Ertesi günden itibaren tekrar yalnızlığa gömülmek niyetindeydim, ama bu kez bir hedefim vardı. Kendi evimde bile, insanların beni çalışma saatlerimde ziyaret etmelerine izin vermeyecektim, çünkü kitabımı okuma görevi, nezakete, hattâ iyi kalpliliğe ağır basıyordu.
1000Kitap
(...) bir türlü huzur bulamıyorum, bir türlü düzen oturmuyor, rüzgârda bir külüm ben, kendimden kaçağım ben, bir yerlerde bir hedefim var, ağırlık merkezim dışımda benim, hep elimi uzatıyorum, ama ellerim boş kalıyor, kök salamıyorum, emniyetsizim hep, insanların arasında yürüyorum, hepsi bir acayip, hepsi bana yabancı: Nerede, nerede beni durduracak eller, nerede hayatımı demirleyeceğim zemin...
Sayfa 68 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Hedefim, içimizin en derinlerinde gömülü gerçek benliğimizi gün yüzüne çıkarmaktır. Onun eksiklerini yok saymak yerine yüzleşmek, yaralarının üstünü kapatmak yerine kabullenmek, yanlışlarından kaçmak yerine düzeltmek, hatalarını savunmak yerine şifasını aramaktır.
Atımın beni hangi yola götüreceğine aldırış etmiyordum. Çünkü artık yeryüzünde hiçbir hedefim, hiçbir dileğim, hiçbir umudum yoktu.
Benim de bir yârim var, davam var, gayem var: İnsan yetiştirmek, memleketimin dinini, imanını, irfanını, ahlâkını kurtaracak bir nesil yetiştirmek... Gayem, aşkım, hedefim budur. Bu büyük gayeme ermek için, ağyarın, düşmanların, rakiplerin kahrını çekerim; ezalarına, cefalarına tahammül ederim...
Sayfa 232 - MED Kitap
Alıntı
Bir dizi eşyayı içgüdüyle seçtikten sonra önümüze koyup, onları bir hikâyeyle birleştirip, kahramanların hayatlarına nasıl katabileceğimizi düşlüyorsak, bir roman çatmaya başlamışız demektir... bizi bir olay örgüsüne ve oradan da bir romanın tutarlı, zengin ve insani âlemine götürebilmesi için alıp biriktirdiğimiz eşyalarla duygusal ilişkiler kurabilmemiz gerekir. Bizde duygusal, şiirsel bir etki uyandıran eşyaları ancak bir sıraya dizerek bir ro-manı düşleyebiliriz. Eşyaların bizde duygusal bir etki yaratması, hatıralarımızı canlandırma gücü taşıması için en uygun durum tabii ki aşktır. Ben romanımı yalnızca bir müze kurmak için de-ğil, aşk dediğimiz duyguyu kendimce çözümleyebilmek için de kuruyordum. Romandaki ilk hedefim müze değil, aşk dediğimiz karmaşık, psikolojik, kültürel, antropolojik şeyi soğukkanlılıkla anlatmak-tı. Aşkı yüksek bir yere koyup, sevilen şarkılarda yapıldığı gibi, "Aman ne güzel bir duygu!" demek istemiyordum. Bu duyguyu -tıpkı bir trafik kazası gibi hayatta başımıza gelen ve çoğu za-man bize istemediğimiz kadar acı veren bir şey olarak anlatmak istiyordum. Masumiyet Müzesi her şeyden önce aşk hakkında bir düşünmedir.
Sayfa 499·Kitabı okudu