47. Bölüm

2
Kirli Dantel’in dersine kaydımı yaptırıyorum. Ressamlığa en ufak ilgim yok; tek derdim, Temel Tasarım’da aldığım suluboyanın boşa gitmemesi. Aslında yanlış bir seçim yaptığımı daha baştan biliyorum. İlk derste fırçaların listesini veriyorlar bize. Şu okul sıralarında kullandığımız basit fırçalar değil, hepsi özel. Görünce gülüyoruz. Bu bölümde ucuz eşyaya gülmek normal. Oysa dizilerde öyle bir sahne olsa, yapan hemen görgüsüz ilan edilir. Burada ise hocalar yapıyor. Parayı nasıl denkleştireceğim bilmiyorum. Her şeyim derslere gidiyor, iflahım kuruyor. Canım tatlı çekiyor bazen; reklamlarda dönen çikolataları görünce istiyorum ama alamıyorum. Şimdi elimde dört fırça var: ince, orta, kalın, çok kalın. Yanında da dokulu kâğıtlar. Mecbur alıyorum. Kirli Dantel’in ilginç bir özelliği var: seçmeli dersini alanlara kötü davranmıyor. Çünkü bu kez kendi rızamızla onu görmeyi seçmişiz; onun için anlamı farklı. Zorunlu derslerde ise iş değişiyor. Orada ne olursa olsun, sıkıştırıyor insanı. Ama benim derdim başka: hangi ara çalışacağım ben? Hem dersler, hem mimari geziler, hem de para kazanma çabası… Yetemiyorum hiçbirine. Aldığım malzemeleri hakkıyla kullanabilecek miyim? Tüm bunlar beni daha mı çok mimar yapacak? Videolar izliyorum. Bir kız var mesela, fırçasını kahvesine daldırıyor, müthiş işler çıkarıyor. Başka videolarda pahalı ve ucuz boyaları kıyaslıyorlar. Elbette fark var ama benim aç kalmamı gerektirecek kadar büyük değil.