Yedi yaşındaki hâlim gibiyim. Yaz tatilinde camiye gidiyoruz, amaç: Kur’an okuyabilmek. Hocanın yüzü hep asık. Kimseyle konuşmadan kapıdan içeri girip yerine oturuyor. Biz dizlerimizin üstünde, onun önünde sıraya giriyoruz. En büyüğümüz belki on iki yaşında. Sırası gelen tam karşısına geçip elifbayı okuyor, harfleri, heceleri tekrarlıyor. O, başını kitaptan kaldırmadan dinliyor. Yanlış yapınca sağ elini yavaşça kaldırıyor. İçten dışa doğru tek bir hareket: “Defol, yanlış, git, çekil,” anlamlarına gelen. Göstermiyor nasıl okumamız gerektiğini. Tek bir karar veriyor: Doğru ya da yanlış.Öğrenemeyeceğimi anlayıp camiye gitmeyi bırakıyorum. Bazı arkadaşlar da aynı fikirde. Birleşip parka gidiyoruz. Günün kalanını oynayarak geçiriyoruz. Öğlene doğru eve dönüyoruz, üzerimizdeki tozu poşetlerimize sıkıştırdığımız etekleri tekrar şortlarımızın üzerine giyerek gizliyoruz.