3. Bölüm

10
30
42
2
Aynadaki gecikme bir saniyeden kısaydı. Ama beynim onu inkâr edemedi. Çünkü gecikme… rastlantı değildir. Zaman hata yapmaz. Geri çekildim. Ayna hâlâ aynıydı. Telefonumdan bir ses geldi. Bildirim sesi değil. Ses kaydı gibi. Kendi sesimdi. “Eğer bunu dinliyorsan, artık çok geç.” Titreyerek sesi durdurdum. Ama durmadı. Ses odanın içinden geliyordu. Yatağın altından. Eğilmedim. Eğilmemem gerektiğini biliyordum. Çünkü insan, yatağın altına bakmadan önce hazırlık yapar. Ve ben hazır değildim. Telefon ekranı tekrar yandı. Bu sefer yazı yoktu. Sadece bir geri sayım vardı. 00:00:10 Mesaj geldi. “Her şey ters gitti.” 00:00:09 “Aslında sen ilk değilsin.” 00:00:08 Duvar saatinin tik takları tersine dönmeye başladı. 00:00:07 “Aynı yüz.” 00:00:06 Dolaptan bir şey düştü. Ama ses gelmedi. 00:00:05 “Aynı isim.” 00:00:04 O an anladım. Bu bir varlık değildi. Bu bir yer değişimiydi. 00:00:03 “Biri hep dışarı çıkmak ister.” 00:00:02 Telefonun ekranında kamera açıldı. Bu sefer yatak altı görünüyordu. Boştu. 00:00:01 Son mesaj geldi. “Çünkü sen zaten dışarıdasın.” Ekran kapandı. Odaya baktım. Yatak. Masa. Pencere. Her şey doğruydu. Ama yanlış yerdeydim. Ayna yoktu. Telefonumda tarih yoktu. Ve odanın kapısında asılı bir kâğıt vardı. El yazımla yazılmıştı. “Eğer bunu okuyorsan, sakın yerine dönmeye çalışma. O seni bekliyor.”
Okuduğunuz için teşekkürler.Bir hikayenin daha sonuna geldiniz.