30. Bölüm

1
3
Yeni bir kelime öğrenmiştim: otomasyon. Mezun olabilmek için vermem gereken derslerin bir arada toplandığı okulun internet sayfasına böyle diyorlardı. Oradan derslere kaydolmam gerekiyordu. “Kontenjan dolu” yazısını görürsen fena, açıkta kalırsın. Aradan bir hafta geçmişti, hâlâ derslerimi seçememiştim. Zorunlu dersler belliydi; onlarla uğraşmasam da programıma ekleniyordu. Ama seçmeli olan iki ders… işte orada karar verememek korkutuyordu beni. Üst sınıflardan biri, “Sakın o hocanın dersini seçme. Geçmesi çok zor. Öyle hafif olur diye düşünme. Eğer sana takarsa projesinden asla geçemezsin,” demişti. Projenin ne demek olduğunu bilmiyordum ama herkes biliyormuşum gibi tekrar ettiğinden, sormaya çekiniyordum. Emin olduğum tek şey, bilmediğim herhangi bir şeyin, insanların ortasında çırılçıplak kalmış gibi hissettirdiğiydi. Kolay geçebileceğim derslerse ışık hızıyla kapanıyordu. Kurdukları sistemde işlem yapmaksa tam anlamıyla işkenceydi.Herkesin farkındalığının yükseldiği bir ortamda, kafası karışık tek kişiydim. Artık üst sınıflar değil, kendi sınıfımdakiler bile hangi derslerin zor, hangilerinin kolay olduğunu biliyorlardı. Deneyimleri olmadan, deneyimliymiş gibi konuşan arkadaşlarıma inanamıyordum. Öğrenmek istediğim dersleri söylediğimde anında susturuyorlardı beni:“O hocaya bulaşma, hayatta geçemezsin, kimse geçemiyor…” Bitmek bilmeyen itirazlardan sonra, bulabildiğim iki boşluğa yerleştim: “Suluboya Teknikleri” ve “Modernizm ve Ev.” Ama beğendiremedim. Hata yaptığımı, ders ekleme-çıkarma haftasında bunları değiştirmem gerektiğini söylediler. Daha basit dersler seçmeliymişim. Suluboya dersine giren hocanın titizliği dilden dile dolaşıyordu. Hocalar hakkında o kadar çok hikâye duydum ki çoğunu görmeden tanıyor gibiydim artık.Bunca söylenen şeyden sonra, istemeye istemeye vazgeçtim; hâlbuki adı kulağa ne güzel geliyordu: “Suluboya Teknikleri.” Hata yapmaktan korktuğumdan çabucak vazgeçiyordum kararlarımdan. Diğer ders içinse neredeyse dayak yemediğim kalmıştı; o dersi ben nasıl alırmışım? Meğer üst sınıf dersiymiş. Sistem bana nasıl izin vermişti peki? Sanki ben bakan kızıyım da babamı aratıp özel olarak ekletmişim… Oysa işin aslı çok basitti: derslerin yanında (A, B, C, D) harfleri varmış, her harfe karşılık gelen sınıf dereceleri varmış. Birinci sınıflar “D” alamazlarmış, uygun değilmiş… Nereden öğreniyorlardı bu kadar şeyi?