Tatlı Aşk

3
10
12
On Dördüncü Bölüm Herkes beni buradan yolluyordu, başıma bir iş gelmemesi için. Ama ben burada kalıp arkadaşım için savaşmak istiyordum o adamla. Nedense herkes bunun doğru olmıyacağını ve benim başıma bir iş gelmesinden kaynaklı olucağından kaynaklıydı. Ama hiç kimsenin planlamadığı bir şey vardı. Zamanı gelince öğrenecekti herkes. O zamana kadar herkesin dediğini yapacaktım ve herkesin istediği gibi beni gönderdikleri yere gidecektim. Beni nereye göndereceklerini öğrenmem lazımdı, çünkü bana söylememişlerdi. Ona göre ben de hareket edip planımı devreye sokardım. Eşyalarımı toparlamaya başlamıştım. Moralim şimdiden bozulmuştu. Ama yapacak bir şey de kalmamıştı. Ben eşyalarımı toparlarken odamın kapısı aralanmıştı ve içeriye annem girmişti. “Hiç gitmeyi istemiyorsun değil mi?” “Ama sen karar verdim benim yerime anne. Batuhan'a ve diğerlerine katıldın, beni buradan göndermek için.” “Senin güvenliğin için yapıyoruz ama bunu kızım.” “Ama arkadaşımın güvenliği de lazım anne. Arkadaşımı böyle bırakıp gitmek o kadar zoruma gidiyor ki, yapacak bir şeyim de kalmadı.” “Arkadaşını böyle bırakıp gitmek hiç iyi değil biliyorum ama senin can güvenliğini sağlamak benim görevim.” “Bu yüzden gönderiyorsunuz beni. Ben de bu yüzden gidiyorum.” “Eşyalarını biran önce toparlamaya bak ve biran önce uzaklaş buradan.” dedi ve odamdan çıkıp gitmişti odamdan. Annemin beni sevdiğini ve bu yüzden gönderdiğini biliyorum. Ama yine de içten içe o kadar üzülüyordum ki. Çünkü bu durumdan herkes kötü etkilenmişti ve etkilenmeye de devam ediyordu. Eşyalatımı toparlamamı bitirdikten sonra ise telefonuma mesaj gelmişti. Batuhan'dan geldiğine emin olduğum için açıp bakmıştım. Mesaj kısmını açıp baktığımda doğru olduğunu görmüştüm ve okumak için açmıştım. Batuhan: Hazırsan seni bekliyorum. Biran önce seni uzaklaştırmamız lazım. Hayat: Hazırım, geliyorum şimdi. Ama yine de bu durumdan hiç mutlu değilim. Bunu bilmiş olun. Valizimi alıp aşağıya inmiştim ve annemle, babamın kapıda beni beklediklerini görmüştüm. İkiside içten içe çok üzülüyorlardı ama yine de beni göndermektende geri vazgeçmiyorlardı. Ailemle vedalaşır vedalaşmaz kapıyı açtığımda Batuhan tam karşımda belirmişti. Valizimi almıştı benden ve arabasına doğru yol almıştı. Batuhan arabasıyla gelmişti bu seferlik. Ben de Batuhan'ı takip edip arabasının yanına varmıştım. Hiç kimseyle vedalaşamadan uzaklaşmak zorunda kalmıştım. Batuhan bagaja valizimi koyar koymaz yanımda yerini aldı ve arabayı çalıştırıp havaalanına doğru sürmeye başlamıştı. Yol boyunca ikimizde konuşmamıştık. Çünkü ikimizin de böyle olmasını asla istememiştik. Ama bu sessizlik böyle devam edemezdi, ikimizden birisinin konuşması gerekiyordu bu sessizliği bozmak için. Bu sessizliğide ancak ve ancak ben bozacaktım. “Beni nereye yolluyorsun?” “Gidince öğreneceksin.” “Böyle mi olucak? Ben geri gelene kadar, bu işler son bulana kadar bana soğuk mu davranacaksın?” “Ben sana soğuk davranmıyorum ve bu işler bitene kadar da senden uzak kalacağım için biraz kızgınım. Bu Haluk denen adam her şeyi mahvetti ve sana da zarar vermesinden korkuyorum. Bu yüzden de öfkeliyim.” “Yapacak bir şey yok Batuhan. Eğer ben buradan gidersem sen de öfkene yenik düşeceksin. Yol yakınken bırak burada kalayım.” “Beni vazgeçirmek için uğraşıyorsun Hayat ama boşa uğraşıyorsun. Ne yaparsan yap sen buradan gideceksin. Bu işler bitene kadar da geri dönmeyeceksin.” Batuhan'a ne söylersem söyleyim vazgeçmicekti. Vazgeçiremeyecektim bu durumdan. Kabullenip gitmekten başka çağremin olmadığını anlamış olmuştum. Artık gidiyordum ama onların hesaba katmıyacağı bir şeyler yapacaktım.