Tatlı Aşk

6
10
15
Dokuzuncu Bölüm Havva Şimşek'den Yaşadığımız bu son olaydan sonra lunaparka gelmek güzel hiss ettirmişti. Hâlâ babamın bizimle uğraşmasına inanamıyordum. Adam hapishanede olmasına rağmen hâlâ bizimle uğraşmaya devam edebiliyordu. Bu adamın bizimle derdi neydi? Abilerimle ne alaıp veremediği vardı hâlâ? Bu çok sinir bozucuydu. Lunaparka geldiğimiz andan itibaren herkes istediği ve binmek istediği yerlere dağılmışlardı. Ben ve Mert dönme dolaba binmiştik, Hayat ve Batuhan ise hızlı treni seçip binmişlerdi. Fatih abim ile Münteha abim bizleri seyretmek istemişlerdi. Dönme dolabı seçmemin sebebi Mert'le daha rahat olabilmemdi. Şu birkaç gün doğru düzgün Mert'le beraber bir araya gelememiş ve birbirimizi öpememiştik. Ama bir kez bile olsun bunu burada yapmak istemiştim. Ve dönme dolaba bindiğimizde en yukarıya çıkmıştık. Zaten dönme dolapta hiç kimse yoktu doğru düzgün. O yüzden biraz rahattık. “Uzun zamandır beraber olamadık. Olaylar üst üste gelince de biraz uzaklaştık birbirimizden ama şimdi yine bir aradayız.” “Bu konuşmanın nereye varıcağını biliyorum aslında. O yüzden şuan nefesini boşuna harcıyorsun.” dediğinde gülmüştüm. Ve aşağıya inmeden önce birkez olsun beni öpmüştü. Büyülenmiş gibi olmuştum tekrardan. Dönme dolap yavaştan aşağıya doğru indiğinde bizde öpmeyi kesmiştim ve sonunda inmiştik. Sırada hangisine bineceğimize karar vermeye çalışmıştık. Herkes kendi halinde takılmaya başladığında artık yavaştan yavaştan lunaparktan ayrılma kararı almış ve çıkmıştık. Daha keyfini çıkartamamışken bir anda oradan ayrılmak biraz üzücü olmuştu. Bizim erkekler bizim gözlerimizi bağladığında ve bir yere getirdiklerinde nereye geldiğimizi anlayamamıştık. Çünkü Hayat'la benim gözlerimiz bağlıydı. Biraz daha ilerlediğimizde ise olduğumuz yerde durmuştuk. Erkekler sonunda gözlerimizi açtıklarında ise manzaranın güzelliğine hayran kalmıştım, kalmıştık. Ormana gelmiştik, bir şelalenin yanındaydık ve piknik için kocaman bir yer açılmıştı. Bunu gerçekten hiç beklemiyordum. O kadar güzel görünüyordu ki herşey hayran kalmıştım. Hepimiz beraber yerimize geçip oturmuştuk ve sepetin içinden çıkan yemeklere bakıyordum. O kadar güzel yemekler vardı ki açık havada olduğumuz için acıkmıştık. O yüzden hepimiz el birliğiyle yardım edip yemeklerin ağızlarını açıp, tabaklara yerleştirmeye başlamıştık. Hem güzel yemekleri yemeye başlamıştık hem de güzel sohbetler eşliğinde devam ediyorduk. İşte herşey tam olmuştu. Kötü olaylar olmadığı taktırde herşey böyle çok güzeldi. Ama artık insan bir yandan korkmuyorda değildi. Çünkü üst üste yaşadığımız olaylar hepimizi hemen hemen etkilemişti. Erkekler pek etkilenmese bile Hayat ve ben kesin bir nebze de olsa etkilenmiştik. Günün ilerleyen saatlerde biraz uzanarak geçirmiştik oturduğumuz yerde. Bizimkiler kucaklarımıza uzanmıştı ve saçlarıyla oynuyorduk. Mert'e baktığımda gözlerini kapatmış ve kendisini tamamen bana teslim etmişti. Onu böyle izlemek gerçekten hem hoşuma gidiyordu hemde yüzümü güldürüyordu. Hava biraz kararmaya başlamıştı ve artık yavaştan yavaştan hepimiz toparlanmaya başlamıştık. Yarın okul vardı ve herkes kendi evlerine dağılmaya başlamıştı. Bu günün hiç bitmemesini çok istiyordum ama yapacak hiçbir şey de yoktu. Ama artık havalar yavaştan yavaştan düzelmeye başlamıştı artık. Şubat ayının son günündeydik ve Mart ayının başına gelmiştik. Kaç aydır başımıza gelmeyen kalmamış olsa bile yine de her şey yoluna girmeye başlıyordu. O kadar mutluyum ki artık başımıza bir sorun daha çıkmamasını istiyordum. Şimdi önümüzde ki günlere bakıcaktık.