Bu kitap çok fazla övüldü. Hakkında o kadar çok yorum okudum, o kadar çok övgü dinledim ki merakımın haddi hesabı yoktu. Sonunda okuyabildim de. Sevdim mi? Sevdim. Beni herkesin bahsettiği kadar büyüledi mi? Maalesef hayır.
Kitabın bir akıl hastanesinde geçiyor olmasının da verdiği etkiyle karanlık bir havası vardı. Buna uygun olarak anlatımı da oldukça karanlık ve yüksek miktarda kuşku uyandırıcıydı. Bu okurken kitabın içerisine daha iyi girebilmenizi sağlıyordu. Anlatım konusunda yazar kesinlikle çok başarılıydı.
Kurgu da oldukça keyif vericiydi. Deliren bir eş, bir cinayet, çözülememiş bir gizem ve her şeyi çözmek için hevesli bir kişi. Konu bu şekilde bakınca aşırı orijinal ya da bambaşka hissettirmiyordu ama biraz önce bahsettiğim anlatım tarzıyla da birleşince kitap kendine özgü bir hava kazanmıştı.
Yalnız herkesi şoka sokan o sonu beni çok da şaşırtmadı. Genel akış içerisinde verilen detaylarda bir acaba dedirtti bana. Küçük bazı ipuçları bırakılmıştı oraya. Ama tabii olayların işleniş şekli bunların çok kolay bir şekilde gözden kaçırılmasına da müsaitti. Yine de biraz dikkat edince taşlar yerlerine oturuyordu bence. En azından ben her şey açığa kavuşmadan önce bir şeylerden şüphelendiğim için o ters köşe beni çok da şaşırtmadı.
Ama tabii bunu ben tahmin ettim diye kitabı kötüleyecek de değilim. Okuması keyifliydi, anlatım dili güzeldi ve kendi türünde de gayet başarılı bir kurguydu. Merak ediyorsanız çok da bekletmeden okumanızı tavsiye ederim. Fazlasıyla keyif alacağınıza inanıyorum. Biraz karanlık atmosferi olan, sizi gerim gerim gerecek bir psikolojik gerilim arayışındaysanız da şans vermenizi öneririm.