• Günaydın. .

    Sol yaninin yoklaması tutulmuştur
    Özlem,
    Sevda,
    Hüzün,
    Sabır,
    Dua..
    Buradadır hepsi
    Ve nice sevmelere kelime varsa teker teker yüreği geçir türküler Gecelerime gündüzlerime karşı bu sevgi sol yanıma razı olmuştur şükür vardır hatırlat yalanlardan Önce birkaç damla gözyaşı bırakır kendini Gecenin karanlığına bu Damlalar küçük de olsa da kaybolmayı hiç olmayı göze almışçasına seni Denizli'nin ulaşıp karışmak için sıraya girmiştir benim şehrin Deniz yoktur en önemlisi sen bana senin olduğun şehir lazım ötesi yok Sen de olsa şehrin ben yüreğini denizine Hazreti uyku düşünmeyince Nasibe özlemek hükümlünün Keser gecenin....
  • Mustafa ÖZTÜRK
    Hüzün acıyı bal eyler gibi yaşamak zorunda kalmanın damlamaz ve ıslatmaz gözyaşlarıdır.

    Geçmişte kalan ve bir daha aynıyla yaşanmayacak olan birçok şeyi derinden özletip hatırlatan, yine geçmişteki pek çok yaşanmışlığın asla yeniden yaşanmayacağını bilmenize rağmen nafile yere geri çağırmanıza sebep olan bir garip duygudur hüzün.

    Beklenmedik bir an ve zamanda kapınızı çalmasında sakınca olmayan, hatta size derinlik katan ama içinizde yuva yaptığı takdirde kanamamakla birlikte kabuk bağlamaz bir yara hâlini alan ve nihayet misafir gibi geldiği gözleriniz ve yüzlerinizdeki derin çizgilerin tapusuna da el koyan bir duygudur hüzün.

    Onca yıllık hayatta yaşanan sayısız acıların ve hatırı sayılır kayıpların yekvücut olup gözünüze ve yüzünüzdeki derin çizgilere gelip yerleşmesi ve bir daha da geri gitmemesidir hüzün...

    Kur’an’da “Ben üzüntümü ve hüznümü sırf Allah’a arz ediyorum” (Yûsuf 12/86) diyen Hz. Ya’kûb’tur hüzün.

    “Senetü’l-Hüzün”de hem biricik Hatice’sinin kaybına yanan hem de amcası Ebû Tâlib’e şehadet getirmeden göçüp gitti diye hayıflanan Rasûlullah’tır hüzün. Bu yüzden hüzün aynı zamanda “Hazret-i Hüzün”dür.

    Gençlik çağlarımızda Ahmet Özhan’dan dinlediğimiz bir şarkıda, “hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir, gönlümün kıyısına vurur” diye anlatılan duygudur hüzün…

    Evet, hüzün gönlün kıyısına vurur ama yaş kemale erdikçe daha bir şiddetli vurur. Çünkü olgunluk çağlarında hayat ileriye değil de geriye bakarak yaşandığından hüzün artık daimî yoldaş olur. Bu çağlarda hüzün gelir baş köşeye kurulur ve yürek de yoruldukça yorulur…
  • Vahşi Hz.Hamzayı Şehit ettiğinde Resulullah (S.A.V) onu şehit edenin Vahşi oldugunu öğrenmişti ve çok hiddetlenmişti, Zaman gececekti Vahşi bir vesile ile Müslüman olacaktı, Artık Vahşi Resullah’ın karşısında ama içinde bir korku içinde bir heyecan
    içinde bir sızı…

    “Ben geldim ya Resullah Müslümanım artık” diyecekti
    Resulullah (S.A.V) çok sevinecek çok mahzun olacaktı, o anda yüzünde bir hüzün Vahşiye bakıyordu Amcasını görüyordu sanki o anı, şehitlik anını..

    Sonrasında;
    ”Benim karşıma cıkmasan” diyecektı “seni gördükçe amcam gelıyor aklıma cok üzülüyorum”

    Emir telakki edecekti Hazretı Vahsi görünmeyecekti. Herkes mescitte, vahşi, sütunlar arkasındadır…

    Yaklaşamamak Resullaha (S.A.V) metreler mesafesınde olmak ama ona dokunamamak…
    Belki olsun diyecekti olsun müslüman oldum ya Ona Ümmet oldum ya, bu da büyük nimetti demiştir elbet..

    Sonrasında ResulAllah (S.A.V) vefat edecekti…

    Mescit öksüz,
    Mescit yetim,
    Mescit sahipsizdi sanki,
    Hazreti Vahşi söz vermişti ya yaklaşamıyordu mescide
    Sanki Resullah (S.A.V) hep oradaydı.

    Ve bir gündü…

    Hazreti Vahşi mescid arkasındadır,
    Yine üzgün,
    Gözleri yaşlı,
    Özlüyordu çünkü
    Dokunamamıştı Resullaha (S.A.V) ya…

    Ve o dem bir ses yükseliyordu
    Vahşiii…!
    Ne bekliyorsun? Mescit seni bekler,
    Gir artık mescite,
    Sanki zaman durmustu,
    Sanki mekan yok olmustu,
    Vahşi huzurdaydı..

    Sonrasında Yalancı bir peygamber cıkıyordu!
    Vahşi onu öldürecekti belliki bu şeref onu Resullaha (S.A.V) yakın kılacaktı..

    Ezgi bu satırlar üzerinden esinlenilerek yazılmıs kim dayanabilir ki 10 metre mesafede Resulullaha (S.A.V) dokunamamaya…

    Vahşi öyle bir sahabi
    Onun da imtihanı öyleymİş…

    Hani ezginin sözlerinde diyor ya:

    Taş bassın yerime dedi gönlüne..
    Emri olur başım gözüm üstüne..

    Bakmasın demiş birdaha yüzüme..
    Emri olur inansın bu sözüme..

    Almasın demiş adımı diline..
    Vay ben ölem atsın toprak üstüme..

    https://www.youtube.com/watch?v=4Co0PBbzBFU


    Hz. vahşi adı üstünde islamiyetle şereflendirmiştir yüce Allah(c.c.) ve Allahın Affettiği bi kimseyi peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)de affetmiştir. Buradan hidayeti sadece yüce Allahın vereceği başka bi kimsenin buna gücü ve kudretinin yetemeyeceği anlaşılmştır. Cennete kimin layık olduğuna sadece Yüce Allah karar verebilir başka kimsenin gücü yetmez..
  • "Yaz beni ey kalem !Kalbim hüzün denizine öyle bir daldı ki yürek okka,derya mürekkep şimdi."
  • "Sevdiğini kaybeden insanın gülümsemesinde bile hüzün vardır."
  • Sevgili Onun(Hatice'nin)ismini duyunca duygulanmıştı.
    "Hatice,"dedi."Onun gibi kadın var mıydı?Herkes beni yalanlarken o doğrulamıştı.Allah'ın dini hususunda bana hep destek oldu.Malını ve canını bu uğurda harcadı.Daha hayattayken Rabbim benimle onu müjdeledi.Cennette onun için zümrütten bir köşk yapılmıştı."
    Odaya derin bir hüzün çöktü.
    "O hayatta olsaydı..."
    Gözler yaşarmıştı...