Dünyanın en güçlü bağı diye söz etmek mümkün müydü aileden bahsederken. Perde arkasında nelerin olduğunu bilmediğim bir yola adım atarken tedirginliğimi gizleyemediğim anlar sarıyor bedenimi. Bir bağın kurulmasıyla başlıyor yeni bir hayatın dönüm noktası.
Kaç hayal başladı bu bağla kaç hayat sessizliğe gömüldü bilinmez. Kırık kalpler ülkesinin sessiz çığlıkları kaç defa yankılandı. Kaç yürek dağlandı bu hikayede bilinmez. Cam kırıklarının yollara serildiği uzun ve engebeli süreçte yol kenarına dikilen güllerdi devam etmemizi sağlayan.
Kaç hayat sığar ki bir aileye. Bir aile kaç hayattan oluşur. Savrulan hikayeler, hüzünlü biten mutlu hikayeler ve niceleri... Hüznün ve mutluluğun aynı anda yaşandığı, gözyaşları ile kahkahaların dans ettiği nadir yerlerden biridir aile hayatı. Yüreğinin en derinindeki acı ile sevginin aynı masaya oturması gibi biraz da. Aynı masa ama hep farklı hikâyeler... Yorulmak yasak bu masa da, kalkmak yasak oturup yemeğin tadını çıkarmak var sadece. Hüzünle yıkanmış, ilgi ile bezenmiş tabaklarla dolu bir masa. Herkes kendi tabağını seçer, herkes kendi hüznünü ve mutluluğunu seçer.
Aile vazgeçilmeyen ama en çok yaralayandır. Bir çocuğun en masum anlarıdır. Bir dünyanın yıkım anıdır aynı zamanda.
Aile sessiz bir gemi.
Aile fırtınalı bir deniz.
Velhasıl aile...