“beni burada tutan, daha muhteşem kitaplar okumak, daha muazzam besteler dinlemek, daha büyüleyici tablolar, daha harikulade filmler seyretmek, böylelikle sürekli burun buruna geldiğim hakikat tarafından bir gün nihayet linç edilmek arzusu ve bu arzunun doğurduğu deli heyecan.”
“ben çok dua ezberledim,
kramp gibi aklıma giren düşüncelerden kurtarsın
diye beni;
yüzüme sürdüğüm her amin, akıtsın diye tüm cerahatimi:
ki elim perde, ki elim keşke, ki elim kir, ki elim kil benim
ki elim kül, ki elim küf, ki elim kın, ki elim kin benim”
“ben seninleyken, kısacık kirpiklerime maskaralar aramak ihtiyacı duymadım hiç. ince dudaklarıma kalemler, soluk ve kemiksiz yanaklarıma allıklar aramadım. elbisemi, hırkamı alırken seni hesaba katmaya lüzum görmedim. çünkü karşında, giydiğim tek elbise sendin. ezelden beridir sevmediğim gözlerim sana bakarken biçim değiştiriyordu, yanaklarım ellerin değdikçe canlanıyor, hatta yanında yürürken çocukluğumdan kalma içe basan sol ayağım düzeliyor, dolayısıyla adımlarım bile güzelleşiyordu. seninle bir evin dizlerinde uyumak istemek az bileydi. seninle bir evin evi olabilecek kadar genişliyordu kalbim. yüz oda bin salon.
yanında okunan kitapların bile kaderi yeniden yazılıyordu. werther'in acıları diniyor, portuga ölmüyordu.”
“gitmek istiyorum. hep gitmek. durmadan gitmek. her neredeysem, kimdeysem, nasılsam, gitmek. iyiysem de, güzelsem de, sevdiysem de gitmek. koşullar neyi gerektiriyorsa umurumda olmadan. kök salmadan. bavulsuz, çantasız, cepsiz, ellerim boş, ellerim çıplak gitmek istiyorum. yüksüz, adımı bile ardımda bırakıp, nereye gitsem yeni isimler arayıp gitmek.”