"Mutsuz bir evliliğin mutlu çocukları olmaz"
Zor bi evde doğmuşlardı. 2. sınıfdayken babalarının düğününe katılmak zorunda kalmışlardı. düzen bu diyordu Nilay galiba herkesin evi boyle herkes bu şekilde yaşıyor iki anne ile. insaflıydı baba onları alt kata üvey anneyi üst kata taşımıştı. nilay geceleri üvey anne gelecek diye sandık yerleştirirdi kapının ardına. 6 kardeşti Nilay sadece kendi ve kızkardeşi kalmıştı evde geri kalanları evliydi. alt kata kemik üst kata et giderdi. Dayanamamıştı Devlet bir gün kemikleri götürüp atmıştı üvey annenin üstüne kemikleri sen ye diye. Evet Nilay ne kadar cefakar fedakarsa Devlette onun aksine bi o kadar sert kavgacı hakkını savunan biriydi sonuçlarına katlanarak elbet. Nitekim öyle de olmuştu bu hareketin sonucu ağır olmuştu Devlet için yemişti dayağı üvey anneden. Üvey anne 6. doğurmuştu Nilay evlenmeden bunu da büyütsün de öyle evlensin diyordu. Halbuki Nilayın başka hayalleri vardı.Polis olmak istiyordu. Kağıdı gelmişti eve babası gördü tebrik etti aferin kzım dedi. Alnından öptü onu ve kağıdı yırttı attı. O kağıtla birlikte Nilayın da tüm hayalleri atılmış oldu. Babası bir kaçakçıydı insan kaçırıyordu yurt dışına. Sürekli aranıyordu bir gece eve baskına geldiler. Nilay kafasını kınalamış yatmış. Gece 4 jandarma silah sokuyor kafasına bu ney diye. Gelde anlat jandarmaya. Nitekim kızı polis olamazdı. Zaten çok fazla parası vardı babanın kızının hiç ihtiyacı yoktu ki. Evleri nilay devlet annesi yapmıştı tüm tuğlalar harçlar onun sırtından geçmişti. Elbet babaıs bir hak verirdi kızına!!! Ve Devlet o sağlıkçı olmayı seçmişti onun seçimi doğruydu o hemşire olup babasına bakacaktı. ankara da en iyi üniverisiteyi kazandı Devlet.