• Kanunlardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne vardır?
  • 150 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Bu kitabın neden on milyonlar satmadığını hep sorgulamışımdır. Küçücük bir kitapta insana dair ne olabilirse hepsi var. Bunu bitirdikten sonra Oy Markus Oy kitabı okunmadan herşey yarım kalır. Bu nasıl bir romantizm Allahım.
  • 136 syf.
    Eğer hukuk fakültesi öğrencisiyseniz okumanız önerilen kitap listesinde bu kitaba rastlıyorsunuz bir şekilde.Uzun zaman olmuş dünya klasikleri okumayalı,hani eski bir şarkıyı duyarsınız ve o zamanki yaşlarınız gelir ya okurken biraz bunu yaşadım.En son lise döneminde dünya klasikleri okuyordum,o dili özlemişim :) İdam bir ara Türkiye'nin gündeminde olan,oldukça tartışılan bir konuydu.Hukuk okuyan arkadaşlarımız da ceza hukuku derslerinde belki tartışmıştır bunu bilemiyorum.Bir kere idamın geri gelmesi imkansıza yakın bir durum.Şöyle anlatayım,imzaladığımız ve idamı kabul etmeyen uluslararası antlaşmalar var.Sonra anayasaya bakıyoruz,90. Maddesi aynen şunu söylüyor bize,"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar,kanun hükmündedir." Bir de işin şu boyutu var,bir insan birini öldürdü diye o insanı öldürme kararı vermek ne kadar mantıklı? Sevil atasoy kitaplarında ya da haberlerde haksız yere senelerce hüküm giymiş insanların var olduğunu biliyoruz.Hukuk sisteminde,adli bilimlerle uğraşan kurumlarda bir sürü eksiklik var,işlemediği bir suç için ceza alan insanlar ve kalkıp siz haksız bir insana ölüm cezası vermiş olsanız bu da toplumun ve hepimizin vicdanını zedelemez mi? Çoğu zaman gördüğüm tecavüz haberlerine ben de keşke bunlara idam verilse diyorum ama düşünüyorum bi gün gerçekten tecavüz etmemiş bir insana iftira atılsa o insanın ölümü beni gerçekten çok etkilerdi.Yani anlayacağınız idam bence doğru bir cezalandırma yöntemi hiç değil.Bu kitapta ölüme yaklaşan bir insanın neler hissettiğini az çok görebiliyoruz,hissedebiliyor muyuz konusu tartışılabilir.Bir şey itiraf etmem gerekirse hep öleceğim zaman nasıl olacak ya da ölme eşiğindeki biri ne düşünüyor Ne hissediyor diye sorgulamışımdır.Ölmek mi daha acı verici yoksa ölecegini bildigin halde ölecegin zamanı bekleyerek yaşamaya çalışmak mı? Bu nasıl bir şey derseniz üç aylık ömrü kalan bi insanın her dakika vuruşunda her saat tıkırtısında delirmesine ramak kalması diye açıklayabilirim.Nazım Hikmet sözü vardı hani insan ölecegini bile bile nasıl yaşar? Ya ölecegi günü unutur Ya da delirir.Sözde eksiklik olduysa affola,aklımda böyle kalmış.Belki de ölmekten degil de birçoğumuz öldükten Sonra arkamızda bırakacaklarımız için ölümden korkuyoruz.Kitapta idam gününün gelecegini bekleyen adamın rüyasında kızını görmesi ve kızının babam öldü,sizi tanımıyorum diye cevabından Sonra ölüme daha cesur bir şekilde gidişi,artık eskisi kadar korkmayışı bunu açıklıyor.Ölümden korkmayan hatta hayatının çoğu evresinde ölümü delicesine isteyen,aldığı ölüm haberine üzülmekten ziyade içten içe imrenen bir insan olduğum halde biraz ürkmedim diyemem.Velhasıl kelam çevremizde gördüğümüz,duydugumuz olaylara suçlara assınlar,kessinler dediğimiz için bence sadece hukuk fakültesi öğrencileri için degil herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap niteliğinde.