Dün kahvaltımı yaptıktan ve Torka mamasını verdikten sonra dışarı çıktım. İş arayacaktım yine. Üniversitede Görsel Sanatlar bölümünü okumuştum. Resim öğretmeni olmak istiyordum. Resim yapmayı her zaman sevmişimdir. dört ay önce öğretmenlik sınavına girdim. Engelliler için yapılan bir sınavdı. Sınav da ne yazık ki iyi bir puan alamadım. Ve kazanamadım doğal olarak. Bir sonraki sınav gelecek yıldı ve o zamana kadar hem sınava çalışıp hem de bir işe girip çalışmalıydım. Para kazanmam lazımdı. Abim bana ara sıra harçlık veriyordu fazla da yük olmak istemiyorum ona. Hem evi gecindiren de o. bende üç yaş büyük Marangoz ustası ve mobilya tamircisi Liseyi bitirdikten sonra devam etmedi. Okulu hiç sevmedi zaten. Ailemden bir o vardı yalnız. Annem biz küçükken geçirdiği hastalık yüzünden öldü hastalığın ne olduğunu bilmiyorum onu özlüyorum. Sesini en çok duymak istediğim insanlardan biri de oydu. Beni uyuturken kondurdugu öpücük ve içten sevgisini hiç unutmam. Okumayı ilk etapta o öğretmişti bana. Ve demek istediklerimi ellerimle nasıl isteyecegimi öğreten oydu. Babamı da geçen yıl kaybetmiştik. Annem öldükten sonra evlenmedi. Aramız iyi değildi hiç baba oğul olamadık Abimi daha çok severdi. Benden utanır ve kabullenemzdi bu durumumu.
İş bulmak kolay değil özellikle yapabileceğim bir iş pek yoktur. Ya da varsa da henüz bulabilmiş değilim. Çarşıya çıktım. İnsanların arasındayken kalabalıklarda daha dikkatli olmalıyım. Alan bir dünyanın sesi ben eş geçerken temkinliyim. Çarşıda biraz dolandıktan sonra bir kafeye gidip oturdum. İnsanlar ikili üçlü oturuyor ve konuşuyorlardı.Nedense insanlar konuşurken onları izlemek hoşuma gider dudaklarını okumak bir kitap okumak gibi olur benim için. Oturduğum masanın uzak bir köşesinde iki kız oturuyordu bana dönük olan hem ara sıra bana bakıyor hem arkadaşı ile konuşuyordu. Kıvırcık saçlı gülümseyerek konuşan buğday tenli bir kızdı. Bana çaktırmadan kaçamak bakışlarını yakalıyordum.