On Sekizinci Bölüm
Mert Çelik'den
Havva kendi evinde tutsak bir şekilde yaşıyordu ve ben sevdiğim kız için hiçbir şey yapamıyordum. Ben de sinirlendiğimden Hayat'ın yanına gelmiştim. İstanbul'dan, Gaziantep'e. Çünkü beni en iyi anlayan Hayat'dı.
Batuhan, Hayat'ın güvenliği için yollamış olabilirdi ve bu yüzden de Hayat bana ulaşmıştı, geri dönmek için. Hayat'la iş birliği yapmamız lazımdı. Ama şimdilik hiçbir plan yapmamıştık. Beklemede kalıyorduk.
“Batuhan'ın korumaları iyi ki seni görmedi Mert. Yoksa anında haber giderdi. İkimizin de yapacağı plan suya düşerdi.”
“Batuhan'ın adamları görse de, benim de adamlarım olduğu için bir şekilde halleder yine girerdim bu eve.”
“Doğru ya hepinizin adamları var. Neyse sen yorgunsundur sana yastık, çarşaf falan getireyim.”
“Sen ne yapacaksın?”
“Batuhan şüphelenmesin diye ona yazıcam. Merak etme burada olduğunu Batuhan'a söylemem.”
Hayat yanımdan ayrılıp odaya gitmişti. On dakika sonra ise yanıma yastık ve çarşaflarla gelmişti. İşini halleder halletmez tekrar odasına gitmişti ve geri gelmemişti. Ben de kendi telefonumu açıp Havva'yla çekindiğimiz o kadar güzel fotoğraflarımıza bakıyordum. Onu ne kadar özlediğimi fark etmiştim. Ondan uzak kalmak o kadar kötüydü ki canımı sıkıyordu.
Artık uyumam lazımdı çünkü artık Hayat'la beraber plan yapmamız lazımdı. Nasılsa İstanbul'da adamlarım bana haber verdiklerinde harekete geçecektik.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Sabah olur olmaz yerimden kalktığımda mutfak tarafından sesler geliyordu. Gidip baktığımda ise Hayat'ın kahvaltı hazırladığını görmüştüm.
“Günaydın.”
“Sana da günaydın. Rahat uyuyabildin mi?”
“Uyudum merak etme.”
“Rahat uyumuşsun ama düşüncelerin hâlâ seni rahat bırakmıyor değil mi? Havva'yı düşünüyorsun benim gibi.”
“Ne yalan söyleyim, evet Havva'yı düşünüyorum. Onu çok seviyorum ben Hayat. Ama annesinden dolayı babasını hapisten çıkarıp da o adamla aynı evde yaşamaları canımı acıtıyor.”
“Anlıyorum seni ama merak etme, Havva'yı o adamdan kurtarıcaz ve siz yine ve yeniden bir araya geleceksiniz.”
“İnşallah be Hayat.”
Hayat'la konuşurken telefonuma bir mesaj bildirimi gelmişti. Elime alıp baktığımda ise adamlarımdan birisinden mesaj geldiğini görmüştüm.
Adamlarımdan biri: Patron, Haluk denen adam yarın kızını bir uçuruma götürüp öldüreceğini söyledi. Kız ve annesinin eli kolu bağlı kaçamıyorlar.
Bir anda sinirlenmiştim. Haluk pisliği yarın kızını öldürecekti ama biz engel olucaktık onu da biliyordum.
“Mert ne oldu? Havva'ya bir şey mi oldu? Söylesene.”
“Haluk pisliği, Havva'yı ve annesini bağlamış, kaçamıyorlar hiçbir yere. Çünkü yarın Havva'yı öldürecekmiş.”
“O zaman bu akşamdan yola çıkmamız lazım.”
“Sen şimdiden hazırlan akşam olduğunda yola çıkarız.”
Artık İstanbul'a dönüp bu işe son vermemiz gerekti. Benim Havva'ma kimse dokunamazdı. Babası olsa bile.