• Çok yakın zamanda bir dizi izledim,"Anne with an E" diye.Ozellikle ikinci sezonda bazı zoraki verilmeye çalışılan mesajları görmezden gelebilirsek;genel itibariyle özellikle hayata ve sahip olduklarimiza karşı tatlı bir uyanış hissi veren,oyunculuklarıyla muhtesem bir diziydi.Hmm..ne alaka diyeceksiniz işte orada Anne var ya kitap okumayı çok seviyor ve Jane Eyre'nin de farklı bir yeri var, onun için.Bundan dolayı listemde olmasına rağmen geciktirdigim ve bir an önce merak edip öne aldığım bir kitap Jane Eyre.Jane Eyre'yi okuduktan sonra Anne'in neden sevdiğini anladım tabiki çünkü kendi yaşamından izler taşıyor.

    Jane Eyre Victoria döneminde yazılan ,o döneme dair sosyal bir eleştiri getirilen ,din ve kadının toplumdaki fotoğrafının büyütülüp cercevelenerek gözler önüne serildiği aşk romanindan da ötesi bir kitap.Anna Karenina var ya o tarz gibi düşünün ama Jane Eyre daha sevimlisi :))Klasikler hep söylüyorum ya bambaşka bir lezzet bırakıyor damağımda.İnanin birkaç gün oldu bitireli ama halen daha aklımda.Jane Eyre akıcı bir kitap ama kolay ilerlemiyor kelimeler o kadar dolu ,o kadar yoğun ki ...Kendimi okyanusta kürek çektikce ilerleyemeyen ,yerinde sayan birisi gibi hissettim.Charlotte Bronte'in da yaşamından izler taşıyan ve güçlü kadın ozleminin portresini çizdiği feminist bir edebiyat.

    Hatta yazar o dönemde bir eserini erkek ismiyle bastırmış düşünün dönemin baskısından dolayi.Yazarın kelimeleri o kadar lezzetli ki o ince ruhunu kalbinden mürekkeple satırlara nakış nakış dokumus adeta.Bundan dolayı ruhunun incelik ve guzelliginden dolayı çok sevdim yazım tarzını.Betimlemeler ve karakter analizleri harika.

    Gelelim Jane Eyre'ye küçük yaşlarda anne ve babasını kaybediyor.Bunun üzerine bakımını üstlenen amcasının da vefatı üzerine ,yengesine Jane Eyre'ye sahip çıkılması için vasiyet ediliyor.Ancak sadık yengesi (!),küçük kıza hayatı dar edecektir.Ozellikle oğlu var ya Jane Eyre'yi her gördüğünde insanlık onurunu çiğneyip,kendisine zulmedecektir.
    Bundan dolayı çok sinir oldum o çocuğa her olaydan masum masum çıkması yok muydu ? Jane Eyre küçük yaşlardan itibaren kitap okumayı çok seviyor ,ben de onu seviyorum.Arkadaslar sizde de öyle oluyor mu bilmiyorum okuduğum kitaplarda karakterler kitap okumayı sevince içim kıpır kıpır bir heyecanla doluyor.Ayri bir sempati besliyorum yani.Neden acaba ? :))Jane Eyre'nin yaşamının bir bölümünde ,Martin Eden'den izler görmeniz mevcut.Onun mucadeleciligi,azmi,pes etmeyisi vs.Martin Eden'in o yönünü nasıl taktir ettiysem;Jane Eyre'nin sadık emanetcisi (!) yengesinin kendisini bir rahip okuluna teslim edisiyle oradaki tüm zorluklara rağmen aşkın bir gayret göstererek , kabuğunun dış ceperlerini asarak kendisini geliştirmesi taktire şayandi.Cok kısa bir süre içerisinde dil yönüyle ,resim yapma yönüyle ,genel kültür yönüyle ,hanımefendilik ve nezaket yönüyle,haksızlığa mücadele edişi yönüyle ,yardımseverliği ve fedakarlığı yönüyle bambaşka bir Jane Eyre doğacak karşımıza.

    Jane Eyre'nin yetim okulunda kaldığı müddetçe ,ayni zamanda papaz olan ,Lowood okulunun da müdürünün eylemleri ve söylemleri arasındaki uçuruma sasirmayacaksiniz.Bir de küçük yaşlardaki çocuklara (10 yas-) o dönemde dinin baskı yönünü ve korkutucu bir öcü gibi yansıtılması,öğrencilerin yaptigi her olumsuz davranışa 'nedamet ve itaat' hislerini uyandırmak için Cehennem tokmagini sürekli eline alması sinir bozucuydu.

    Kendi ailesi safahat içerisinde yasarken, hani şimdilerde de durum farksız değil dinin kullanılarak okulun öğrencilerini en temel ihtiyaçlardan (yeme ihtiyacı ,giyinme ihtiyacı ,terzi işleri,ısınma ihtiyacı vs) mahrum etmesi tezatligi karşısında bir yandan kizacaksiniz bir yandan da öğrencileri bekleyen hazin son karşısında gözyaşlarıniza hakim olamayacaksiniz.Ozellikle Helen guzel ruhlu meleğim ,yüreğime oturdu o gidişin.O öğretmenin haksız yere sana zulmedisi.Dayakla seni yola getireceğini sanması düşüncesi ! yaraladı beni.

    Jane Eyre Lowood 'da birikimlerini zihninde ve kalbinde koleksiyon yaparak ,Thornfield Malikanesi'ne 18 yaşlarında mürebbiye olarak yaşamına devam edecektir.Burada da sosyal sınıf arasındaki uçurumu,insanın parası varsa karakterinin de yüksek tutulduguna ,ayrica maddiyati nispetinde bağımsızlığa hak kazandığına yine var'liginin ve bağımsızlığının ölçütünün zenginliğiyle orantılı olarak 'insan' olma vasfının gereklerini sözde yerine getirdiğine acı acı şahit olacaksınız.Dünyalı iseniz şayet sizden kiymetlisi yok.Ayrica iç güzellikten ziyade dış guzellik de insan (!) yerine konmanın vasıfları arasında.
    Mr.Rochester ile Jane Eyre'nin yolları bu malikanede kesisecek.Jane Eyre'nin açık sözlüğü ,yüce ruhu,fedakarlığı ,yardımseverliği,
    zorluklara karşı sabırla mücadele edişi,hassas kalbi,inadı,karakterinden ve değerlerinden zerre taviz vermeyişi Mr.Rochester için disardaki dünyaya kıyasla bambaşka dünyalarının kapısını açacaktır.Bundan da önemlisi yüreğini fethedecektir.

    Aşklarina değinmek istemiyorum ,siz okuyun bence gelişmeleri.Ancak o dönemde de rahiplerin aşkları üzerinde ne denli söz hakkı sahibi olduğunu fark edeceksiniz.Mübareklerin ağzından çıkan bir kelime (!) gidişata takılan gizli akıntı misali çok farklı yerlere sürükleyecektir olayları.Yine St.John da olduğu gibi o da bir papaz niyeyse papazlar hep sert var ya.Yahu yumuşak dilin acmayacagi kapı yoktur nedir bu dilinizin keskinliği anlam vermiş değilim yani.Yumusaklikla ,sevgiyle tüm müşküller halledilir neden zora sokuyorsunuz..Neyse St.John'un da dinin hükümlerini yerine getirirken, ötelere talip olmak için yasamindakileri,sevgiyi ,aşkı elinin tersiyle ötelemesi tasvip edilir bir durum değil.Sadece kendi cennetini inşa etmek için başkasının ruhunu merdiven olarak kullanıp yükseklere tirmanma garabeti içerisinde oluşu ne hazin !

    Jane Eyre bazen kızdım sana ya.Neden o kadar gurur yapiyorsun? Ama şunu söyleyeyim Mr.Rochester'in sevgisini dile getirisi ,Jane Eyre'nin de ".....,efendim" diye o güzel sözleri karsilayisi yok mu eridim bittim o ince ruhu karşısında.Jane Eyre sevgiye,sicak yuvaya ,dostluğa ,sefkate aç birisi.Bundan dolayı sahip olduklarına şükreden ,kıymet bilen cömert bir kalbe sahip.Ona göre sevgi ve şefkat duyguları servetlere degisilmeyecek kadar kıymetli.Hani Anne dizisinde geçiyor ya "önemli olan dünyanın sana ne sunduğu değil ,senin dünyaya ne kattığın" diye işte Jane Eyre yaşama;karakteri ve ruhuyla yazarın deyimiyle özel lezzette bir çeşni .

    Jane Eyre hayattaki olumsuzluklar karşısında pes etmeyip ,mücadele eden özgür bir ruh.Ruhunu mala ,mülke satmamis yani.Bundan dolayı o dönemde alışkın olunmadık bir yaşam sergileyerek gönüllere girebiliyor rahatlıkla.Jane Eyre eşitlikten yana hani evli bile olsak ben calismaliyim,kendi ayaklarım uzerinde olabilmeliyim düşüncesinde.

    Jane Eyre'yi kendisinin ağzından yer yer sizi de olaylara dahil ederek "Sevgili Okuyucum" şeklinde dertleserek buluyorsunuz.Samimiyeti sizi ısındırıyor, gönlünüzle hallestigi için.

    Jane Eyre yüksek bir ruha sahip.Ruh insanı yani.Nedense bambaska hisler uyandırdı bende .Yüksek ideallere dilbeste olan kendisini yalnız ve yalnız insanlığın yararına adayan,cehennemi yolun süslü döşemeleri olan güzelliklere takılmayıp,cennet yolunun zorluklarına katlanabilen,yüksek mefkure ile ideallerini derinleştiren,bedeni arzu ve istekleri karşısında dimdik duran,cismaniyetinin altında ezilmeyip her zaman ruhunu kanatlandırabilen,cennetleri gönlünde duyabilen ve yasayabilen esref-i mahlukatın tarifi bir yönüyle.

    Son olarak Anne'in sözüyle devam edersek;
    "Büyük fikirleri ifade etmek için büyük kelimeler gerekli değil mi ?"

    Jane Eyre'nin sözünü de unutmayalım:"Hayat benim için kin beslemek ya da yanlışlıklara odaklanmak için fazla kısa."

    Keyifli Okumalar...
  • Günümüzde insanlar güzelleşmek amacıyla her yıl, her mevsim, her gün, her gece ve her saniye çirkinlikleri biriktiriyorlar; uzun bir ömür (sanıyorum), ömürlerinin son gününde herkesi Truvalı Güzel Helen' e ve Sokrates' e eşit kılardı. Helen o zaman Sokrates' den daha güzel olmazdı: Sokrates' i beklemekle yetinirdi, birlikte hayata güzel olarak veda ederlerdi.
    José Saramago
    Sayfa 228 - Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Helen Keller e sormuslar kor olmaktan daha kötü ne olabilirdi diye.
    O da : "gorme yetisiyle doğup etrafındakileri gorememek" demis.
  • Seçilmiş çok güzel başarı sözleri; başarılı olmak için mutlaka okuyun…

    Nerede olursanız olun, elinizdekilerle yapabileceğinizi yapın. Theodore Roosevelt
    İnsan sahip olduklarının toplamı değil, fakat henüz gerçekleştiremediklerinin toplamıdır. Jean Paul Sartre
    İnsanın yaşam düzeyini bilinçli bir çabayla yükseltme konusundaki tartışma götürmez yeteneğinden daha cesaret verici bir gerçek bilmiyorum. Henry Davıd Thureau
    Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil. Ben Sweetland
    Ahlak konusunda en önemli dersler kitaplardan değil, yaşanan deneyimlerden alınır. Mark Twaın
    Deneyim düşüncenin, düşünce ise eylemin çocuğudur. B. Dısraelı
    İnsanlar öğrenme dürtüsüyle doğarlar. Öğrenmeye karşı merak ve bundan duyulan zevk insanın doğasında vardır. Bunlar bebeklikten başlayarak zamanla yok edilir. W.E.Demıng
    Coşku, zekadan daha önemlidir. Albert Eınsteın
    Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak, hele başarı ile sonuçlandırmak çok zordur. Ziya Gökalp
    Başarının sırlarından biri, geçici başarısızlıkların bizi yenmesine izin vermemektir. Mark Kay
    Yapabildiğimiz herşeyi yapsaydık, buna kendimiz bile şaşardık. Thomas Edison
    Başkaları için duyduğun kaygı, kendin için duyduğun kaygıların önüne geçtiği zaman olgunlaşmışsın demektir. John Mac Noughton
    Zenginlik ve güzellikle birlikte bulunan ihtişam geçicidir ve kolay zedelenebilir. Erdemse muhteşem ve ölümsüz bir servettir. Sallust
    Başkaları yararına iyi bir şey yapmak görev değil, zevktir. Çünkü sizin sağlık ve mutluluğunuzu artırır. Zoroaster
    Bir şey biliyorum, o da hiçbir şey bilmediğimdir. Sokrates
    Engeller beni durduramaz, her bir engel kararlılığımı daha da güçlendirir. Leonardo da Vinci
    Üstelemek başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun süre ve yüksek sesle çalarsanız, birilerini uyandıracagınızdan emin olabilirsiniz. Henry Wadsworth Longfellow
    Bir kitap bir aynadır. Ona bir eşek bakacak olursa karşısında elbette bir evliya görmez. Goergo C.Lıchtenberg
    Öykü sözcüğünün kökeni depo kelimesidir. Bu nedenle öykülerin birer depo oldukları söylenebilir. Şeyler öykünün içinde saklanırlar ve bu şeyler anlamdır. Mıchael Meade
    Çömez yakınıyormuş: “Bize öyküler anlatıyorsun ama anlamlarını açmıyorsun.” Usta yanıt vermiş: “Biri sana meyveyi çiğneyerek ikram etse hoşuna gider miydi?” Paul Brunton
    Oğlum, bütün hayatımı kolların ve ayakların belirlemeyecek. Hayatına asıl yön verecek olan beynin ve kalbindir. Bir şeyi gerçekten istiyorsan, bütün engelleri yenip ona ulaşabilirsin. Shelton Skelton
    Dünyanın acı ile dolu olduğu doğrudur ama bir çok insan da bunun üstesinden gelmektedir. Helen Keller
    Büyük düşler kuranlar düşlerini gerçekleştirmez, aşarlar. Alfred Lord Whıtehead
    Arzu varsa çözümde vardır. Anonim
    Olumsuz düşünceleri zihinsel canavarlar halini almadan önce yok edin. Anonim
    Sizi korkutan her deyim size güç, cesaret ve güven kazandırır. Kendinize “Ben bu dehşeti yaşadım. Bundan sonra gelecek şeylere hazırım” dersiniz. Eleanor Roosevelt
    Kimi insanlar yaşamımıza girer ve çıkarlar. Kimileride bir süre yaşamamızda kalır ve kalbimizde ayak izlerini bırakırlar, o zaman bir daha asla aynı insan olamayız. Anonim
    İnsanın ruhu felç olmaz. Soluk alabiliyorsanız, düş de kurabilirsiniz. Tavuk suyuna çorba
    Yeterince sevginiz varsa dünyada ki en mutlu ve en güçlü insan olursunuz. DR. Emmet Fox
    Hata değil çare bulun. Henry Ford
    Annem Help, “Herkesin kaderini kendisinin çizdiğine inanırım. Yaradanın sana verdiğiyle en iyisini yapmalısın” derdi. Forrest Gump Filminden
    Düş kurmak değil, bir düşe sahip olmamak budalalıktır. Clıff Clavın, Cheers
    Başkalarına yardımcı olmak için elinize her zaman büyük fırsatlar geçmez, ama küçük fırsatlar hergün çıkar. Sally Koch
    Deneyim: En acımasız öğretmen odur. Fakat en iyi öğretmen de odur. C.S. Lewıs
    Düşünceli olun, çünkü karşılaştığınız herkes inanın en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor. Plato
    “Sana bütün bunları kim öğretti, Doktor?” Yanıt anında geldi. “Acı çekmek.” Albert Camus, Veba
    İnsan yaşamanın amacı başkalarına hizmet etmek, şefkat göstermek ve yardımcı olmayı istemektir. DR. Albert Schweıtzer
    Kendinizi tanıyıp ifade etmek onu inkar etmekten çok daha kolaydır ve başarırsanız lidelikte ödüllendirilirsiniz. Warren Bennıs
    Bir değişim, bze gelişme fırsatını sağlayacak olan bir sonraki değişime yol açar. Vıvıen Buchen
    Başarıya ulaşıp sıcrama yapan bireyler, aynı zamanda değişimin ustaları olacaklardır. R. Kanter
    Başkası düştü mü, “çürük tahtaya basmasaydı” deriz. Kendimiz düşünce, bastığımız tahtanın çürük çıkmasından şikayet ederiz. Cenap Şehabettin
    Dünyada bir çok kabiliyetli kişiler, küçük bir cesaret sahibi olmadıkları için kaybolurlar. Sydney Smıth
    Durmak ölüm, taklit uşaklıktır, çalışmak ve yetişmek ise hayat ve hürriyettir. L.Y. Rauke
    Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz. Cladue Bernard
    Mevcut bilgi birikimimizle öyle sorunlar yaratırız ki aynı birikimimiz bu sorunları çözmemize yetmez. A. Eınsteın
    Bilgi, tek başına ekonomik bir kaynak değildir. Bilgi alınıp satılamaz, sadece bilgiyle yaratılanlar alınıp satılabilir. P.Drucker
    Hayatta rasladığım herkes, bir bakımdan bana üstüdür. Bu yüzden kendisinden bir şeyler öğrenebilirim Emerson
    İlk çağlarda güçlü olan, endüstri çağında zengin olan kazanırdı. Bilgi çağında ise bilgili olan kazanacaktır. A. Toffler
    Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşısındakilerinin anlayabiceği kadardır. Mevlana
    İlim ilim demektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır. Yunus Emre
    Tez elde edilen başarı, insanı kararsız ve maceraperest yapar. Bacon
    Güçlükler başarının değerini artıran süslerdir. Molıere
    Hayatta başarılı olanlar, kendilerine gereken bilgileri öğrenmekten bir an geri kalmazlar ve hadislerin sebeplerini her zaman araştırırlar. Rudyard Kıplıng
    Ne başarırsanız başarın, size yardım eden mutlaka vardır. Athea Gıbson
    En sıradan iş bile büyük başarılar getirme potansiyeline sahiptir. H.Jackson Brown
    Başarılarını gizlemek en büyük başarıdır. La Rochefoucauld
    Okunu hedefden öteye atan okcu, okunu hedefe ulaştıramayan okcudan daha başarılı değildir. Motnagıne
    Para asıl parayı çekerse, başarı da başarıyı çeker. Chamfort
    Büyük işler başarmak isteyen kimse, ölüm yokmuş gibi davranmamalıdır. Vauvenaroues
    Başarı isdediğini elde etmek, mutluluksa elde ettiğini sevmektir. Brown
    Büyük aşkların ve büyük başarıların büyük riskler içerdiğini unutma. Kim iyi yaşamış, bol bol gülmüş ve çok sevmişse, başarıyı yakalamış demektir. Bessıe Anderson Stanley
    Ders alınmış başarısızlık başarı demektir. Malcom S. Forbes
    Başarı insana belki çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. Çin Atasözü
    Mağlubiyete uğrayınca ümitsizliğe kapılma, her başarısızlıkta bir zafer arzusu yatar. Germaın Martın
    Başarısızlıklar, kuvvetlilere daha da kuvvet verir. Saınt Exupery
    İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir. Andre Gıde
    Her şeyin mühim noktası, başlangıçtır. Eflatun
    Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur. Cıcero
    Ya başlamamalı, ya daa bitirmeli. Ovıdıus
    Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi adamlarının sayısı ile belli olur. Victor Hugo
    Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar. Hz. Ali
    Basit bir adamın elinden geleni yapmaya çalışması, zeki bir adamın tembelliğinden iyidir. G. Gracıan
    Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olamk şartdır. Balzac
    Hiçbir şeye cesaret etmeyen, hiçbir şeye beslemsin. Schıller
    Bilgi insanı şüpheden, iyiylik acı çekmekten, kararlı olmak korkutan kurtarır. Konfüçyus
    Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefelerini bastırmayan insan pek enderdir. Byron Langenfeld
    Büyük adam büyük olduğunu; fakat büyüklüğünün küçüklük olduğunu bilir. Andre Mauroıs
    “Bundan yirmi yıl sonra yapyınız şeylerden dolayı, yaptıklarınızdan daha fazla pişman olacaksınız. Öyleyse demir alın ve güvenli limanlardan çıkın, rüzgarları arkanıza alın, araştırın hayal edin ve keşfedin.” Mark Twaın
    İyi bir kafaya sahip olmak yetmez; mesele onu iyi kullanmaktır. Rene Descartes
    İnsan beyni sahibinin ihtiyaçlarından fazla gelişmiş bir araca benzer. A. R. Wallece
    Hayal gücünden daha önemlidir. Albert Einstein
    Yapacağın ilkşeyi kafanda net olarak görmelisin. Alex Moorison
    Güzel cevap her zaman daha güzel soruyu sorana verilir. E. E. Cummings
    En büyük zaman hırsızı kararsızlıktır. C. Floru
    İyiliği, hastalığı, sefaleti, mutluğu, zenginliği, fakirliği yapan zihindir. Edmund Spencer
    Vücutlarımız bahcemizdir? Niyetlerimiz de bahcıvanımızdır. William Shakesreare
    Gerekeni yap ve güce sahip ol. Emerson
    Gülümseyin: öyle samimi ve sıcakolun ki her sıktığınız ele, ruhunuzu da katın. Dale Carnegia
    Akli resimler zihni kalıbımızın biçimlenmesine yardım eder. Robert Collier
    “Vereceğimiz bilinçli komutlarla beyin merkezlerimizi geliştirebilecek, böylece şimdilerde düşleyemeyeceğimizi kullanabileceğiz”. DR. Frederic tilney
    “Harukulade şeyler ancak, içlerindeki bir şeyin koşulların üzerinde olduğuna inanma cesaretini gösterenler tarafından yapılmıştır.” Barton
    Yapabilirler çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar. Virgil
    İnsanlar arasında fark ufaktır. Ancak bu ufak fark büyük farklılığa yol açar. Ufak farklar tutumlardır. Büyük farklılık ise bu tutumun olumlu veya olumsuz olduğudur. C.Lement stone
    “Ben hayatımın hiçbir anında karamsallık nedir tanımadım.” M. Kemal Atatürk
    “Güzel bir düşünce de ibadet sayılır.” Ahmet İbşihi
    Büyük adamlar olmassa hiçbir şey başarılmaz, insanlar da ancak karar verilirse büyük olabilirler. Gaulle
    Kararlılık insan iradesinin uyandırma zilidir. Anthony Robbins
    “Yapmak istediğin herşeyi düşünerek karar ver, verdiğin kararıda mutlaka gerçekleştir. Benjamin Franklin
    “Kişinin geleçe dönük umutları şimdiki gücünün kaynağıdır.” Maxwel
    “Bilinçlik potansiyeli, insan tarafından henüz keşfedilmemiş, en son ulaşılabiliecek alan olarak kalmıştır. Henüz keşfedilmemiş bir ülke gibidir.”
    Limiti koyan zihindir. Zihin bir şeyi yapabileceğini kestirebiliği kadar başarılı olur.
    Yüzde 100 inandığın sürece her şeyi yapabilirsiniz. Arnold Schwarzenegger
    “İnsan yalnız tek bir istemeli ve durmadan hep onu istemeli, o zaman onu elde edeceğimizden emin olabiliriz.” Andre Gide
    “Eğer hepimiz, yapabileceğimiz her şeyi yapsaydık, şaşkınlıktan kendi aklımızı başımızdan alırdık. Thomas Edison
    “Konsantrasyon, bezginlik duymadan fiziksel ve zihinsel enerjiyi tek bir noktaya sürekli uygulama yeteneğidir.” Thomas Edison
    “Yetenekler ortaktır; herkes onlara sahiptir ama nadir olan yeteneklerimizin bizi götürdüğü yere gitme cesaretidir.” Anonim
    Allah´a dyan, sa´ye sarıl, hikmete ram ol? yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. Mehmet Akif Ersoy
    Eğer sizde deha varsa çalışkanlık bunu inkişaf ettirir. Eğer yoksa onun yerini doldurur. Reynolds
    “Gerçek başarı başarısızlık korkusunu yenebilmektir.” Sweeney
    “Ne geçmiş vardır ne gelecek; sadece sonsuz bir şimdi vardır.” A. Cowley
    Büyük adamlar olmassa hiçbir şey başarılmaz, insanlar da ancak karar verilirse büyük olabilirler. Schopen haver
    “Benim kuşağımın yaptığı en büyük keşiflerden biri, insanın düşüncelerini değiştirerek yaşamını da değiştirebileceği gerçeğini bumasıdır.
    “Başarı,küçük hataların ve başarısızlıkların biraz ilerisinde duran şeydir.” T. J. Watson
    “Akıl kendi başına cenneti cehennem, cehennemide cennet yapabilir. ” John Milton
    “Bazı kimseler güllerin dikeni olduğundan yakınırlar. Ben dikenlerin gülü olduğuna şükrederim.” Alphonse Kann
    Kişinin geleceğe dönük umutları şimdiki güçünün kaynağıdır. Maxwel
    Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar.” Emile Raux
    Bir gemi doğuya gider, biri batıya. Esen aynı rüzgarla: hangi yöne gidebileceğini belirleyen rüzgar değil, yelkendir. Ella Wheeler Wilcox
    Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz. Cladue Bernard
    Ölçülebileni ölç, ölçülenmeyeni ölçülebilir yap. Doğanın kitabı matematiksel bir dille yapılmıştır. Galileo
    Bazı yenilgilerin nedeni, insanların işi yarıda bıraktıklarında, başarıya ne kadar yakın olduklarını bilememeleridir. Thomas Edison
    Pek çok konuda başarı, başarmanın ne kadar vakitalacağını bilmeye bağlıdır. Montesgieu
    Gücünü aşan rolü üzerinde alırsan, bu rolü, iyi oynamadığın gibi yapabileceğin rolüde terk etmiş olursun. Epiktotes
    Demir mıklatısa aşıktır. Hep ona doğru koşar, zaferde sabra aşıktır ve devamlı ona koşar. Sühreverdi
    Beklemeyi bilen insan herşeyi elde edebilir. Benjamin Disraeli
    Dünyada yeteneksiz insan yoktur. Sadece iyi eğitilmemiş ve iyi yönlendirilmemiş insanlar vardır. Angle Peartri
    Kendi kendisiyle barış yaşamak istiyorsa; müzisyen müzik yapmalı, ressam reim yapmalı, şair şiir yazmalıdır. Abraham Mazlow
    Tembel insan yoktur. Sadece kendisine esin kaynağı oluşturacak kadar güçlü amaçları olmayan insanlar vardır. Anthony Robbins
    Hayatta yapabileceğiniz en büyük hata, sürekli bir hata daha yapacağımız korkusudur. Albert Hubbard
    Önce biz alışkanlıklarımızı oluştururuz, sonrada alışkanlıklarımız bizi oluşturur. John Dryden
    Alışkanlık hizmetkarların en iyisi, efendilerin en kötüsüdür. Nathanıel Emmons
    Başarının sırrı işini tatile çevirmektir. Mark Twin
    İyi yada kötü bir şey yoktur, fakat biz düşüncelerimizle iyi veya kötüyü yaratırız. William Shakespeare
    Her eylemin atası düşüncedir. Ralph Waldo Emerson
    Nerede olursanız olun, elinizdekilerle yapabileceklerinizi yapın. Theodore Roosevelt
    Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir. Latin Atasözü
    Kişisel başarı için televizyonunuzu öldürün. Steve Chandler
    Nerede olursanız olun, elinizdekilerle yapabileceklerinizi yapın. Alex Morrison
    Cesaretimi kaybetmiyorum, çünkü vazgeçilen her yanlış girişimileri doğru atılmış yeni birr adımdır. Thomas Edison
    En iyi dost, bendeki en iyi yönleri ortaya çıkaran insandır. Henry Ford
    Yapabileceğinize de inansanız, haklı çıkarsınız. Henry Ford
    İnsanın sağlığını koruyan iki faktör vardır. İşini sevmesi ve hayatı sevmesi. Sigmund Freud
    Stresten kurtulmak için görevini en iyi şekilde yapın. Hans selye
    Yapmak istediğiniz şeyi düşünerek karar ver, verdiğin kararı da mutlaka gerçekleştir. Benjamin Fraklin
    Batan güneş için ağlayın, yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin. Dale Carnegde
    Başarıya ulaşamayanların yüzde doksanı yenilgiye uğramamıştır. Sadece pes etmişlerdir. Paul J. Meyer
    İnsan bir şeyi, çok ciddi olarak arzu etmeye görsün, hiçbir şeyi erişilmeyecek kadar yüksekte değildir. Hans C. Andersen
    Düşünceler gayeyi doğurur. Gayeler eyleme dönüşür, eylemler alışkanlıkları oluşturur. Alışkanlıklarda karakter belirleyerek kaderimizi tayin eder.
    Zor bir iş, zamanında yapmamız gerekip de yapmadığımız kolay şeylerin birikmesiyle oluşur. . Henry Ford
    Plansız çalışan kimse, ülke ülke dolaşıp hazine arayan bir insana benzer. Descartes
    Hepimiz zamanın kısalığında söz ederiz de; boş geçen zamanı nasıl geçireceğimizi bilmeyiz. Seneca
    Yapılmış küçük işler, planlamış büyük işlerden daha iyidir. nathanıel Emmons
    Düşündüğümüz şey yavaş yavaş biliçaltında kalıplaşmış gerçek bir deyimle kendini gösterir. Ernes holmes
    Rüzgarın yönünü tayin edemeyiz ama geminin yönün değitirebiliriz. Enaca
  • Tarihe ilgi duyan herkese şiddetle tavsiye ediyorum, özellikle antik çağ tarihi hakkında daha önce detaylı kitap okumamış kişilerin başlangıç niteliğinde merakla okuyacağı bir eser. Eser diyorum çünkü Antik Ege dünyasından Girit'e, Anadolu'ya kadar kurulmuş olan uygarlıkların gelişmesine ve günümüz Avrupa medeniyeti denen yapının temelinin oluşmasına şahit olacaksınız. Kitap içinde aynı zamanda Pers-Yunan çekişmesi, İskender ile yükselen Makedonlar, Helen çağı ve kurulan Helenistik uygarlıklar, İtalya'da kurulan Roma Cumhuriyeti'nin İmparatorluk oluşu, bölünmesi, Hristiyanlık ve Yahudilik ile iyice zayıflayan Roma'nın Germenler'ce yıkılması hakkında anlaşılır, detaylı ve doyurucu bilgiler mevcut. Kitabın bir iyi yanı da herkes tarafından anlaşılabilir olması, diğer iyi yanı da ayrıca belirtilmiş kaynaklar (Tarih okuyanların fazlasıyla işlerine yarıyacak nitelikte).
    Kitabın adı ne kadar "Antik Yunan ve Roma Tarihine Giriş" olsa da o dönemde yaşamış uygarlıklar hakkında kültürel, Yunan toplumu içerisinde yetişmiş filozoflar ve bölgenin coğrafyası hakkında bilgi içermesi konuyu kavrama açısından yardımcı.
    Kitap içerisinde bulunan görseller de iyi seçilmiş, kitap ile bağdaştığı için ayrı bir artı katıyor. Okuyanın pişman olmayacağı ve okurun ufkunun genişleyeceği bir kitap. Saygılarımla.
  • BBC Kültür, farklı ülkelerden yazarlara başvurarak kuşaktan kuşağa aktarılan, kıtaları aşan ve toplumu değiştiren hikâyeleri seçmelerini istedi.

    Nisan ayında yapılan ankette yazarlar, insanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediğini düşündükleri beş hikâye seçti. 35 ülkeden 108 yazar, akademisyen, gazeteci, eleştirmen ve çevirmenin sunduğu listenin ilk 100'e giren eserleri belirlendi. Bu liste, kimileri artık konuşulmayan 33 farklı dilden roman, şiir, masal ve oyun içeriyordu. İşte listedekiler:

    1. Odysseia (Homeros, MÖ 8. yy)

    2. Tom Amca'nın Kulübesi (Harriet Beecher Stowe, 1852)

    3. Frankenstein (Mary Shelley, 1818)

    4. 1984 (George Orwell, 1949)

    5. Parçalanma (Chinua Achebe, 1958)

    6. Binbir Gece Masalları (çeşitli yazarlar, 8-18. yy)

    7. Don Kişot (Miguel de Cervantes, 1605-1615)

    8. Hamlet (William Shakespeare, 1603)

    9. Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel García Márquez, 1967)

    10. İlyada (Homeros, MÖ 8. yüzyıl)

    11. Sevilen (Toni Morrison, 1987)

    12. İlahi Komedya (Dante Alighieri, 1308-1320)

    13. Romeo ve Juliet (William Shakespeare, 1597)

    14. Gılgamış Destanı (yazarı bilinmiyor, MÖ 22-10. yy)

    15. Harry Potter (JK Rowling, 1997-2007)

    16. Damızlık Kızın Öyküsü (Margaret Atwood, 1985)

    17. Ulysses (James Joyce, 1922)

    18. Hayvan Çiftliği (George Orwell, 1945)

    19. Jane Eyre (Charlotte Brontë, 1847)

    20. Madam Bovary (Gustave Flaubert, 1856)

    21. Üç Krallığın Hikayesi (Luo Guanzhong, 1321-1323)

    22. Batı'ya Yolculuk (Wu Cheng'en, 1592)

    23. Suç ve Ceza (Fyodor Dostoyevksy, 1866)

    24. Gurur ve Önyargı (Jane Austen, 1813)

    25. Su Kenarı (Shi Nai'an, 1589)

    26. Savaş ve Barış (Leo Tolstoy, 1865-1867)

    27. Bülbülü Öldürmek (Harper Lee, 1960)

    28. Geniş, Geniş Bir Deniz (Jean Rhys, 1966)

    29. Ezop Masalları (Ezop, MÖ 620-560)

    30. Candide (Voltaire, 1759)

    31. Medea (Euripides, MÖ 431)

    32. Mahabharata (Vyasa, MÖ 4. yy)

    33. Kral Lear (William Shakespeare, 1608)

    34. Genji'nin Hikayesi (Murasaki Shikibu, 1021 öncesi)

    35. Genç Werther'in Acıları (Johann Wolfgang von Goethe, 1774)

    36. Dava (Franz Kafka, 1925)

    37. Kayıp Zamanın İzinde (Marcel Proust, 1913-1927)

    38. Uğultulu Tepeler (Emily Brontë, 1847)

    39. Görülmeyen Adam (Ralph Ellison, 1952)

    40. Moby-Dick (Herman Melville, 1851)

    Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/vert-cul-44211996
    Devamı...
    41. Their Eyes Were Watching God (Zora Neale Hurston, 1937)
    42. To the Lighthouse (Virginia Woolf, 1927)
    43. The True Story of Ah Q (Lu Xun, 1921-1922)
    44. Alice's Adventures in Wonderland (Lewis Carroll, 1865)
    45. Anna Karenina (Leo Tolstoy, 1873-1877)
    46. Heart of Darkness (Joseph Conrad, 1899)
    47. Monkey Grip (Helen Garner, 1977)
    48. Mrs Dalloway (Virginia Woolf, 1925)
    49. Oedipus the King (Sophocles, 429 BC)
    50. The Metamorphosis (Franz Kafka, 1915)
    51. The Oresteia (Aeschylus, 5th Century BC)
    52. Cinderella (unknown author and date)
    53. Howl (Allen Ginsberg, 1956)
    54. Les Misérables (Victor Hugo, 1862)
    55. Middlemarch (George Eliot, 1871-1872)
    56. Pedro Páramo (Juan Rulfo, 1955)
    57. The Butterfly Lovers (folk story, various versions)
    58. The Canterbury Tales (Geoffrey Chaucer, 1387)
    59. The Panchatantra (attributed to Vishnu Sharma, circa 300 BC)
    60. The Posthumous Memoirs of Bras Cubas (Joaquim Maria Machado de Assis, 1881)
    61. The Prime of Miss Jean Brodie (Muriel Spark, 1961)
    62. The Ragged-Trousered Philanthropists (Robert Tressell, 1914)
    63. Song of Lawino (Okot p'Bitek, 1966)
    64. The Golden Notebook (Doris Lessing, 1962)
    65. Midnight's Children (Salman Rushdie, 1981)
    66. Nervous Conditions (Tsitsi Dangarembga, 1988)
    67. The Little Prince (Antoine de Saint-Exupéry, 1943)
    68. The Master and Margarita (Mikhail Bulgakov, 1967)
    69. The Ramayana (attributed to Valmiki, 11th Century BC)
    70. Antigone (Sophocles, c 441 BC)
    71. Dracula (Bram Stoker, 1897)
    72. The Left Hand of Darkness (Ursula K Le Guin, 1969)
    73. A Christmas Carol (Charles Dickens, 1843)
    74. América (Raúl Otero Reiche, 1980)
    75. Before the Law (Franz Kafka, 1915)
    76. Children of Gebelawi (Naguib Mahfouz, 1967)
    77. Il Canzoniere (Petrarch, 1374)
    78. Kebra Nagast (various authors, 1322)
    79. Little Women (Louisa May Alcott, 1868-1869)
    80. Metamorphoses (Ovid, 8 AD)
    81. Omeros (Derek Walcott, 1990)
    82. One Day in the Life of Ivan Denisovich (Aleksandr Solzhenitsyn, 1962)
    83. Orlando (Virginia Woolf, 1928)
    84. Rainbow Serpent (Aboriginal Australian story cycle, date unknown)
    85. Revolutionary Road (Richard Yates, 1961)
    86. Robinson Crusoe (Daniel Defoe, 1719)
    87. Song of Myself (Walt Whitman, 1855)
    88. The Adventures of Huckleberry Finn (Mark Twain, 1884)
    89. The Adventures of Tom Sawyer (Mark Twain, 1876)
    90. The Aleph (Jorge Luis Borges, 1945)
    91. The Eloquent Peasant (ancient Egyptian folk story, circa 2000 BC)
    92. The Emperor's New Clothes (Hans Christian Andersen, 1837)
    93. The Jungle (Upton Sinclair, 1906)
    94. The Khamriyyat (Abu Nuwas, late 8th-early 9th Century)
    95. The Radetzky March (Joseph Roth, 1932)
    96. The Raven (Edgar Allan Poe, 1845)
    97. The Satanic Verses (Salman Rushdie, 1988)
    98. The Secret History (Donna Tartt, 1992)
    99. The Snowy Day (Ezra Jack Keats, 1962)
    100. Toba Tek Singh (Saadat Hasan Manto, 1955)
    Orjinal dilindeki kaynak: http://www.bbc.com/...hat-shaped-the-world
  • Ön safta çarpışan subayların yüzde sekseni, erlerin yüzde altımışı ya şehit olmuş ya da yaralanmıştır.

    Kırık Kemikle Savaş Yönetmek
    12 Ağustos 1921, Kurban Bayramı’nın ilk günündeMustafa Kemal, Hacı Bayram Camisinin çevresine taşan“beş bin kişiyle birlikte Bayram namazını kıldı” ve o günlerde Ankara’da bulunan ünlü Amerikalı gazeteci Laurence Show Moore’un saptamasıyla, “halkın görülmemiş sevgi gösterileri arasında” cepheye hareket etti.7 Aynı gün, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa’yla (Çakmak) birlikte Polatlı’da kurduğu cephe karargahına geldi. O gece, “düşmanın izlemesi olası hücum yönünü görmek için”, çevreye hakim bir tepe olan Karadağ’a çıktı. Atının, sigarasını yakmak için çaktığı kibritten ürkmesi üzerine, yere düştü. Kaburga kemiklerinden biri kırılmıştı. Sağaltım (tedavi) için gittiği Ankara’da, hekimler kesin olarak yatması gerektiğini söylediler. “Çalışmayı sürdürürseniz yaşamınız tehlikeye girer” diyorlardı. “Savaş bitsin o zaman iyileşirim”8 diyerek onlarla şakalaşıyor, önerileri umursamıyordu. Yirmi dört saat sonra cepheye geri döndü. Savaşı, bir trenden sökülen yolcu koltuğunu kullanarak yönetti. Kırık göğüs kemiği,“yeniden depreşen eski böbrek hastalığı”9 ona acı veriyor, güçlükle yürüyebiliyor, çoğu kez, “bir masaya dayanarak dinlenmek zorunda kalıyordu.”10
    “İskender’in Doğu Seferi”
    Yunan Ordusu, 23 Ağustos 1921 günü sabaha karşı saldırıya geçti. Constantine, savaş parolasını “Ankaraya”diye belirlemiş ve “İngiliz istihbarat subaylarını daha şimdiden, Mustafa Kemal’in şehrinde, Ankara’da, zafer yemeğine çağırmıştı.”11 Atina basınında, “Büyük İskender’in Doğu seferinden” söz eden yazılar çıkıyordu. Constantine, Helen ordusuyla birlikte, onun 2300 yıl önce yaptığını 20.yüzyılda yapacak, “bir kez daha Gordion düğümünü keserek Asya’da yeni bir imparatorluk” kuracaktı.12 Gelişkin silahlarına, mükemmel donanımına ve arkasındaki “büyük güce”, İngiltere’ye güveniyordu.
    İnanç ve Yoksulluk
    Mustafa Kemal ise; sayısı az, donanımı eksik ve esas gücünü inanç ve kararlılığın oluşturduğu ‘yoksul’ ordusuyla, düşmanını bekliyordu. Karargah olarak kullandığı bina,Alagöz Köyü’nde Ali Çavuş adlı köylüye ait, yarım kalmış kerpiç bir evdi.13 “Kara giysili Karadenizli koruyucularını” bile cepheye sürmüştü. Rütbelerini Erzurum’da çıkardığı ve Meclis de kendisine “resmi bir rütbe vermediği için” sırtında bir er üniforması vardı.14 Akciğeri için, sakıncalı olmasına karşın, göğsünü sargılatmış, cepheden ayrılmıyordu. Savaşı, “geceli gündüzlü hiç ara vermeden bizzat yönetti ve 22 gün boyunca hiçbir gece düzenli uyumadı.”15
    Sakarya Savaş’ında ordunun içinde bulunduğu koşullar, bugün birçok insana inanılmaz gibi gelebilir. Silah, yiyecek, giyecek gereksinimi en alt düzeyde bile karşılanamamıştı. Askere yemek olarak, çoğu kez yalnızcakuru ekmek verilebiliyordu. Açlığa karşı doğadan ot toplayan erler, kimi zaman zehirli otları yiyor bu da hastalanmalara, hatta ölümlere yol açıyordu. “Askeri otlamaya çıkardım” tümcesi, komutanların günlük dillerine yerleşmiş ve beslenmeyle ilgili bir eylemi ifade ediyordu.
    Askerin yüzde yirmi beşinin ayağı tümüyle çıplaktı, bir o kadarının ise, bir ayağında eski bir ayakkabı öbür ayağında çarık bulunuyordu. Sakarya Savaşı’nda, askerin yalnızca yüzde beşi üniformalıydı. Mustafa Kemal,Meclis’te, askerin iyi donatılmadığı yönündeki eleştiriler üzerine söz almış ve şunları söylemişti: “Askerlerimizin biraz çıplak ve yırtık elbise içinde bulunması bizim için ayıp sayılmaması gerekir... Fransızlar bana, elbisesiz askerlerin çete olduğunu söylediklerinde onlara, hayır çete değildir, bizim askerlerimizdir’ dedim. Üzerinde üniforma yok dediler. ‘Üzerindeki elbise onların üniformasıdır’ dedim. Bu Fransızlar için yeterli yanıt olmuştu. Elbiseli olsun, köylü elbiseli olsun(ne fark eder y.n.) yeter ki onları yerinde kullanalım, kutsal amacımıza ulaşalım”16
    Sakarya Savaşı, 100 kilometrelik bir cephe üzerinde gelişen, sözcüğün gerçek anlamıyla tam bir meydan savaşıydı. Başladığı 23 Ağustos’tan 13 Eylül’e dek, 22 gün sıradışı bir yeğinlikle (şiddetle) sürdürüldü. Yunanlılar, Türklere karşı duydukları kinle ve varsıl bir ülkeyi ele geçirmek için; Türklerse, yüzyıllarca uyruk yapıp içlerinde yaşattıkları Rum ihanetine duydukları öfkeyle, vatanlarını savunmak için savaşıyordu. Yunan Ordusu’nun önemli bir bölümünü oluşturan Osmanlı uyruğu ‘yerli’ Rumlar, savaşı yitirdiklerinde “vatan haini” sayılacaklarını ve “Helen İmparatorluğu” kurmak yerine, varsıllıklarını borçlu oldukları Anadolu’yu tümden yitireceklerini biliyordu. Bu nedenle, büyük bir dirençle savaşıyorlardı.17
    Mustafa Kemal, Sakarya Savaşı’nı Nutuk’ta, “dünya tarihinde örneği pek az olan, Büyük ve Kanlı Sakarya Savaşı (Sakarya Melhamei Kübrası)” diye tanımlar. Savaşın Anadolu’daki Türk varlığı için yaşamsal önemini bildiğinden, orduyu olduğu kadar halkı da savaşa hazırlamıştı. Çatışmaların başlamasından birkaç gün önce,“Orduya ve Millete” başlığıyla yayınladığı bildiride;“Ordumuzun fedakar subaylarına ve kahraman erlerine, atalarından miras kalan özellikleriyle kendini gösteren bütün millete sesleniyorum” diyerek18; Türk milletinin bütün bireylerini, “köyde, kentte, evinde, tarlasında” bulunan herkesi, “kendini silahla vuruşan savaşçı gibi görevli bilerek ve bütün varlığıyla” savaşmaya çağırdı.19 “Türkiye ölüm tehlikesindedir, ama batmayacaktır”20; “Düşman ordusunu, Anayurdumuz’un harimi ismetinde (kutsal bağrında y.n.)boğarak istiklalimize kavuşacağız” diyordu.21
    “Hatt-ı Müdafaa” Değil “Satt-ı Müdafaa”
    Anadolu’yu kurtaramazsa, “herkesle beraber ölecekti.”22 Ölümü en başından göze almıştı ve onu umursamıyordu. Önemli olanın ölmek değil, ülkeyi kurtarmak olduğunu biliyordu. Bireysel ölüm, ancak düşmanı yenme olasılığı ortadan kalktığında sözkonusu olabilirdi. Sakarya Savaşı önemliydi, ancak yitirilse bile son değildi. Savaşım (mücadele), her koşul altında, yeni yöntem ve araçlarla sürdürülecek, düşman tümüyle yok edilinceye dek savaşılacaktı. “Her parça toprak, üzerine basılan her yer savunulacaktır” diyordu. Ordularına verdiği ve savaş tarihinde örneği olmayan kesin buyruk şuydu: “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı yurttaş kanıyla ıslanmadıkça terkedilemez. Onun için, küçük büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir, fakat büyük küçük her birlik durabildiği ilk noktada, düşmana karşı yeniden cephe kurup savaşmaya devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda olduğunu gören birlikler ona uymaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar direnmekle yükümlüdür.”23
    Yirmi İki Gün Yirmi İki Gece
    Yirmi iki gün, yirmi iki gece süren Sakarya Savaşı, “bir gün farkla” dünyanın gördüğü “en uzun” meydan savaşıydı.24 Yalnız uzun değil, “vahşi ve öldürücü bir savaştı bu.”25 İki yüz bin insan, yakıcı bir güneş altında, “susuz, günlük yiyeceği bir avuç mısıra”26 ya da bir parça ekmeğe indirgenmiş olarak, durmadan birbirlerine saldırdılar. Ankara’ya açılan Haymana Ovası’na hakim büyük-küçük tüm tepeler, sıkça el değiştiriyor, her el değiştirmede yüzlerce insan ölüyordu. Mustafa Kemal’in elindeki asker, silah ve cephane kısıtlıydı. Sınırlı sayıda dağıtılan mermiler çabuk bitiyor ve askerler “birbirinden mermi alıyordu” Topçu tümenlerinde mermi eksikliği çok fazlaydı. Subay ağırlıklı olmak üzere çok yitik veriliyordu. Ancak, her olanaksızlık, ona “yeni askeri taktikler” geliştirtiyordu.27
    Subay Savaşı
    Mustafa Kemal Sakarya Savaşı’nı “subay savaşı”olarak tanımlar. Yengiden altı gün sonra, 19 Eylül 1921’de, Meclis’te yaptığı uzun konuşmanın sonunda,“subaylarımızın kahramanlığı hakkında söyleyecek söz bulamam. Ancak, doğru ifade edebilmek için diyebilirim ki, bu savaş bir subay savaşı olmuştur”der.28 Sakarya Savaşı’na“ön safta katılan subayların yüzde 80’i, erlerin yüzde 60’ı ya şehit olmuş ya da yaralanmıştı.”29 42.Alayın “bütün rütbeli subayları şehit olduğu için”, Alay’ın komutasını bir yedek subay üstlenmişti. 4.Tümen’in hücum taburunda “bir tek subay kalmıştı.”30 Yalnızca Çal Dağı çarpışmalarında; “3 alay komutanı, 5 tabur komutanı, 82 subay ve 900 er şehit olmuştu.”31 Çevresine hakim Karadağ tepesini almak için,“yarım tümen” şehit verilmişti.32 8 tümen komutanı, süngü savaşında şehit olmuştu.33
    Subaylar, ona, başkomutanlık sınırlarını aşan bir sevgi ve güvenle bağlıydılar. Güçlü kişiliği herşeye egemendi. Varlığı askerlere güven veriyor, “onlara dişlerini sıkarak, her kayaya, her karış toprağa yapışarak direnme cesareti” ve “en güç anda, Kemal Paşa yeni bir taktik ve cesur bir atılımla müdahale eder, durumu düzeltir” duygusu veriyordu.34Subayları, buyruklarının doğruluğuna o denli inanıyorlardı ki, bunları yerine getirmeyi, vatan savunmasının gerekli kıldığı kutsal bir görev sayıyorlardı.
    Sakarya Meydan Savaşı 13 Eylül’de sona erdiğinde, birkaç gün içinde Ankara’ya gireceği söylenen Yunan Ordusu çökertilmişti. Bitkin durumda “Anadolu yaylasının başlangıcındaki harekat noktalarına doğru tersyüzü” geri çekiliyor, çekilirken “geçtikleri her yeri yakıp yıkıyordu.”35Sayısının azlığına ve olanaksızlıklara karşın, “muazzam bir çabayla” olağanüstü bir direnç gösteren Türk Ordusu, dayanma sınırının sonuna geldiği için; “Sakarya Nehri’ni zorlayarak”, Yunan Ordusu’nu izlemedi, onu tümüyle yok edemedi. Bunu yapmak için, daha bir yıla gereksinimi vardı.36
    Yunan Ordusu Sakarya’da yok edilemedi, ama büyük darbe vuruldu. “Azaltılmış rakamlarla ve yalnızca ölü olarak subay-er 18 bin” yitik vermişti.37 Silah ve donanım yitikleri hesaplanamıyordu.
    Ankara’yı Kurtarmak
    Ankara kurtarılmış, parlak bir zafer kazanılmıştı. Türkiye coşku, dünya şaşkınlık içinde, Sakarya’daki Türk başarısını konuşuyordu. Ezilen ulusların “özgürlüksever halkları”, Türk halkına duyduğu yakınlığı, Ankara’ya gönderdikleri kutlama telgraflarıyla gösteriyordu.38 Rusya ve Afganistan’dan, Hindistan ve Güney Amerika’dan, hatta Fransa ve İtalya’dan bile kutlama geliyordu.39
    Ankara halkı, “büyük bir sevinç içindeydi.” Eşyalarını toplamış, “top seslerini duyarak” doğuya göçmeye hazırlanmıştı. Artık güvende ve Mustafa Kemal’e “sonsuz bir şükran duygusu içindeydi.”40 O da, aynı duyguları, Türk halkı için taşıyordu. 14 Eylül’de “Millete Beyanname” adıyla, orduyu ve Türk halkını kutlayan bir teşekkür bildirisi yayınladı. Düşmanı tümüyle ülkeden atıp özgürlüğü sağlayana ve “milli sınırlar içinde her türlü yabancı müdahalesine son verene kadar, silahlarımızı bırakmayacağız” diye bitirdiği bildiride şöyle söylüyordu:“Kutsal topraklarımızı çiğneyerek Ankara’ya girmek ve istiklalimizin fedakar koruyucusu ordumuzu yok etmek isteyen Yunan birlikleri, yirmi iki gün süren kanlı savaşlardan sonra, Tanrı’nın yardımıyla yenilmiştir... Sakarya’yı geçerek, şaşkın ve dağınık kısımlarının arkasını bırakmayarak, günahsız Türk milletinin hayat ve istiklaline canavarca tecavüz edenlere layık olan cezayı vermek için, ordumuz sönmez bir azim ve kahramanlıkla vazifesini yapmayı sürdürecektir... İnönü ve Dumlupınar’da Türk azim ve imanı karşısında ezilerek mağlup edilen, ancak bu yenilgilerden ders almayan ve hiçbir hakka dayanmadığı halde, kutsal vatanımıza tecavüz etmekte ısrar eden Yunanlılar, bu defa Kral Constantine’in saltanat hırsını tatmin için ülkelerinin bütün kaynaklarını açtılar. Para, asker, malzeme konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak aylarca hazırlandılar. Ayrıca, Doğudaki siyasi çıkarlarını korumak için masum kanların dökülmesini isteyen bazı yabancı dostlarının gizli ve açık yardımlarına, kışkırtmalarına dayandılar. Bu yolla meydana getirdikleri düzenli ve donanımlı büyük bir orduyla, pervasızca Anadolu içlerine saldırdılar. Düşünmediler ki, Türkler’in vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri, lanetli ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir. Ordumuz, Avrupa’nın en mükemmel araçlarıyla donatılmış Constantine birliklerinin hakkından gelebiliyorsa, bu inanılmaz mucizeyi Anadolu halkının gösterdiği fedakarlık duygusuna borçluyuz. Ulus bireylerinin, milli amaç uğrunda özel yararlarını değersiz sayma konusunda gösterdikleri olağanüstü davranış, kuşaktan kuşağa aktarılan şerefli bir övünç kaynağı olacaktır. Bu gayretler sayesindedir ki, ordumuz, ölümü hiçe saymak için bir an bile tereddüt etmeden, yüksek bir manevi güçle düşmanın üzerine atıldı. Canımızı ve namusumuzu almak üzere, Haymana Ovası’na kadar gelen Yunan askerlerinin, esir düştüklerinde yüce gönüllü askerlerimizden ilk istek olarak bir parça ekmek istemeleri, mağrur düşmanın ne hale geldiğini gösteren ‘anlamlı’ bir görüntüdür. Yüksek bir azim ve fedakarlık duygusuyla topraklarını savunan milletimiz, ne kadar övünse haklıdır... Biz hiç kimsenin hakkına el uzatmadık. Bizim tek isteğimiz her türlü tecavüze karşı çıkarak, hayat ve istiklalimizi sağlamak ve korumaktır. Her medeni millet gibi, özgürce yaşamaktan başka amacımız yoktur. Milli sınırlar içinde her türlü yabancı müdahalesine son verinceye kadar, silahlarımızı bırakmayacağız...”41
    Siyasi Sonuçlar
    Sakarya Meydan Savaşı, içte ve dışta önemli politik gelişmelere yol açtı, Mustafa Kemal’in güç ve saygınlığını arttırdı. Büyük Millet Meclisi O’na, 19 Eylül’de “Gazi” ünvanıyla “Türk askeri rütbelerinin en yükseği” olan Mareşal rütbesini verdi. Oysa, daha bir yıl önce Vahdettin, ondan “Mustafa Kemal Efendi”diye söz ederek rütbelerini almış ve idam kararını imzalamıştı.42
    Sakarya’dan 30 gün sonra, 13 Ekim 1921’de Sovyetler Birliği’nin aracılığıyla artık birer sosyalist cumhuriyet durumuna gelen Kafkasya Devletleri; Azerbeycan, Ermenistan ve Gürcistanla, Kars Anlaşması imzalandı. Hemen bir hafta sonra 20 Ekim 1921’de Fransa’yla Ankara Anlaşması, 3 gün sonra 23 Ekim’de İngiltere’yle “Tutsak Değişim”anlaşması yapıldı. Bu anlaşmalarla Ankara, savaş galibi emperyalist ülkeler tarafından tanınmış oldu. 2 Ocak 1922’de Ukrayna Halk Cumhuriyeti ile Dostluk Anlaşması imzalandı. İtilaf Devletleri 22 Mart 1922’de Ankara’ya bırakışma (mütareke) önerisinde bulundu.43
    Sovyetler Birliği’nden para ve silah sağlandı. Alınan parayla, “Fransa’dan, İtalya’dan, Bulgaristan’dan, Amerika’dan silah satın alındı.”44
    Fransızlarla yaptığı Ankara Anlaşması’yla Güney cephesinde serbest kalan 80 bin asker kullanılabilir duruma geldi, bunların 40 binini “Fransa’dan satın aldığı silahlarla donattı.”45
    Fransızlarla kurduğu ilişkiler, paylaşım çelişkisi yaşayan Bağlaşma (İtilaf) Devletleri arasında gerilim yarattı. İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, “adeta dehşetle karışık bir şaşkınlık” içindeydi.46Büyükelçilik görevlisi Rumbold İstanbul’danCurzon’a gönderdiği yazıda, “Fransızlar şerefsizce davrandılar, bağlaşıkların ilişkisi kökünden sarsıldı”diyordu.47
    DİPNOTLAR
    1          “Atatürk” L.Kinross, Altın Kit. Yay., 12.Bas., İst.-1994, sf.322
    2          a.g.e. sf.322
    3          “Nutuk” M.K.Atatürk, II.C., Türk Tarih Kurumu Yay., 4.Bas., 1989, sf.817
    4          a.g.e. II.Cilt, sf.821
    5          a.g.e. sf.821
    6          a.g.e. sf.823 ve 825
    7          “Mustafa Kemal Anıları” Metin Ergin, Cumhuriyet, 16.11.2004
    8          “Atatürk” L. Kinross, Altın Kit. Yay., 12.Bas., İst.-1994, sf.325
    9          “Bozkurt” H.C. Armstrong, Arba Yay., İstanbul-1996, sf.126
    10        “Atatürk” L. Kinross, Altın Kit. Yay., 12.Bas., İst.-1994, sf.325 ve 327
    11        a.g.e. sf.326
    12        a.g.e. sf.326
    13        “Mustafa Kemal” B.Méchin, Bilgi Kit., Ankara-1997, sf.213
    14        “Atatürk” L.Kinross, Altın Kit. Yay., 12.Bas., İst.-1994, sf.327
    15        “Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri-IV” Kaynak Yay, 3.Bas.,2001, sf.101
    16        “Kuvayı Milliye Ruhu” Samet Ağaoğlu, Kültür Bakanlığı Yay., 1981, sf.118
    17        “Mustafa Kemal” B.Méchin, Bilgi Kit., Ankara-1997, sf.213
    18        “Anadolu İhtilali” S.Selek, II.Cilt, Kastaş A.Ş. Yay., 8.Bas., 1987, sf.653
    19        “Nutuk” M.K.Atatürk, II.Cilt, Türk Tarih Kurumu Yay., 4.Bas., 1989, sf.827-829
    20        “Mustafa Kemal” B.Méchin, Bilgi Kit., Ankara-1997, sf.211
    21        “Anadolu İhtilali” S.Selek, II.Cilt, Kastaş A.Ş. Yay., 8.Bas., 1987, sf.654
    22        “Türkün Ateşle İmtihanı” H.E.Adıvar, ak. L.Kinross “Atatürk”, Altın Kit. Yay., 12. Bas., İstanbul-1994, sf.328
    23        “Nutuk” M.K.Atatürk, II.Cilt, Türk Tarih Kurumu Yay., 4.Bas., 1989, sf.827
    24        “Atatürk” L.Kinross, Altın Kit. Yay., 12.Bas., İst.-1994, sf.329
    25        a.g.e. sf.329
    26        “Mustafa Kemal” B.Méchin, Bilgi Kit., Ankara-1997, sf.213
    27        “Atatürk” L.Kinross, Altın Kit. Yay., 12.Bas., İst.-1994, sf.329
    28        “Anadolu İhtilali” S.Selek, II.Cilt, Kastaş A.Ş. Yay., 8.Bas.,1987, sf.670
    29        “İstiklal Savaşı Nasıl Oldu?” Şevki Yazman, sf.99; ak.Ş.S. Aydemir “Tek Adam”, II.Cilt, Remzi Kit., 8.Bas., İst.-1981, sf.503
    30        a.g.e. sf.503
    31        “Anadolu İhtilali” S.Selek, II.Cilt, Kastaş A.Ş. Yay., 8.Bas., 1987, sf.661
    32        “Atatürk” L.Kinross, Altın Kit. Yay., 12.Bas., İst.-1994, sf.334
    33        “Bozkurt” H.C. Armstrong, Arba Yay., İst.-1996, sf.127
    34        a.g.e. sf.335
    35        “Mustafa Kemal” B.Méchin, Bilgi Kit., Ankara-1997, sf. 214
    36        “Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923” A.M. Şamsutdinov, Doğan Kitap, İst.-1999, sf.260
    37        “Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923” A.M. Şamsutdinov, Doğan Kitap, İst.-1999, sf.260
    38        “Hakimiyeti Milliye” 19.11.1921; ak. A.M. Şamsutdinov, Doğan Kitap, İstanbul-1999, sf.260
    39        “Bozkurt” H.C. Armstrong, Arba Yay., İst.-1996, sf.131
    40        a.g.e. sf.131
    41        “Atatürk’ün Bütün Eserleri” 11.Cilt, Kaynak Yay., İstanbul-2003, sf. 390-391 ve “Çankaya Akşamları” B.G.Gaulis, II.Cilt, Cumhuriyet Kit., Aydınlanma Dizisi 188, İst.-2001, sf.19-20
    42       "Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri-IV" Kaynak Yay., 3.Bas., 2001, sf.101
    43       "Anadolu İhtilali" S.Selek, II.Cilt, Karataş A.ş. Yay., 8. Baskı, 1987, sf.685
    44       "Mustafa Kemal" 
    B.Méchin
    , Bilgi Kit., Ankara-1997, sf. 217
    45       a.g.e. sf. 217
    46       
    “Atatürk” L.Kinross,
     Altın Kit. Yay., 12.Bas., İst.-1994, sf.338
    47       a.g.e. sf.338

    (Bi siteden alıntıdır)