• Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür.
  • Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür.
  • Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür !
  • Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür!
    Hakan Günday
    Sayfa 5 - Doğan kitap
  • 448 syf.
    ·Puan vermedi
    Her başlangıç zordur elbette. Düşünün bir kendi hayatınızda attığınız adımları verdiğiniz kararları. Bir çok ikilem bir çok iklim içinde. Rüzgar, güneş, sıcak, soğuk, deprem, sel hepsi yaşanıyor hayatın her döneminde ve tabii karar öncesi ve sonrası. Şartları düşününce en çok keşke ve pişmanlık belirtisi gösterdiğimiz an karar verdiğimiz anlar oluyor. Keşke o hamburgeri yemeseydim diyoruz bazen ama inanın o şartlar içinde en size yakın ve en doğru olduğunu düşündüğünüz seçeneği tercih ediyoruz. Yani o anı şimdi yaşasak bile aynı hamburgeri seçme ihtimalimiz var. Biz bir çok şeyi seçerken özgür olduğumuzu var sayıyoruz. Gerçekten öyle mi? Bu sorunun cevabını sürekli arıyor insanlık. Sürekli soruyor ve sürekli çıkarımda bulunuyor. Ayrıca özgür irade ile alınan anlık kararlar geriye dönüp baktığımızda:

    “Hiçbir garantisi olmayan, nadiren korunabilen ve her an kayıp gidebilecek birtakım şeyleri elde etmek için hiç düşünmeden, canımızı dişimize takar çabalar dururuz; hiçbir şey sonsuza kadar kazanılmaz; elde edeceğimizin kalıcı olmayabileceğini unutur ve çok defa savaşır, iş çevirir yahut yalan söyleriz, alçakça davranışlarda bulunur, ihanet ederiz ya da fesat çıkarır, suç işlemesine sebep oluruz ve etkisi bir kez geçtikten, geçerliliğini yitirdikten sonra savaşların ve çevrilen işlerin, yalanların, alçaklıkların, ihanetlerin ve suçların hepsi anlamsız ya da daha kötüsü yüzeysel gelir bize.”

    Kararlar bize ait bu kesin öbür türlü düşünmek yaşamla pek bağdaşmıyor aslında. Başka türlü düşünmek egomuzda ciddi yaralar açıyor. Ama pişmanlık bizim lüksümüz keşke deyip acımak ve acındırmak da öyle. Sosyal destek alma ihtiyacı burada işte empati denen olgu burada. Haklı olmak istiyoruz her zaman bir onay bekliyoruz daima. Bu eksikse kendimiz gideriyoruz bu eksikliği o şişmiş EGO’muzla. Sonra devreye suç ve ceza giriyor. Bazen kendimizi bazen karşı tarafı bazen de herkesi bu suçtan mahkum edip cezalandırıyoruz.
    Yaşam akıp giderken aldığımız ya da almadığımız tüm kararlarda duygular da rol alıyor. Bazen olumlu bazense olumsuz. Ve ortaya sırlar çıkıyor bilinen veya bilinmeyen, paylaşılan veya paylaşılmayan.
    Franco dönemi sonrası İspanya’nın ikliminde yazılmış bir roman. Karakter seçimleri de elbette ona uygun. Sırlarla dolu bir çok karakterin kendine özgü temize çıkma isteği yanında o faşizan dönemin kalıntıları üzerine kurulan hayatları görüyorsunuz. Güç sahibinin sorumlulukları avantajlarını ve ya kötü niyetini örtme çabalarını görüyorsunuz. İlgi isteyen insanları ve bulamayınca deliye dönen karakterleri okuyorsunuz. Yaşayan nefes alan karakterler yaratmak konusunda usta bir yazar Javier Marias. Hiç bir zaman keskin kenarları olmayan karakterleri seviyor. Bir sürü özelliği olsa bile insan olduğu gerçeğini asla unutmuyor. Yazar “titrek parmağımızla gösterdiğimiz kişi” tarafında sevilme isteği doğrultusunda sorguluyor bütün bu soruları. Coğrafya ve iklimin siyasi çalkantıların hüküm sürdüğü bu topraklar üzerinde yazıyor tüm seçme seçilme sevme sevilme isteğimizi. Yaptığımız her hatanın nedeni sonucu içinde tek gözlü bir senarist ailesi ve arkadaşları etrafına oturtuyor kurguyu. “Acı bir başlangıç bu”ise romanın içinde izini aradığı ünlü İngiliz yazar William Shakespeare’in dizeleri. Bir dedektif inceliğinde olmasa da gerçeği arıyor. Gerçekten var mı yok mu yazar mı değil mi soruları soruyor. Yazarın ayrıntıcı yanını çok seviyorum düşünce akışını da. Bir döneme tanıklık ederken yaşamın bu elle gösterilen yanını sorguluyorsunuz. Roman kahramanının görmeyen gözü eşliğinde. Ya da gören tek gözü çerçevesinde.
    Keyifli okumalar!