•Bitirmek için bu kadar çabaladığım az kitap olmuştur. En sonda söylemem gerekeni ilk başta söylüyorum. Hiç beğenmedim.
•Baş karakter Etsuko’nun davranışları neydi Yarabbi kesinlikle tedaviye ihtiyacı olan bir insan. Söyledikleri, düşündükleri şeyleri anlayamadım. Gerçekten anlayamadım ve bir kaç kere daha okudum yine mantığını anlayamayınca devam ettim okumaya. Bir felsefik, sosyolojik, ideolojik ya da her neyse bir altyapısı vardı ve ben anlayamadım heralde.
•Okudunuz mu, neler hissettiniz?
•Ahh bu kitap neydi böyle bu dil, bu akıcılık, köylü-aydın çatışmasının bu kadar konunun içine harmanlanması.
•Kitapta kullanılan dilin tadı damağımda kaldı . O nasıl bir dil yoğunluğudur . Milli mücadeleye o inanmışlık hayran bırakıyor insanı. Toplumun düşünce yapısı olarak o halde olmasının suçlusu olarak aydınları göstermesi; yani bir anlamda Ahmet Celal’in çuvaldızı kendine batırmasını beğendim ben. Yakup Kadri’yi yorumlamak ya da eleştirmek tabiki haddime değil ama kitabın ilk sayfalarında kadınlar hakkında söyledikleri hoşuma gitmese de herkesin okumasını istemek bir öneri olabilir benim için . Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Okuduysanız size neler hissettirdi?
•Kitabı beğenip beğenmediğimden önce çeviriyle alakalı beni rahatsız eden bir iki konudan bahsetmek istiyorum. Birincisi; Çeviri. Ya da editörün dikkati. Kitabı okurken bir geniş zamanla okuyorum bir şimdiki zamanla. Acaba ben mi yanlış okudum diye bir kaç defa cümlenin başına dönmek zorunda kaldım. İkincisi, çok fazla yazım ve imla hatası vardı. Yani çevirmen dışında kimse okumadı mı bu kitabı basılmadan önce merak ediyorum.
•Kitabın genel havasına gelirsem de. Aynı olayları karakterlerin kendi bakış açılarıyla okumak güzeldi. Yapılan haksızlıkların dönüp dolaşıp bizim de başımıza geleceğini göstermesi açısından başarılıydı. Ursa ve Maren’in nasıl bir noktaya geleceğini merak ederek heyecanlı bir şekilde kitabın sonuna sürüklendim. Bazı noktalar kör göze parmak gibi gelse de ben #KadınlarAdası nı beğendim.