Çocukken tatil, benim için tüm gün televizyon izlemek demekti. Her zaman çizgi film yayınlanmazdı; ne verirlerse, gürültüden ne kadarını duyabilirsem razı gelirdim. Şimdi durum değişti, artık istediğim filmi seçip izleyebiliyorum internetten. Ailem bir bayram havasıyla karşılamıyor beni; annem sevdiğim yemekleri yapmamış, okulu sormak akıllarına bile gelmiyor. Alışmışlar hep başarılı öğrenci olmama. Ben de yalan söylemek zorunda kalmıyorum. Yerime, odama geçiyorum. Ders masam aynı yerinde, tüm sevimsizliğiyle duruyor. Kitaplığım hâlâ üniversiteye hazırlık kitaplarıyla dolu. Test kitaplarını bitirmiş ama hiçbir şıkkı işaretlememişim, başkasına veririm diye. Birden bire sinirimi bozuyorlar. Mavi bir çöp poşeti alıp, hepsini içine atmaya başlıyorum. Kapakları tozlanmış birkaç roman geliyor elime, onları görünce öfkem yatışıyor. Bir kâğıt çıkarıp, 'Üniversite hazırlık kitapları, isteyen alabilir,' yazıyorum. Üç kat merdiven inip, apartman kapısının önüne bırakıyorum poşeti. Sonra dönüyorum. İki hafta boyunca odamdan çıkmıyorum. Mimarlık öğrencileriyle görüşmek istemiyorum. Aradıklarında açmıyorum. Keyfimi kaçıran tek şey, onların arasına tekrar dönecek olmam.