Açıkçası beni hayal kırıklığına uğratan bir şiir kitabı oldu. Saba'nın yazdığı onlarca şiirden gözümde ancak bir düzine kadarı şiir değerinde. Yazdığı şiirlerin çok azında şiirsellik hissedebildim. Bazen "Ne yani, şiir mi bu?" diye oldukça sakil düşüncelere boğuldum. Belki de ben hissedemedim ama Saba'nın şiirlerinin ancak bir düzine kadarında şiirsellik parçacıklarının bulunduğunu itiraf etmeliyim. Şiirlerinde müzikalite nâmına pek fazla bir şey duyumsayamadım. Saba'nın şiirleri bana oldukça "yavan" geldi. Güzel şiirleri yok değil, burada genel bir bakış açısıyla bahsediyorum. Şiirlerin konuları hep aynı, aynı konular üzerinde pervane olup durmuş ve sonunda kaybolmuş... Saba'nın şiirleri bir anı defteri gibi... Anılar, çocukluk, aile, anne baba... İyi ki ailen varmış dedim en sonunda. Ölüm konusu bir Cahit Sıtkı kadar baskın değil. korkuyordu(?). Saba'da böyle -ağır- bir korku yoktu.
Beklediğim kadar iyi değildi. Artık "Nereden başladım buna?" diyerek hızlı hızlı okuyup bitirmeye can attım. Beni çok sıktı çünkü. Şimdi Ziya Osman Saba'nın şiirine böyle söyledim diye bana tehâcüm edenler çıkabilir: Ancak ben okurum... Belki şu ân benim için pek bir şey ifade etmeyen bu şiirler ilerleyen zamanlarda tekrar okuduğumda o zamanki donanımımla daha çok hoşuma gidebilir... Bakalım, sorun bende miymiş, Orhan Seyfi Orhon Bey'in şiirlerinde görmüş olacağım.