Bir bankın önünde durdum. Ellerim titriyordu; belki soğuktan, belki de içimdeki o bitmeyen sancıdan. Otururken sanki dizlerim bana ait değildi, çökecek gibiydim. Rüzgâr, etrafımdaki kuru yaprakları savuruyordu. Bir yaprak yanımdan geçerken yüzüme çarptı, sonra uzaklaştı; ben de onun gibi savruluyormuşum gibi hissettim. Gölgeler uzun ve ürkütücüydü. Bir an, sanki bütün şehir üzerime kapanıyordu. O bank, küçük bir liman gibiydi ama aynı zamanda çaresizliğimin de simgesiydi.