Zafer’in babası, mimarlık ofisini oğluna devretmesi gerektiğine karar verdi. Kendi de altmış yaşında emekliliğinin tadını çıkarabilir, dünya seyahatine çıkabilirdi. Zafer’e güveni tam olduğundan, Benna’yı baş mimar olarak çalıştırmasına sesini çıkarmadı. Gençlere şans vermek adına, isimsiz projelerle iş başvurusu yapılması fikrini de pek beğendi. “Yok artık!”“İnanırsan, her şey mümkün.”“Hiç kimse altmış yaşında emekli olmaz, kimse ama kimse isimsiz iş başvurusunu kabul etmez. Kimin evladısın, bağlantın var mı? İşin doğası bu. Babası mimar olan da anca ofisteki mimarlara proje yaptırıp, okuldan AA alır. Sonra da gerine gerine gezer.” “Tek yalancı ben değilim.”“Ben sadece gerçekleri anlatıyorum.”…“Neden susuyorsun?”“Ben güzel şeylerden bahsederim, var olma amacım bu. Peki, sen?”“Her şeyi ayan beyan anlatmak zorunda değilim, başıma iş mi alayım? Nasıl uğraşacağım ben o canavarlarla?”“Elbette istemem böyle olmasını ama dürüst olmak zorundasın. Yoksa anlamazlar, anlamazlarsa görmezden gelirler.”“Peki, söylediğim tek yalan vardı ama itiraf etmek istemiyorum.”…“Yine susuyorsun.” “Beni rahat bir hayatı olanlar dinleyecek, ben onlar için varım. Sen zaten tehlikeli taraftasın ama bir umut var. Sadece tek bir şeyi bilmelisin: Eğer tek bir yalanını dahi yakalarlarsa seni bir daha asla dinlemezler.” “Peki, Zafer beni bir daha asla aramadı. Onunla görüşmeme nedenimin parasızlık olduğunu anlayamadı. Başkasına gitti. Al sana gerçek. Neden öğrenmek istiyorsan? Bunun fakülteyle hiçbir ilgisi yok!”“Bu gerçekten cesur bir hareketti.”“O kadar yalancı ve yapmacık bir ağzın var ki bazen hiç katlanamıyorum sana.”“Yine de okuduklarında, katlanılmaz olan sen olacaksın.”“Memnuniyetle bu rolü benimsiyorum ve devam ediyorum.”