• İç işleri Bakanlığı’na yakın çevrelerin
    belirttiğine göre, herkesin
    herkese karşı açtığı savaş,
    yakında yaygınlaştırılacakmış,
    en son kan izine kadar.
    Hobbes’den içten selamlarla.

    Değişik silahlarla iç savaş:
    birinin vergi beyannamesi,
    diğerinin bisiklet zinciri oluyor.
    Zehir karıştırıcılar ve kundakçılar
    iş yerlerini korumak için
    sendika kurmak zorunda kalacaklar.

    Cezanın uygulanması, tam bir hoşgörüyle
    oralara kadar uzanıyor.
    Yıkanabilir, siyah plastiğe sarılı olarak
    öğrenime açılmış Kropotkin:
    "Doğadaki karşılıklı destek
    düzeni." Yetersiz bir avuntu.

    Üzüntüyle saptadık
    adalet olmadığını,
    daha büyük üzüntü ile de,
    bilinçli çevrelerin ellerini sıvazlayarak
    ileri sürdüklerinin tersine,
    hiçbir zaman da olamayacağını,
    olmaması gerektiğini, olmayacağını

    Eskiden olduğu gibi şimdi de, kimin ya da neyin
    bu işte suçlu olduğunu tartışmalı. Doğadan gelme
    günah mı, yoksa soyaçekim mi? Süt çocuğu bakımı mı?
    Kalbin gelişimindeki eksiklik mi?
    Yanlış perhiz mi? Tanrı bizimle olsun mu?
    Erkek egemenliği mi? Sermaye mi?

    Birbirimizi yemekten
    ne yazık ki, vazgeçemiyoruz,
    en yakın çarmıha çiviliyoruz birbirimizi,
    ve artıkları yiyoruz.
    Ne güzel olurdu değil mi bunlara bir açıklama getirmek,
    akıl için merhem olurdu.

    Gündelik iğrençlikler tedirgin ediyor,
    ama pek az şaşırtıyor.
    Asıl garip olan, sessizce el sıkmalar,
    nedensiz iyimserlikler,
    tıpkı İngiliz inceliği gibi.

    Bir beceriksizin söylevini
    saatlerce dinleyen garsonu
    içtenlikle övmenin tam zamanı;
    öldürücü darbeden hemen önce
    ödeme emrini batıran
    peksimet kralının iyiliğini de;

    nefes nefese
    kapısına dayanan asker kaçağını
    ummadık biçimde saklayan rahibeyi de,
    karmaşık işini, donuk, hoşnut bir gülümsemeyle
    yorgun düşerek birdenbire
    bırakan gangsteri de övmenin tam zamanı,

    ve biz gazeteyi bir yana bırakıyor
    seviniyoruz, omuz silkerek, tıpkı,
    duygusal bir oyunun mutlu sonla bitmesine,
    sinemada ışıkların yanıp dışarda
    yağmurun dindiği anda, yaktığımız sigaradan
    Çektiğimiz ilk nefesin bizi sevindirmesi gibi.