✦ ~~~~~
Sevgili sen,
Bugün ilk kez sana yazıyorum. Bunu bir alışkanlık olarak değil, bir başlangıç olarak koyuyorum kâğıdın üstüne. Günün içinden sızıp gelen bir ihtiyaç gibi. Sabah uyandığımdan beri içimde tuhaf bir ağırlık vardı, adını koyamadığım ama görmezden de gelemediğim bir his. Gün ilerledikçe hafiflemedi, aksine netleşti. Sana dair olmayan hiçbir şey bu hissi açıklamıyordu. O yüzden şimdi buradayım, bu satırların başında, ne yapacağımı tam bilmeden ama yazmam gerektiğini bilerek. Bu mektubun bir yere gideceğini sanmıyorum. Zaten gitsin diye yazmıyorum.
Bugün sadece içimde olanı olduğu gibi bırakmak istiyorum. İlk gün olduğu için kelimeler biraz çekingen. Ama dürüstler. Sana ilk karşılaştığımız anı anlatmayacağım. Çünkü bugün anlatmak istediğim şey o an değil, o andan sonra içimde kalanlar. Günlerdir taşıdığım ama ilk kez kabul ettiğim duygular. Seni düşünmek beni heyecanlandırmıyor, daha çok derinleştiriyor. Kalbimde bir hızlanma yok ama bir doluluk var. Sanki içimdeki boşluklar anlamlı bir şekilde kapanıyor. Bu his beni korkutmuyor. Ama ciddiye aldırıyor.
Seni düşünürken kendime daha dikkatli davranıyorum. Kelimelerimi, sessizliğimi, hatta susuşumu bile. Çünkü seninle ilgili olan hiçbir şeyi hoyratça taşımak istemiyorum. Bugün seni düşündüğümde hissettiğim şey hasrete çok yakın. Ama tam olarak o değil. Çünkü hasret genelde bir eksikliktir. Benim hissettiğim şey eksik değil. Daha çok, sende tamamlanmış bir hâl. Yanımda olmasan bile varlığının etkisi var. Bu çok garip. Ama gerçek. Sana yazarken kendimi anlatıyorum aslında.
Gün içinde sustuğum yerleri, geçiştirdiğim anları, güçlüymüş gibi davrandığım ama içimde kırılan kısımları. Hepsi bu kâğıtta bir araya geliyor. Seni sevmenin bana böyle bir alan açacağını bilmiyordum. Daha yavaş bir alan. Daha sessiz. Daha dürüst. Bugün bu mektubu yazmaya başlamak, kendime verdiğim bir söz gibi. Her gün içimde birikenleri burada bırakacağım. Ama bu biriktirmek için değil. Taşımamak için. Çünkü bu duygunun içimde ağırlaşıp beni başka bir şeye dönüştürmesini istemiyorum.
Onu olduğu hâliyle görmek istiyorum. Bugün seni düşündüm. Yüzünü değil, varlığını. Sesini değil, sende hissettiğim sakinliği. Günün bir yerinde durup kaldım. Kimse fark etmedi. Ama ben farkındaydım. İçimde bir şey yavaşladı. İşte o an anladım ki yazmazsam bu his taşacak. Yazmak, onu sakinleştiriyor. Bu ilk mektup. Belki en hamı. Belki en dürüstü. Çünkü henüz alışkanlık değil. Henüz bir düzen değil. Sadece bir başlangıç. Sana bunu söylemek istedim. Bugün yazmaya başladım.
Ve bugün, yazdıktan sonra, bu mektubu yırtacağım. Çünkü kalmasını istemiyorum. Birikmesini istemiyorum. Bugünün duygusu bugünde kalsın istiyorum. Yarın başka bir hisle yazacağım. Ama bugün, bu ilk satırlar, burada bitsin. Şimdi kâğıdı elime alıyorum. Yavaşça. Acele etmeden. Ve bu mektubu, yazıldığı günün içinde bırakıyorum.
✦ ~~~~~