• Sen benim hiçbir şeyimsin, yabancı bir şarkı gibi yarım, yağmurlu bir ağaç gibi ıslak, hiç kimse misin bilmem ki nesin? -Attila İlhan
  • Sen benim hiçbir şeyimsin, yabancı bir şarkı gibi yarım, yağmurlu bir ağaç gibi ıslak, hiç kimse misin bilmem ki nesin? -Attila İlhan
  • Nişanlım dün gitti: Onunla bir daha görüşmeyeceğiz... Nerede olacağını bile kesin bilmiyorum. Şimdiye kadar istediğim, benim için değerli olan her şeyi beraberinde götürdü. Onunla birlikte bütün tasarılarım, düşüncelerim, emellerim kayboldu. Bütün çalışmalarım yok oldu, onca yıl süren emeklerim bir hiçe dönüştü. Çalışmalarımın bir anlamı, işe yararlığı kalmadı; benim olan ne varsa öldü ve eski benle birlikte dün mezara kondu. Dehşet içinde hissediyorum bunu, görüyorum, biliyorum... ama buna hiç üzülmüyorum. Yakınmak için yazmıyorum bunları sana... Sen beni severken hiçbir şeyden yakınamam İrina! Yalnızca şunu söylemek istedim sana: Duman ve küle dönen geçmişimden, bütün bu söylediklerimden, umutlarımdan, çabalarımdan yalnızca canlı, sarsılmaz bir şey kaldı: Sana olan aşkım... Bu aşktan başka hiçbir şeyim yok benim. Bu aşkın benim tek hazinem olduğunu söylemem bile az. Tüm varlığımla bu aşkın içindeyim, bu aşk da benim içimde... Geleceğim, inancım, umudum, kutsalım, vatanım bu aşk işte! Beni tanıyorsun İrina, bu tür sözlerin bana ne yabancı, ne ters geldiğini bilirsin. Duygularımı anlatmaya çalıştığım sözcükler ne denli güçlü olursa olsun, onların içtenliğinden kuşku etmez, onları abartılı bulmazsın. Bunları söyleyen bir an heyecana kapılıp sana duygularını açan, düşünmeden yeminler eden bir çocuk değildir İrina; yaşını başını almış bir erkek, neredeyse dehşet içinde, yürekten inandığı şeyleri söylüyor sana. Evet, aşkın bendeki her şeyin yerini aldı, her şeyin, her şeyin! Her şeyimsin sen benim! Şimdi kendin karar ver: Her şeyimi başkasının elinde bırakabilir miyim, seni kendisinin saymasına izin verebilir miyim? Bütün varlığınla benimken onun yanında olmana, her şeyimin, kalbimin, kanımın onun olmasına nasıl katlanabilirim?.. Ben... ne olacağım? Ne yapacağım? Uzaktan izleyen biri... Kendi hayatını uzaktan izleyen bir seyirci mi? Hayır, bu imkânsız, imkânsız! Onsuz soluk bile alamayacağın bir şeyin gizlice parçası olmak... Yalan bu, ölüm... Hiç hakkım olmamasına karşın, senden ne büyük bir fedakârlık beklediğimin farkındayım. Böylesine bir şeyi istemek hakkını ne verebilir bana? Ama bencilliğimden istemiyorum bunu. Bir bencil kolaylıkla, rahatça söz konusu bile etmeyebilirdi bu sorunu. Evet kolay bir şey değil senden istediğim, bunun seni korkutmasına da şaşmam. Yaşamak zorunda olduğun hayattan nefret ediyorsun, sosyete sıkıyor seni; peki bu sosyeteden ayrılabilecek misin? Başına koyduğu tacı ayaklarının altına alabilecek misin? Toplumun düşüncesine, nefret ettiğin o insanların düşüncesine karşı durabilecek misin? Sor kendine İrina, kaldıramayacağın yükün altına girme... Seni suçlamak istemiyorum ama şunu unutma: Daha önce de parlak hayatın çekiciliğine kaptırmıştın kendini. Kaybedeceğin şeyin çok azını sağlayabilirim ben sana! Şu son söyleyeceğimi de hiç unutma: Bugün ya da yarın her şeyi bırakıp benimle gelecek gücü kendinde bulamıyorsan –ne açık konuştuğumu, kendime nasıl acımadığımı görüyorsun işte– geleceğin belirsizliğinden, uzaklara gitmekten, yalnızlıktan, insanların seni suçlamalarından korkuyorsan; kısacası kendine güvenemiyorsan hemen şimdi açıkça söyle bunu bana, hemen senden uzaklaşır, çeker giderim... Ruhum paramparça, ama benden gerçeği gizlemediğin için sana saygı duyarak giderim... Benim güzel, ışıltılı kraliçem, benim gibi küçük, cansız bir adamı gerçekten sevdiysen ve gerçekten hayatını onunla paylaşmak istiyorsan ver elini bana ve birlikte zorlu yolculuğumuza çıkalım! Yalnız kararım kesindir: Ya hep, ya hiç! Bir çılgınlık bu, biliyorum... ama başka türlüsü gelmez elimden İrina! Seni çok seviyorum!
  • sen benim hiçbir şeyimsin
    yazdıklarımdan çok daha az
    hiç kimse misin bilmem ki nesin
    lüzumundan fazla beyaz
    sen benim hiçbir şeyimsin
    varlığın yokluğun anlaşılmaz
    ...