1. Bölüm

6
5
21
Cevapsız Sorular Hiç kimse bilmiyor, annem bile. Küçükken bahçemizde gizli bir yerim vardı pişmanlıklarımı gömdüğüm. Soldaki komşuya sınır olan duvarla kömürlük arasında, armut ağacının arkasında . Yazın yosun yeşili , gür yaprakları saklardı yerimi. Kış olunca kuru dalları benden başkasının arkasına geçmesine mani olurdu. Hatta ısrar eden mahallenin kedisi Sarmal’ın tüylerini az yolmamıştır. Bu derece vefalı olmasına rağmen , meyvesi yenilmeyecek kadar ekşi ve sasıydı. Bir gün babamın “şifadır ye!”, ısrarıyla tadına bakmıştım. Ağzıma attığım an da içinde bir kara delik açılmış da yanaklarımı çekip, yüzümü buruşturarak küçültmüş gibi hissetmiştim. Sanırım arkasına sakladığım pişmanlıklarımın arasında meyvesini tatmak da var. İlk orucumu unutup , iftardan önce tadına baktığım ödül çikolatasının yanında bir yerlerde olmalı. Ne garip ! Biri ekşi, diğeriyse tatlı olduğu için pişmanlıklarım arasında kendilerine yer bulmuşlar . Sevdiğim ve sevmediğim pişmanlıklar koyun koyuna yatıyorlar , herkese saklı bana ayan mezarlarında. Artık ne o bahçe var ne de armut ağacı , yıllar geçti o günlerin üstünden. Farklı bir şehirde yirminci katta, iki odalı, seksen kapı numaralı evinde. Hele ki yılın bu zamanı penceresinde kurşunî renkli , kabarmış bulutlardan başka bir şey görmeyen o adam olarak yazıyorum. Acaba insanlar büyüdükçe pişmanlıkları da onlarla beraber büyür mü , o kuytu köşe bu yaşımdaki pişmanlıklarımı da sığdırabilir mi içine! Aslında, kafamı daha çok karıştıran ve yoran asıl soru; insan günün sonunda yaptıklarından mı pişman olmalı yahut pişman olmamak için yapmadıklarından mı! Hilal Aktaş
Okuduğunuz için teşekkürler.Bir hikayenin daha sonuna geldiniz.