Kaliteyi belki de sonsuz olanda aramalı. Bu kez yaşadıklarıma hayallerimi katamayacak kadar yorgunum. Bu da şekilci hassasiyetimden
kaynaklanıyor herhalde. Ulu bir suskunluğun içine patlayan bir şarkı,
kırıcı bir küskünlüğü parçalayan bir şiir, bir küçük öpücük tüm elektriğimi alıp götürmedi mi sanki! Şehir, çekiliyor. Şehir, çekildi!
Bana hiçbir sevgilim elleriyle üzüm yedirmedi. Bu gece baygın düşene kadar klasik müzik dinlemeli. Bir zamanlar çok sevdiğim bir arya
vardı. Hatırlamıyorum.
Hatırlatmayın.
Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor
Biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
Ayakta olmanın ne demek olduğunu
düşmeden anlayamaz insan derdi dedem
yalan!
dedem hiç konuşmazdı benimle dünya işlerinden
yedi yaşıma kadar sadece
dua etti ve namaz kıldı
yedi yaşımda öldü!
çok güzeldi ve çok sakallıydı
keşke büyüseydi de bana
ayakta kalmanın ne demek olduğunu
düşmeden anlayamaz insan deseydi
deseydi de ben
ben şimdi buracıkta bunları uydurmasaydım
keşke
ayakta olmanın ne demek olduğunu
düşmeden anlayamaz insan diye bir dua olsaydı
olsaydı da dedem ölmeden evvel
kulağıma mırıldansaydı
mırıldansaydı ve ben de ona deseydim
güzel dedem
düşmedim ama
ayakta da değilim!
var mı bu duruma uygun
bir ayet?
üstümü ara
cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa
ellerimi de kaldırdım bak
hazırım tutkumu tutukla
şiirsizim
bir şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun ?
ben bu şiiri kusarak yazdım