Güneş

Ölüm kapını çirkin bir şekilde çalmadan sen ona güzelce koş.
Edebiyat
Tarihçi geçici bir olgular seçimi ve -kendisi gibi başkala­rınca da yapılmış olan- o seçimin ışığında o seçimin yapıl­dığı geçici bir yorumla işe başlar. Tarihçi, çalıştıkça hem yorum hem de olguların seçimi ve sıraya konması, birinin ya da ötekinin etkileşimiyle, ince ve belki bir ölçüde bilinç­siz değişikliklere uğrar. Tarihçi bugününün bir parçası ve olgularsa geçmişe ait olduklarından, bu karşılıklı etkileşim, aynı zamanda bugün ile geçmiş arasında bir karşılıklılığı işin içine katar. Tarihçi ve tarihin olguları birbirleri için gereklidir. Tarihçi olguları olmaksızın köksüz ve boş, olgular tarihçileri olmadan ölü ve anlamsızdır. Bundan ötürü, "Ta­rih nedir?" sorusuna ilk cevabım şu olacaktır: Tarihçi ile ol­guları arasında kesintisiz bir karşılıklı etkileşim süreci, bu­gün ile geçmiş arasında bitmez bir diyalog.
Tarih
Tarihçinin yazgısı insan doğasının bir yansıyışıdır. İnsan, belki ilk çocukluğu ve yaşlılığının sonu dışında, çevresiyle büsbütün ilişkili ve ko­şulsuz olarak onun etkisi altında değildir. Öte yandan, hiç­bir zaman da çevresinden tümüyle bağımsız ve onun kayıt­sız şartsız efendisi de değildir. İnsanın çevresiyle ilişkisi ta­rihçinin konusuyla olan ilişkisidir. Tarihçi olgulanrının ne aciz bir kölesi ne de zalim bir efendisidir. Tarihçiyle olgula­rı arasındaki ilişki bir eşitlik, bir alışveriş ilişkisidir. Düşü­nür ve yazarken bir an durup da "Ben ne yapıyorum?" so­rusunu kendisine soran her tarihçinin bildiği gibi, tarihçi aralıksız bir biçimde olgularını yorumuna, yorumunu da olgularına göre kalıplandırma süreci içindedir. Bunlardan birine öncelik vermek imkansızdır.
Tarih
Tarihçinin, ol­gularına saygı gösterme ödevi olguların doğru olmasını sağlama yükümlülüğüyle bitmez. Üzerinde çalıştığı konuy­la ve önerdiği yorumla şu ya da bu anlamda ilgili, bilinen ya da bilinebilecek bütün olguları işin içine katmaya çalış­malıdır.
Tarih
Tarih Üzerinden Postmodernizme Gönderme Olarak Kullanmalıyız Bunu;
Bir dağ, farklı görüş açılarundan farklı biçimlerdeymiş gibi gözükü­yor diye, bundan o dağın nesnel olarak hiçbir biçimi yoktur ya da biçimleri sınırsızdır sonucu çıkartılamaz. Tarihin ku­rulmasında yorum vazgeçilmez bir rol oynadığından ve va­rolan hiçbir yorum bütünüyle nesnel olmadığı için her yo­rumun bir öteki kadar iyi olduğu ve ilkece tarih olgularının aslında nesnel yoruma elverişli olmadığı sonucu da çıkmaz.