• Eğer uyanıksak ortak bir dünyamız vardır ; ancak rüya görüyorsak herkesin dünyası kendine özgüdür
  • 375 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    "Belki haksızlık, ama bazen birkaç günde, hatta tek bir günde olanlar bütün bir ömrün akışını değiştirebiliyor."

    Uçurtma Avcısı, sevginin, dostluğun, ihanetin, en saf ve en karanlık duyguların anlatıldığı muhteşem bir kitap. Ne kadar kötü şey yaşanırsa yaşansın sevgi ve dostluğun her şeyin üstesinden geleceğini gösteren bir kitap.

    Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki süt kardeş Hasan ve Emir'in hikayesi anlatılıyor kitapta.

    Emir, baba sevgisini tüm ruhuyla hissetmek isteyen bir çocuk. Babasına hayran ve babasına yakışacak bir çocuk olmak için uğraşıyor. Babası bölgenin tanınan ve sevilen insanlarından birisi. Adaletli ve güçlü yönleriyle bilinir. Sert bir yapısı vardır. Bu yüzden Emir ise onun tam tersi gibidir. Kırılgan, güçsüz ve olaylara duygusal bakan bir insandır. Bu yüzden Babayla aralarında uçurum vardır. Ve Emir çocukluğunu kendini Babaya sevdirmek, onun hayallerindeki gibi bir evlat olmak için harcamıştır.

    Hasan ise Emirlerin evinde babasıyla çalışan bir Hazaradır. Ancak bu sınıf farkı onları birbirinden uzaklaştırmamış güzel bir dostluğu beraberinde getirmiştir. Hasan da Emirin zıttı bir karakterdir. Tam da Babanın hayallerindeki gibi birisidir.

    Zaman geçtikçe ve düşünceler değiştikçe Emir için bazı şeyler aynı kalmaz. Tüm çocukluğunu Babasına ve dostu Hasana adayan bu çocuk Babanın arada sırada gösterdiği ilginin ve şefkatin Hasan'a da gösterilmesiyle içinde yavaş yavaş bir karanlık büyütmeye başlar. Kendiyle bir çatışma içerisine girer. Tek istediği Babanın sevgisidir ve bu durum onu büyük bir hataya ve bencilliğe sürükler.

    Uçurtma yarışlarının başladığı gün tek hedefi kazanmak ve Babanın gözüne girmektir. Hasan'ın ise tek amacı Emir'i mutlu etmektir.

    Aslında bana göre Emir ve Hasan'ın durumunu en iyi özetleyen satırlar şunlar:

    "Hasan'la aynı memeden süt emmiştik. İlk adımlarımızı aynı bahçede, aynı çimenlerin üzerinde atmıştık. Ve ilk sözcüklerimizi aynı çatının altında söylemiştik.
    Benimki Baba idi.
    Onunkiyse Emir. Benim adım."

    Kaderleri daha ilk andan belli olan bu iki çocuk uçurtma yarışından sonra dönülmez bir yola girerler. Hasan yaşadığı kötü olayı atlatmaya çalışırken, Emir uykularını kaçıran vicdanını susturmaya çalışır. Ama günden güne artan suçluluk duygusu ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlayışı yapacağı ikinci bir hatayı doğurur. Ve böylece Hasan ile yolları tamamen ayrılır. Bu sırada Sovyet işgali başlar. Emir ve Babası doğup büyüdükleri topraklardan uzaklaşırlar. Böylece Emir de geçmişinden ve vicdanından uzaklaştığını sanır. Ama kaderden kaçış yoktur. Bunu zamanı gelince çok iyi anlayacaktır.

    Uçurtma Avcısı, insanların karanlık ve aydınlık yanını, yaşananlar ne kadar kötü olursa olsun sevgi ve dostluğun iyilik ve güzelliği getirdiğini anlatan ve herkesin vicdanından bir parça bulabileceği bir kitap. Bana göre mutlaka okunmalı.
  • Herkesin bir hikâyesi vardır Yunus
    İskender Pala
    Sayfa 298
  • 144 syf.
    ·13 günde·Beğendi·9/10
    İnsanın insan kadar hikayesi vardır. Birbirine benzeyen, bazen tıpatıp aynısı dediğimiz hikayeleri derinlemesine incelediğimizde, herkesin bir tarafıyla aynı hikayenin farklı bir parçası olduğunu görmeye başlarız.

    Zaman, insanı insan kılan en önemli olgulardan biridir. İnsanın hiçbir zaman geriye dönemeyen yaşanmışlığa bıraktığı derin bir izdir. Bu iz insanı kendisi yapan nice detayı da içinde barındırır. Bu detayların her biri kendi cüzünden bir parça olarak yine insandır…

    Kuğu boynu bu bilinç ekseninde oluşturulmuş bir eser. "Zaman"ın bozulmuş bir saatin kadranından fırlayan zemberek gibi, geçmişe dönmesi zor olan insanın zayıf yönlerini, kaybettiklerini ve yanlışlarını yine insanın yüzüne fırlatan bir eser.

    Ayşegül genç, insanı yine insanın en güvenilir yanı olan samimiyetiyle kurguluyor dünyaya. Kendisini her tamamladığında bir daire oluşturan insana, kendi dairesindeki meçhul anına eğilmesi gerektiğini inceden fısıldıyor. Bildiği yerden dokumaya çalışıyor insanı; hayal kırıklığından...

    Bir akrep gibi kendini tüketerek çoğalan Bülent, bir yelkovan gibi geçmişiyle kıvranarak beklediğinin anbean gelmesini bekleyen Celalli saatçi, bir zemberek gibi geçmişiyle yüzleşmekten kurtulamayarak geleceğe bakmaya çalışan Atilla, bir tulumba gibi hikayenin kendi enerjisinde sürüp gittiği Mualla ve kuğu boynu Murat usta...

    Zamanın zamansızlığa hükmünü geçirmeye çalıştığı bir dönenceyi kurguluyor eserinde yazarımız. İnsanı dağıtan onca şeyden, insanın kendi kalbini dağıtmasının daha korkunç olduğunu hatırlatıyor.

    Eserde kavramların tekdüze olması, anlamların çok boyutlu yapısını daha bir açığa çıkarıyor. İçine derinlemesine çeken konu bütünlüğü, detaylarda boğmak yerine detayları okuyana bırakan karakter planlaması romanı ön plana çıkaran en önemli hususlar olarak göze çarpmaktadır.

    Dışarıdan görülen güzel bir tabloda yer alan ağacın, suyun ve maviliğin; aslında bir başkası tarafından karanlık, kömür kokusu ve katran siyahı olduğunu anlatıyor. Baktığınız yere göre gördüklerinizin de farklı olabileceğini, en azından yansımasının farklı olabileceğini belirtiyor.

    İçimizin kokuşmuş yönlerini, hayal kırıklıklarımızı, bencilliğimizi, hırslarımızı, istek ve arzularımızı kısacası bizi insan yapan eksik ve fazlalıklarımızı bir saatin kadranına tutunan hikayelerle anlatıyor.

    Dilini sade tutarak yapıyor bunu. Akıcı bir uslup kullanarak ve insanı içine çeken merak dürtüsünü hiç eksiltmeden her insandan bir pencere sunuyor yine insanın kendisine. Her karakterin üslubunu kendince değil karakterince konumlandırıyor. Bu, okuyanların karakterle bütünleşmesini kolaylaştırıyor.

    Kısa ama bir o kadar derin bir iz bırakıyor yüreğinize. Okuduğunuzu anlamanız değil yaşamanız için bir saat ekseninde belirsiz ve sonu olmayan bir sonla bitiriyor eseri. Bunu belki de sonu gelmez duyguların sahibi olan insanın, zamanın kıyısında ancak son nefesi ile sonlanabileceğini hatırlatmak için yapıyor.
  • Herkes özeldir. Herkes kahramandır, âşıktır, aptaldır ve zalimdir. Herkesin anlatacak bir hikâyesi vardır.
  • Herkesin bir hikayesi vardır.
  • 448 syf.
    ·11 günde·Beğendi·9/10
    Elon Musk kitabın yazarı olan Ashlee Vance’a soruyor: “Sizce ben deli miyim?” Bu soruyu sorarken aslında bu işte ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

    Küçükken defalarca sıkıntılar yaşamış, dünyanın ve insanlığın geleceği için çalışan bir adam. Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki Elon Musk’ın hikayesi gerçekten sıradışı. Bu kitabı okuyunca bakış açılarınızı biraz daha ileriye taşıyacaksınız. Musk’ın kitap okuma sevgisi ve bitmek bilmeyen azmi onu başarıya götüren özelliklerdir. Mars hayalinden bahsettiğinde defalarca dalga geçtiler ama o pes etmedi. Bütün parasını roketlere harcadı. Bazen üst üste patlayan roketlerden sonra SpaceX kapanma noktasına geldi. Mühendislerine “Yap ya da öl ama asla pes etme.” diyerek çalışmaya devam etmelerini söylediğinde bu işi hep beraber yapabileceklerine inandılar ve başardılar. Bazen çok çalışmakla ve ailelerine vakit ayıramamakla şikayet eden bir çalışanına “İflas edersek ailelerine o zaman bolca vakit ayırabilirler.” diyordu. Ne demek istediğini sanırım gayet iyi anlatıyor.

    “Sosyal ortamlarda bile Musk tek bir kelime etmeden masadan kalkıp dışarı çıkar ve aptallara katlanmamak ya da önemsiz konularda konuşmamak için yıldızlara bakardı.” Bir şeyi istemek sadece onu dilimizde tekrarlamak değildir bence. Onu içinde yaşamak gerekir. Elon Musk’la dalga geçenler şimdi ona yetişebilmek için daha çok çalışıyorlar. Hatta onu Mars’a ayak basacak ilk insan olarak görüyorlar.

    Herkesin bence uzaya merakı vardır. Oraya gidebilmek için ne kadar zorlu yolculuklardan geçildiğini, kimlerin vazgeçtiğini, kimlerin gerçekten isteyip de hayaline ulaşmak için nasıl çalıştığını anlatıyor. Şunu iyi bilin ki Musk bu işi para için yapmış olsaydı şu an bir milyarder olmasına rağmen hala çalışıyor olmazdı. Okunulması gereken bir başarı hikayesi bence. Hatta onun hikayesinden okullarda bahsetmemiz gerekiyor.

    Hayalinizden vazgeçmeyin. Bu hayal uçmak bile olsa… Elon Musk’a yaptıkları gibi sizede inanmayacaklar hatta dalga geçecekler.