesine yakındır ki kendi aralarında çiftleşip (genellikle kısır olmasına karşın) sağlıklı yavrulara sahip olabilirler. Bunlardan ikisi, at ile (eşeğin atası) Kuzey Afrika eşeği başarıyla evcilleştirilmiştir. Kuzey Afrika eşeğinin yakın akrabası, yabaneşeği olarak da bilinen Asya eşeğidir. Batı uygarlığının ve evcilleştirilen hayvanların beşiği olarak da bilinen Bereketli Hilal yabaneşeklerinin anayurdunun sınırları içinde bulunduğu için eski halklar yabaneşekleriyle pek çok deney yapmış olsalar gerekir. Sümerlerden ve daha sonra anlatılanlardan öğrendiğimize göre yabaneşekleri düzenli olarak avlanıyordu, ayrıca yakalanıp eşeklerle ve atlarla melezleştiriliyordu. Eski metinlerde sırtlarına binmek ya da arabalara koşmak için kullanılan at benzeri hayvanlar olarak tanımlananlar belki de bu yabaneşekleriydi. Ama Romalılardan tutun da günümüz hayvanat bahçesi bakıcılarına kadar onlarla ilgili bir şeyler yazmış herkes onların çabuk öfkelenme, insanları ısırma huyundan söz etmiştir. Sonuçta ataları olan eşeklere başka bakımlardan benzemelerine karşın yabaneşekleri hiçbir zaman evcilleştirilememiştir.
    Afrika’ nın dört zebra türü daha da beterdir. Evcilleştirme çabaları onları arabalara koşmak kadar ileriye gitmiştir: 19. yüzyılda Güney Afrika'da koşum hayvanı olarak denenmişler, tuhaflıklarıyla ünlü Lord Walter Rothschild, Londra sokaklarında zebraların çektiği bir arabayla dolaşmıştır. Heyhat, zebralar yaşları büyüdükçe akıl almaz derecede tehlikeli olurlar! (Tek tek pek çok atın da kötü huylu olduğunu yadsımıyorum ama zebralar ve yabaneşekleri çok daha istisnasız böyledir.) Zebraların insanları ısırma ve bırakmama gibi sevimsiz bir huyları vardır. Bu yüzden de Amerika’daki hayvanat bahçesi bakıcılarını her yıl kaplanlardan çok zebralar yaralar! Ayrıca zebraları kementle yakalamak da gerçekten olanaksızdır -hatta atları kementle yakalayarak rodeo şampiyonalarını kazanan kovboylar için bile bu böyledir- çünkü kendilerine doğru uçarak gelen ilmiği izleme ve başlarını eğerek ilmiğe yakalanmama gibi şaşmaz bir yetenekleri vardır.
    Bundan dolayı bir zebrayı eyerleyip sırtına binebilen (olduysa) pek az kişi olmuştur, Güney Afrikalıların evcilleştirme hevesleri de yok olup gitmiştir. Avrupa muşunu ve Güney Afrika geyiğini evcilleştirmek için günümüzde yapılan ve başlangıçta umut verici görünen deneylerin daha başarılı olamamasında, tehlikeli olması muhtemel büyük bir hayvanın önceden kestirilemeyen saldırgan davranışlarının da payı vardır.
  • Biyolojik babamı arama yolculuğuma başladığımda, araştırmalarımın beni 1960'lı ve 70'li yıllarda California sakinlerini dehşete düşüren bir dizi vahşi cinayete götüreceğini tahayyül dahi edemezdim.
  • Kitapta, seri katil "Zodyak" olarak tahmin edilen Earl Van Best Jr.'ın gerçek yaşam öyküsü anlatılıyor. Peki Gary L.Stewark gerçekten seri katilin oğlu mu? Ne yazık yıllar sonra bile bu gerçek aydınlatılabilmiş değil. Belgesel seyreder gibi okudum.
  • Mutluluk en üst değerdeyken nasıl mutsuzluğa dönüşüyor dünya. Sonucunu öğreniyorsunuz homo sapiens lerde. Üzücü durum. Daha da esef duyulan insanların nasıl sorumsuz olduğu. Çevremizdeki ekolojik sistemi ve hayvanların yaşam alanını yok ediyoruz. Kendi rahatımız için. Ne istediğini bilmeyenlerden tehlikelisi var mıdır? Bu kitabi beğendiyseniz homo deus' u da almak isteyeceksiniz. Bi okuyun