• Zaman geçtikçe bir şeylerin farkına varabiliyor insan..
    Nelere değermiş nelere değmezmiş
    Bir bakmışsın yüzler kırışmış,
    eller buruşmuş,
    isimler dahi unutulmuş.
    Bir ömür var geçecek.
    Her şey eskiyecek ve umarız ki yüreğimiz hiç eskimeyecek🌼

    https://youtu.be/GK5mKNiitB8
  • "Ahlakla çıkar arasında ortalama bir yer tutan pragmatik koşullar altında bir hukuk düşünülemez."

    Immanuel Kant
    “Dünya Yurttaşlığı Amacına Yönelik Genel Bir Tarih Düşüncesi”
  • Eskilerin söylediği bazı sözler var, hiç eskimiyorlar. Söyleyen toprak olalı asırlar olmuş ama söz öyle görünüyor ki toprak ve insan var olduğu müddetçe eskimeyecek. Bizim şimdi söylediğimiz bir söz biraz sonra eskirken, onların ifadeleri her dem yeni kalıyor. Bu eskimeyişe sebep olarak, söyleyenin ahvalinden ifade ettiği şeyin bedelini ödeyişine, hikmete mesken olacak gönül kıvamından, hazm ve temellük meselesine, oradan kendini aradan kaldırmış oluşlarına kadar pek çok şey sayılabilir
  • Bir şey yitirilmiş,
    Hiç eskimeyecektir,
    Onarmak zordur.
    Özdemir Asaf
    Sayfa 396 - Yapı Kredi Yayınları
  • DİKKAT: BU YAZI KENDİNİ YAZAR ZANNEDEN BAZI 'KUSMUKÇUKLARA'
    İTHAFEN YAZILMIŞ OLUP AĞIR KANSEROJEN MADDE (NAM-I DİĞER: "PAÇAVRA") İÇERMEKTEDİR!

    "Kitap okumayı sevmeyen bir insanın seveceğine katiyen inanmıyorum zaten. Çünkü içinde duygu olan bir şeyleri sevmeyen biri, insanı da düzgün bir şekilde sevmez." -Hz. Attım Tuttu (Ç. M. Aktaş 🤢)

    Vay be! Üstat Attım Tuttu hazretleri ne de güzel demiş öyle! Kitap dediğin senin bu paçavran ise ben kitap okumaktan nefret ediyorum. Genç yazarlara karşı değilim. Ama genç "yazar"lara karşı değilim. Ergen, sözde aşk acısı zırvalıklarıyla hayatının en verimli dönemlerini beş para etmez hayallerle sürdüren bir genç kesim üzerinden adını duyurmak ve para kazanmak, yazar muamelesi görmek adına yazılmış paçavralara asla itimadım yok.

    Bak, ben de 17 yaşındayım. Ne acı değil mi: sevgilim yok. Ne kadar üzücü değil mi? Tabi sevgili demek size göre; her hafta bir başkasıyla gönül eğlendirmek, kişisel ağlama-zırlama kotanızı her ay iki katına çıkarmak, sevgilim var diyerek instagrama birlikte değişik değişik fotolar atmak, arkadaş ortamında hava atmak, sevgiliden uzak kaldığın her an sosyal medyada intihar etmeyi kafaya koymuş ayarında sözler yazmak, yazları çalışmak yerine koluna her hafta bir-iki kız takıp baba parası öğütmek, sevgilinin kavga ettiği kızın sevgilisiyle kanlı bıçaklı olmak gibi "boş" anlamlar ifade ediyor değil mi?

    Fark ettim de iyi ki sizler gibi bir 17 yaş yaşamıyorum. Ne kadar şükretmeliyim acaba. Sanırım ahirete kadar sarkacak bu şükretme meselesi. O derece büyük bir tehlikeden dönmüşüm; onu fark ediyorum şu an.

    Üzücüdür ki; genç arkadaşlardan ciddi sayıda bir kesim Ahmet Batman ayarında bu paçavralara rağbet göstermekte ve o kesilen ağaçların ardından "şehit gittiler" denecek kıvama getirilmekteyiz. Hakikaten o ağaçları bu kitaplar için kesenlerin zihniyetine ben kültür terörizmi de derim, cahiliye Tükiyesi misyonu da derim.

    Enes Batur'a şimdiye dek yöneltmediğimiz eleştiri kalmadı sanıyorum, fakat anladım ki biraz haksızlık etmişiz. Daha beterleri varmış.

    Allah biz ve bizden sonraki nesilleri şu felaketlerden korusun! Kitap okumaya meyletmiş bir gencin böyle paçavralara yönelmesi, böylelerinin sosyal mecralarda sıklıkla teşvik edilmesi ne büyük vehamettir geleceğimiz açısından! Zaten kör bir nesil yetişiyor. Zaten çürüklere bulaşmamak, çürüğü kapmamak için büyük çaba sarf ediyoruz. Yeni nesilden az bir kesim kaldık; bozuk düzene uymadan, bozulmadan, üstatların yolunda yeni şeyler üretme çabasında olan...

    Umarım şu tip paçavraları bir daha raflarda görmez; yaşasaydı Yaşar Kemal'in Kemal Tahir'in, Sabahattin Ali'nin, Sait Faik'in, Nazım'ın, Turgut Uyar'ın, Tevfik Fikret'in, Halit Ziya'nın, Yunus Emre'nin Orhan Kemal'in, Dadaloğlu'nun, Mehmet Akif'in, Necip Fazıl'ın, Namık Kemal'in, R. Mahmut Ekrem'in ve daha nice üstadın dahî öveceği nitelikte, eserlerini edebiyat birikimimizin üzerine bina eden birçok genç yazar arkadaşların kitaplarını görürüz. Ve tabi hiç eskimeyecek olan üstatların hiç eskimeyecek eserlerini...

    Temennilerle dolu bu, naçizâne, ağır eleştiri yazısını yalnızca bu çirkin emellerin ürünü eserlerin kurduğu bozuk düzen çarkına sağlam bir tekme olarak algılayın lütfen. Yıkılacak bir gün; el ele, omuz omuza. Ve edebiyatımız tekrar başarılı eserler vermeye ve kaliteli okur kitlesine kavuşacak. Sağlıcakla!