Aynalarda gördüğüm suretim, hep ruhumun kollarına sığınırdı. Düşüncelerimde bile olduğum gibi var olabilirdim ancak: zayıf ve beli bükük biri.
Her şeyim çoktan ölmüş bir çocuğun eski fotoğraf albümüne yapıştırılmış, renkli bir prens tipografisini anımsatıyor.
Beni sevmek, bana acımak demek. Gelecek zamanın sonlarına doğru bir gün biri çıkıp hakkımda bir şiir yazacak, ben de belki ve ancak o zaman, Kendi Krallığım’da hüküm sürmeye başlayacağım.
Tanrı; biz varız ve her şey bundan ibaret değil, demek.
Ömrüm boyunca, hayatımı ezen koşulların bazılarından kurtulmak istediğim, buna karşılık kendimi benzer başka koşullar tarafından kuşatılmış olarak bulduğum çok oldu, olayların belirsiz örgüsünde bana karşı kesin bir düşmanlık vardı, desem yeri var. Diyelim ki beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum. O eli söküp atan kendi elimin, beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini fark ediyorum. İpi boynumdan dikkatle çıkarıyorum, ama bu kez de kendi ellerimle boğazımı sıkmama ramak kalıyor.
“Ben dedim ki, fikrimce, her şey bir kaos, toprak,
hava, su ve ateş birbirine kanşmış, bunun içinden bir kitle biçimlenmiş
-tıpkı peynirin sütten yapılışı gibi- ve içinde kurtlar
oluşmuş, bunlar da melekler. En kutsal haşmetli bunlann Tann ve
melekler olmasını emretti, meleklerin arasında Tann da vardı, o da
bu kitlenin içinden, aynı zamanda yaratılmıştı, o efendiydi, dört
adamı vardı, Lucifer, Mihail, Cebrail ve Rafael. Lucifer krala eşit
bir efendi olmak için mücadele etmeye kalktı, halbuki kralın gücü
Tann'ya aitti, Tann da onu bu kibri yüzünden cezalandırarak bütün
eşi dostuyla cennetten kovdu; sonra bu Tanrı, Adem'le Havva'yı ve
kovulan meleklerin yerini alacak sayıda insanı yarattı. Sonra bunlar
da Tanrı'nın emirlerini dinlemeyince, Oğlunu yolladı, onu da
Yahudiler yakaladı ve çarmıha gerildi." Ama, Menocchio şunu da
ekledi: "Ama ben hiçbir zaman onun hayvan gibi asılmaya razı geldiğini
söylemedim."