Tatlı Aşk

6
10
24
Yedinci Bölüm Havva Şimşek'den Mert'in evini dekore ettikten sonra hepimiz yorulmuştuk ve hafta sonu ise birlikte vakit geçirecektik. Abilerimden zor da olsa iki günlüğüne Mert'in yanında kalmama izin vermişlerdi. Yoksa izin vermiyorlardı. Ufak bir çanta hazırladıktan sonra Mert'in evine gitmiştim. Mert kapıyı açıp beni karşısında görünce şaşırmıştı. “Havva, canım bir şey mi oldu?” “Bir şey olmadı. İki günlüğüne senin yanında kalmaya geldim.” “İki günlüğüne yanımda kalmaya geldin. Abilerin kızmasın. Hem abilerin biliyorlar mı?” “Eğer bilmeselerdi izin verirmiydiler sanıyorsun?” “O da doğru. O zaman geç bakalım.” Mert'le beraber içeriye girdiğimizde salona geçip oturmuştuk. Biraz sohbet ettikten sonra ikimizin de karnı aç olduğundan Mert bir şeyler hazırlamak için mutfağa girmişti. Ben de üzerimi değiştirmek için odaya çıkmıştım. Odaya girdiğimde ise daha rahat bir şeyler giymiştim. Mert'in odası o kadar rahat ve genişti ki, en güzel yere sahipti. İlk başlarda bana haber vermediği için ona her ne kadar çok kızsamda yine de ona kıyamıyordum. Üstümü değiştirdikten sonra aşağıya inip Mert'in yanına gitmiştim ve ona arkadan sımsıkı sarılmıştım. O da benim bu hareketime biraz afallamıştı ama yine de bir şey dememişti. “Bana sarılmayı mı özledin yoksa?” “Hmm hmm. Hem de çok.” “Ama ben de bizim için yemek hazırlıyordum. Yoksa sen aç değil misin?” “Açım ama sana yardım etmek istiyorum.” “Tamam o zaman, sen de salata yapar mısın?” “Tamamdır.” Mert çorba yapıyordu ben de salata yapma işine girişmiştim. Mert'in yanında olmam biraz da olsa huzurlu hissetmeme neden oluyordu. Çünkü yaşanılan onca olaydan sonra biraz yıpranmıştım. İlk önce kaçırılmıştık daha sonra bulunduk, Hayat kaçırılıp evlenmişti daha sonra boşanmıştı bir süre boyunca Batuhan'dan ayrı yaşamışladdı. Daha sonra ben abilerimin olduğunu öğrenip babamdan dayak yemiş ve hapse gitmişti. Şimdi de peşimizde başka birileri daha vardı ve kim olduğunu hâlâ bulamamıştık. Bu oldukça sinir bozucu bir durumdu. Ben düşüncelerden çıktıktan sonra Mert'le beraber oturmuş yemeklerimizi yemeye başlamıştık. Hem yemek yiyip hem de sohbetimizi ediyorduk. Ona hayran kalıyordum çünkü yanımda olması, bir dakika bile yanlız bırakmaması, beni çok sevmesi hoşuma gidiyordu. İyi ki de onunla sevgili olmuştum. Yemeklerimizi bitirdikten sonra ise bulaşıkları makineye yerleştirdikten sonra salonda film izlemiştik ve film hakkında konuşma yapmıştık. Çoğu yerlerde birbirimize katılmamıştık ama bazı yerlerinde gayet iyi anlaşmıştık. Konuşmamız uzadıkça benim uykum gelmeye başlamıştı ki yavaştan gözlerim kapanmaya başlamıştı. Mert ise bunu anlayınca hemen beni kucağına almıştı ve odasına çıkartıp yatağına yatırmıştı. Hiç vakit kaybetmeden yanıma gelmişti ve uzanmıştı. Birlikte uyumuştuk. Mert direkt beni öpmüştü ve öyle uykuya geçmişti. Her ne kadar çok yüzüm kızarsa da yapabileceğim bir durum yoktu. Sabah olduğunda yeni uyanmıştım. Yanıma baktığımda Mert'i görememiştim ve biraz telaş yapmıştım. Odadan çıkıp aşağıya indiğinde Mert'in mutfakta olduğunu ve kahvaltı hazırladığını görünce içim rahatlamıştı. “Günaydın meleğim.” “Sana da günaydın canım.” “Ne oldu? Korkmuş gibisin?” “Biran seni yanımda göremedim. Bir şey oldu sandım.” “Merak etme sevgilim. Senin sevgiline bir şey olmaz.” “Olsun ben yine de telaşlandım.” “Ama korkulacak ve telaş yapacak bir şey yok. Ama şimdi hazırlanman lazım. Bugün çok yorulucaz.” “Tamamdır.” Mert'in yanından ayrılıp tekrar odaya çıkmıştım. Elimi yüzümü yıkayıp, üstümü girilmiştim. Bugün mesajın kimden geldiğini öğrenecektik ve hep beraber yemek yemeğe gidicektik ve biraz da eğlenecektik. Umarım kötü bir şey olmazdı bugün.