11. Bölüm

3
10
6
Üç kişi kalktılar masadan: Ahmet, Benna ve Frida. Arif Hoca’nın odasına girdiklerinde, onları altın sarısı saçları olan, güler yüzlü bir adam karşıladı. Sanki uzun zamandır görmedikleri bir dostları varmış gibi, rahat ve içten bir sohbet başladı aralarında. Arif Hoca’nın sıcak tavrı, Benna’nın omuzlarına çöken çekingenliği anında silip süpürdü. Hoca, yeni öğrencisine gülümseyerek baktı, sonra içten bir konuşmayla devam etti:“Bak kızım, daha yolun çok başındasın. Sana bu yol kolay, hiç zorlanmayacaksın desem, yalan söylemiş olurum. Çok gençsin, birçok meslekte başarılı olabilirsin. Elbette hepsinde çok çalışman gerekir. Ama uykun geldiğinde, arkadaşlarınla eğlenirken yine Benna olursun. Bazı meslekler buna izin verir. Mimarlık vermez. Uyurken mimarsın. Uyandığında yine mimarsın. Arkadaşlarınla gülerken bile, aklında projendir. ‘Eksik mi var çizimlerimde, daha iyi nasıl olur?’ diye düşünürsün durmadan. Bu düşüncelerden kurtulamazsın; istersen de özgürleşemezsin. Şimdi sen düşün. Kararını ver. Hazır mısın mimar olmaya?”Benna’dan hemen bir cevap beklemeyen Arif Hoca, arkasını dönüp dolabından bir dosya çıkardı.“Bunu mimarlığı düşünen ya da yeni başlayan öğrencilerime veriyorum,” dedi. “E benim de hediyem bu kadar olur işte. Dosyayı incelemeni istiyorum. İçinde ünlü mimarların eserleri var. Herhangi birisinde, bu mesleği yapmak için bir sebep bulursan… O zaman bizden birisin demektir.”Benna teşekkür etti. Hoca, doğru kararı verebilmesi için ona zaman tanımıştı.Dosyayı hızla çevirmeye başladı: huzur vadeden, ütopik bir masaldan çıkmış gibi duran, hükmeden, hayallere sürükleyen onlarca binayı birkaç dakikada gözden geçirdi. Kalbi hızlandı, heyecanını bastırmaya çalıştı. Aslında çalışkan görünmek için hepsini teker teker inceleyeceğini söyleyebilirdi. Her yapı hakkında bilgi edinmeyi bekleyebilirdi.Ama bunların hiçbirine gerek yoktu. Çünkü hazır hissediyordu.Kararlılıkla, “Mimar olmaya karar verdim hocam,” dedi.Arif Hoca’nın gözleri parladı. Gülümsedi, Benna’ya sarıldı. “Hoş geldin aramıza,” dedi coşkuyla. “Artık boş durmak yok Benna. Gözlerin yapıların üzerinde olsun. Her birinin -tıpkı insanlar gibi- kendine has bir karakteri olduğunu göreceksin.”Arif Hoca’nın söylediklerinden fazlasıyla etkilenmiştim. Zaten etkilenmemek elde değildi; sanat, onun ruhuna işlemiş gibiydi. Ne yaptığına dair tek bir örnek göstermemişti belki ama duruşunda, ses tonunda, her kelimesinde tam anlamıyla bir ressamın zarafeti vardı. İçimde bir şey, ilk kez bu kadar güçlü konuşuyordu. O an, tercih sıralamamda bu okulu birinci sıraya yerleştirmeye karar verdim.