24. Bölüm

1
4
Ertesi gün, Bora’nın ağlamasına uyanıyorum. Yarım kalan rüyamı hiçe sayarak doğrulmaya çalışıyorum. Aslında dinlenmeye ihtiyacım var ama yapamam, okul var. Sonra bir isteksizlik sarıyor bedenimi. Vazgeçmeyi düşünüyorum. Ama vazgeçersem, döneceğim yer annemin evi olacak. Hiç durmadan konuşur, hayatı zindan eder bana. Hem ne diyeceğim? “Kursa gitmek istiyorum, para lazım mı?” Tüm bunları atlatsam bile, sınava bir yıl daha hazırlanacak gücüm yok. Dört duvar arasında bir yıl daha, dayanamam. Arda yanıma gelip kocaman gülümsüyor. Hayat onun için ne kadar sade ve güzel, diye düşünüyorum. Pofuduk yanağından öpüyorum bir kere. Melek teyzem çoktan uyanmış, mutfakta. Yine telaşlı görünüyor. Geç uyandığım için üzülüyorum. Ama Arda’nın etkisi mi bilinmez, canlanmak istiyorum. Belki güne güzel başlasam, her şey kendiliğinden yoluna girer. Gözümde bir kahvaltı masası canlanıyor, Avrupa Yakası dizisindeki gibi. Onların masasındaki kahvaltılıklar hep özenle hazırlanırdı. Sanki aile olmalarını sağlayan, oyunculukları kadar o sofralardı. “Krep yapayım mı?” diye soruyorum.Anında reddediyor: “Olmaz, çocuklar un mu yesin?”Beş yumurtayı kaynar suya atarken bana dönüyor: “Sen de ister misin?”“Yok, ben yemem,” diyorum. Biliyor aslında yumurta sevmediğimi.“İstersen kendine krep yapabilirsin ama bizden kimse yemez,” diyor.“Hevesim kaçtı, gerek yok.” “Senin dersin yok mu bugün?” diye soruyor, rokaları karbonatlı sudan çıkarırken.“Bugün programım boş,” diye yalan söylüyorum.Seviniyor: “Çok iyi, bugün Neva için kurs bakacaktım. Sen de gelirsin benimle.”“Tabii, gelirim.”Okuldan daha iyi bir seçenek. Bir günlüğüne de olsa uzak kalmak iyi gelecek bana. Kahvaltıdan sonra evden çıkıyoruz. Arda’yla Neva’nın nasıl daha doğru yetiştirileceğine dair bir sürü şey öğreniyorum. Kendi geleceğim gittikçe küçülüyor gözümde. Önemsizleşiyor. Ama bu durum, tam tersine, içimde bir şeyleri uyandırıyor. Kendim için bir şey yapmalıyım artık. Ertesi gün okula gidip, bölümüme dört elle sarılmaya karar veriyorum.