On Altıncı Bölüm
Batuhan Akça'dan
Sevdiğim kadını buradan uzaklaştırmak o kadar çok canımı acıtmıştı ki, içimden onunla bende gitmem gerektiğini söylüyordu. Ama maalesef gidemezdim, çünkü Havva'yı da Hayat'ı da korumak benim görevimdi. Burada ya Havva ölecekti ya da Hayat ölecekti. Hayat'ın buradan uzaklaşması en güzeli olmuştu çünkü Haluk denen adam kendi kızını vurma planları yapıyordu.
Arabamla eve giderken bir şarkı açmıştım. Dolu Kadehi Ters Tut - Islansın şarkısı çalmaya başlamıştı. O şarkı çalarken arabamla gitmem o kadar tuhaf hissetmeme neden olmuştu. Sevdiğim kadının yanımda olamaması ve bu şarkının çalması beni biraz sarsmıştı. Çünkü beklemiyordum onsuz olmayı. Ama en yakın zamanda onunla kavuşacağımı biliyordum. O Haluk denen adamın işi bittiği zaman bu şarkıyı sevdiğim kadınla birlikte dinleyecektim.
Artık eve gelip içeriye girdiğimde kendimi yatağa bırakmıştım. Yatağımda yatarak tavana bakıyordum. Sevdiğim kadının nasıl olduğunu, varıp varmadığını, yemeğini yedi mi yemedi mi hepsini merak ediyordum. Sevdiğim kadını düşlerken telefona mesaj gelmişti ve hemen elime alıp bakmıştım. Mesaj Hayat'tandı.
Hayat: Sevgilim ben vardım ve evdeyim. İçin rahat olsun diye mesaj atmak istedim. Gaziantep’e vardım.
Batuhan: Varmana sevindim canım.
Hayat: Bir tanem senin bir şeyin mi var? Eğer istersen gelebilirim.
Batuhan: Seni özledim ama gelme. Çünkü başına bir şeyler gelmesinden korkuyorum.
Hayat: Bana yazabilirsin, biliyorsun. Ben yanında olmasam bile yine de yanında olmaya çalışıyorum.
Batuhan: Bilmezmiyim. Bu yüzden seni çok seviyorum.
Hayat: Ben de seni çok seviyorum. Şimdi yatmaya odaya gidiyorum. İyi geceler canım.
Batuhan: İyi geceler bir tanem.
Hayat'ın, Gaziantep de olması bir bakıma iyiydi. Çünkü bu beladan her ne kadar uzak olursa o kadar iyi olurdu. Çünkü Haluk denen pisliğin ne tür bir vurup öldürme planı yaptığını bilmiyorduk. Onun niyetini öğrenir öğrenmez harekete geçmemiz lazımdı. O yüzden ben Fatih abi ve Münteha abi ile irtibatı kesmemiştim. Ama Mert hepimizle irtibatı kesmişti. Çünkü Havva'nın öyle bir şey yapması biraz kızdırmış ve canısını yakmıştı.
Mert'in ne yapacağını kestiremiyorduk hiç birimiz. Neden hepimizden uzaklaştığını da bilmiyorduk? Eğer bir planı varsa ve ne tür plan düzenlediyse hepimizi tehlikeye atacak bir durum yapmamış olurdu.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Sabah erkenden kalkmıştım ve hemen bir duşa girip çıkmıştım. Kahvaltımı da yapar yapmaz evden çıkıp motoruma binmiştim. Bugün okula gitmek zorunda olduğumdan hemen gitmek için motorumu çalıştırmıştım.
Yarım saat sonra okula vardığımda Haluk denen adamın arabasını görmüştüm. Motorumun işini halleder halletmez direkt içeriye girmiştim ve ne olup bittiğine göz gezdirmiştim.
Direkt olarak müdürün odasının kapısına gitmiştim ve içeriyi dinlemeye koyulmuştum. Biliyordum yaptığım işin doğru bir şey olmadığını ama için içinde Haluk pisliği varsa orada bir iş var demektir. O yüzden içeriyi dinlemeye koyulmuştum.
“Hocam kızımı okulunuzdan almak için buraya geldim. Biliyorum kızım bu okulu çok sevdi ve bu okuldaki notları da iyi ama artık bu okulda okumasını istemiyorum. Arkadaş çevresine artık güvenmiyorum. Kızımı kötü etkilemeye başladılar.”
“Ama Haluk Bey kızınızı alırsanız biz açığımızı nasıl kapatıcaz?”
“Son sınıf olmadılar mı? Hem okulun tatile girmesine kaç ay kaldı ki? Hem üniversite sınavları da var ama kızımı üniversite sınavını da sokmıyacağıma göre.”
“Haluk Bey siz kendi ağzınızla söylüyorsunuz. Okulun tatile girmesine kaç ay kaldı ki? Tamam üniversite sınavına girmesin kızınız ama okullar kapanına kadar bizimle olsaydı.”
“Müdür Bey kızım arkadaş çevresi kötü diyorum. O yüzden okulunuzdan almak istiyorum. Daha fazla diretmeseniz acaba.”
“Tamam Haluk Bey, siz nasıl isterseniz.”
Haluk denen adam, Havva'yı okuldan almak için gelmişti. Bu adam bir şeyler karıştırıyordu ama amacı neydi bilmiyordum. Hemen Münteha abiyi arayıp olan biteni anlatmıştım ve ne olucağını, ne biteceğini onlar karar vereceklerdi artık.