Ciğerlerim her nefeste biraz daha ağırlaşıyordu. Sanki göğsümün içinde taşlar vardı ve ben her soluk alışımda o taşların altına biraz daha gömülüyordum. Nefes almak, bir insana en doğal gelen şeydir ya, bende artık en zor şey haline gelmişti. Her hava yutuluşumda ciğerlerim yanıyor, boğazım kuruyor, göğsüm sıkışıyordu. İçimde büyüyen bu ağırlık, sadece fiziksel bir sancı değildi; aşkın yarasıyla birleşmiş bir yük gibiydi. Sanki kalbim ve ciğerlerim birlikte çürüyordu.