Görülmemek Yorar İnsanı
Bazen gecenin bir vakti, sebebini tam bilemediğim bir ağırlık çöküyor içime. Ne açık bir kırgınlık var ortada, ne de büyük bir olay. Ama yine de içimde büyüyen bir boşluk, bir eksiklik hissi var. Kimse beni doğrudan üzmedi belki, kimse gidip de “ben seni yok sayıyorum” demedi. Ama işte, tam da bu yüzden yorucu. Çünkü ben, sessizce unutulmuş gibiyim. Göz önündeyim ama kimsenin gerçekten baktığı yerde değilim.
Bu yalnızlık sadece bir sevgiliye duyulan özlem değil. Daha derin, daha kökünden bir şey bu. Anlaşılmakla ilgili. Duyulmakla, hissedilmekle ilgili. Birinin beni fark etmesiyle ilgili. Güldüğümde değil de sustuğumda da orada olmasıyla… İyi günümde değil, içim dağılırken de yanımda kalmasıyla ilgili. Çünkü sevilmek dediğimiz şey sadece sarılmak, ilgi görmek değil aslında. Gerçekten hissedilmek istiyor insan. Hiçbir şey söylemeden, birinin halini anlayabilmesini… “Bugün biraz durgunsun” diyebilecek kadar dikkat edilmek istiyor. Ve eğer bu yoksa, ne kadar kalabalıkta olursak olalım, insan kendini yine de yapayalnız hissediyor.
Ben hep iyi biri oldum. İnsanları dinledim, anlamaya çalıştım, incitmemeye özen gösterdim. Hatalarını mazur gördüm, duygularını tuttum, yeri geldi kendimden verdim. Ama bazen içimde şu sessiz soru yankılanıyor: “Beni iyi biri olduğum için mi sevdiler, yoksa sadece rahatsızlık vermediğim için mi?” Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Yoruldum. Herkesi anlamaktan, ama kimsenin beni anlamamasından. Hep güçlü durmaktan, ama kimsenin “Sen iyi misin?” diye sormamasından yoruldum.
İnsan en çok, görülmeyince eksiliyor. Çünkü görünmemek, var olamamak gibi bir şey. Ve ben artık “iyi ki varsın” cümlesinin içten bir sesle söylenmesini duymak istiyorum. Beni gerçekten gören, dinleyen, hisseden birine ihtiyaç duyuyorum. Güçlü görünmekten değil, sadece var olabilmekten yanayım artık. Çünkü en derin ihtiyacımız, birinin kalbine temas edebilmek. Anlatmak zorunda kalmadan anlaşılmak. Yanında susabilmek. Ve buna herkes gibi ben de değerim.
Yalnızlık acıtır, evet. Ama daha çok acıtan, kalabalıklar içinde bile kendini yalnız hissetmektir. Artık sadece bir gün biri gelsin diye değil, gerçekten kalsın diye umut ediyorum. Çünkü içimde hâlâ, sevilmemiş olsam da sevmeye hazır bir kalp var. Görülmemiş olsam da bakmaya devam eden bir göz, duyulmamış olsam da anlatmaya çalışan bir ses…
Ve bir gün biri, bütün bu sessizliği duyacak.
Belki de o gün, bu kadar yalnız hissetmiş olmama bile şükredeceğim.
Çünkü içimden geçen her şey, beni daha derin, daha insan yaptı.
Ve insan, en çok hissedebildiği yerden büyür.