Heyecanla uyanıyor Benna. Bugün okulun ilk günü! Kahvaltıyı hazırlamak istiyor ama geç kalmış. Kızlar onu beklememiş, domatesleri, salatalıkları özenle dilimlemişler bile. Şeyda’nın köyden getirdiği peynir, Esra’nın bahçesinden gelen zeytinler var masada. Bir de mis gibi krep yapmışlar; daha ne olsun! Sağlıklı, doyurucu bir kahvaltı ediyorlar hep birlikte. Yiyeceklerin tadını çıkartırken, evin kuralını anlatıyorlar Benna’ya:Her sabah, birbirlerini iyi dileklerle uğurluyorlarmış. Artık o da evin bir parçası olduğuna göre, bu kurala uyması gerekiyormuş. Şeyda başlıyor önce, “Arkadaşımız, okulunun ilk gününde bu kahvaltı sana uğur getirsin. Sadece yemeğimizi değil, hayallerimizi, umutlarımızı da paylaşalım bundan sonra.” Benna, mahcup bir tavırla gülümseyip elini kalbine koyuyor. “İyi dileğini kabul ediyorum,” diye teşekkür edip Esra’ya dönüyor: “Senin mesleğinle birlikte büyüdüm ben. Dilerim bundan sonra, başkalarının yoluna da hep ışık olursun.” Esra duygulanıp, sımsıkı sarılıyor arkadaşına. Sonra Şeyda’ya çeviriyor bakışlarını, “Hayatında zorluklarla karşılaşmış, yara almış herkese ilaç olmanı diliyorum.” Üç kız sarılıp, birlikte çıkıyorlar evden. Üçü birbirine sarılıyor, sonra aynı anda kapıdan çıkıyorlar. Aralarındaki bağ o an sessizce mühürleniyor; bundan böyle, yan yana yürüdükçe hiçbir engelin onları durduramayacağına yürekten inanıyorlar.