14. Bölüm

2
10
4
İstanbul’da doyasıya gezebilme fikri beni heyecanlandırıyordu. Melek teyzemde kalacaktım. Annem de benimle geliyordu ama niyeti uzun kalmak değildi; beni yerleştirip dönecek. Zaten pek anlaşamıyorlardı teyzemle, nedenler çoktu. Hasarlı kardeşlik ilişkilerinin üstüne bir de miras sorunları eklenince, bağlar iyice onulmaz hâle gelmişti. Yine de benim onun yanında kalmama itiraz etmedi. Sebebini birkaç gün sonra, diğer teyzemle konuşurken anladım:“Sevaptır diye aldım eve. Sokakta mı kalsın kız? Hem yardım eder bana, çocuklarla çok zorlanıyorum.”O an konumumu anladım: sığıntıydım. Neye yardım etmemi bekliyor acaba? Ev işleri mi, çocuklar mı?Ama çocuk bakımından ne anlarım ki ben? Tek çocuğum. Yine de itiraf etmeliyim, kuzenlerimi çok özlemişim. En büyüğü altı, ortanca olan dört yaşında, en küçüğü ise sekiz aylık. Büyük olan Neva. Daha ilk günden tüm oyuncaklarını tek tek önüme getirip hepsinin özelliklerini anlatıyor. Ortanca, Arda, bu durumdan pek hoşlanmadığını kafama attığı oyuncak arabayla belli ediyor. Gülüyorum hâline. Keşke biz de duygularımızı bu kadar açık gösterebilsek. Arda’yla oynamaya başlıyorum. Bu sefer Neva yanımda bitiveriyor. O, oyuncakla saldırmıyor, durmaksızın konuşarak dikkatimi çekmeye çalışıyor. Teyzem ise durumdan memnun:“İyi ki geldin,” diyor bana.Şimdi biraz daha mutluyum. Artık sığıntı gibi hissetmiyorum.