Islak zemin, bir tüy gibi havalanmasına neden oldu. Korkuyordu ama kaymaya devam ediyordu. O kadar uzun gelmişti ki ona bu süre, bir an önce düşmeyi diledi. Tok bir sesle finalini yaptı. Kafasından başlayarak tüm vücudunda acıyı hissetti. Ayağa kalkabilmek için hazır olup olmadığından emin olmak istedi. Bağırdı ama kimse gelmedi, hep birileriyle dargın olduğundan bunu yadırgamadı. Etrafına baktığında, yerde biriken kanın parlaklığı onu ürpertti. İğreneceklerini düşünerek önce kanı temizledi, sonra havlusuna sarılıp, oturma odasında kendini koltuğa bıraktı. Ağlamaklı nefes alabildi sadece. Etrafına gelenlere olayı pek çok kez anlattı. Pansuman yapıldı, doktora gidilmeye gerek görülmedi. Hayatı boyunca o sesi defalarca duydu: sıkıntılı bir rüyanın sonunda, hayâlleri olanaksız görüldüğünde, bütün dargınlıklarında…