Tatlı Aşk

6
10
16
Yirminci Bölüm Batuhan Akça'dan Adamlarımdan birkaç tanesi Hayat'ın o evden kaçtığını ya da kaçırıldığına dair mesaj atmışlardı. Gecenin bir yarısında nereye gidebilirdi ki? Yanında kim vardı da gitmiş olabilirlerdi? Yarın Haluk pisliğinin, Havva'yı öldüreceğini öğrendiğimizden bu yana ne yapacağımı şaşırır olmuştum. Adamlarım ve Fatih abi, Münteha abilerin de adamları olmak üzere Hayat'ı aramaya başlamışlardı. Bazı adamlarımız ise yarın ki planımızda yanımızda olucaklardı. ~🌼~🌼~🌼~🌼~ Sabah olur olmaz hemen yola çıkmıştık. O adamın Havva'yı öldürmeden önce oraya varmalıydık. Yoksa çok geç olabilirdi. Bir yandan Havva ölmemesi için savaşırken, bir yandan da Hayat'ın nerede olduğu ya da kiminle olduğunu içten içe merak ediyordum. Hayat neden o evden kaçmıştı? Neden kaçma gereği duymuştu? Olay yerine hemen vardığımızda Haluk ve Havva'nın orada, uçurumun kenarında görmüştük. Haluk'un elinde ise bir silah vardı. Havva o kadar çaresiz bekliyordu ki hemen arabadan çıkıp Haluk'un olduğu yere doğru koşturduğumuzda Haluk Havva'yı bize doğru döndürüp olduğumuz yerde kalmamızı sağlamıştı. “Eğer bir adım daha atarsanız kızımı gözlerinizin önünde vururum.” “Bak Haluk anlaşabiliriz.” “Ben anlaşma falan yapmıcam sizlerle. Benim niyetim bu kızı öldürmek.” “Baba yapma.” “Sus ve kes sesini.” “Havva'yı öldürünce eline ne geçicek? Neden kızını öldürmek istiyorsun?” “Çünkü nefret ediyorum. İstediğim gibi olmadı hayatım. Bu üçü doğduğunda hayatım mahvoldu. Ben bu üçünü hayatım boyunca sevmedim. Sevmicem de.” “O zaman annelerimizin ne suçu vardı lan? Neden yaptın o zaman şerefsiz?” “Münteha sakın ol.” “Evet Münteha sakın ol ve kardeşini dinle.” Haluk'un yaptığı şeyleri dinlerken bir anda gözüm bir yere takılmıştı. Kıyıdan yaklaşan iki kişi görmüştüm. Onlar nedense tanıdık geliyorlardı. Az daha yaklaştıklarında ise onların Hayat ile Mert olduklarını görmüştüm. Onların burada ne işleri vardı? Biraz daha düşündükten sonra aklıma gelmişti. Onlar da Havva'yı kurtarmak için buradalardı. Onlar sırf bu yüzden Gaziantep'ten buraya gelmişlerdi. Kesin Hayat rahat durmamıştır ve yardım edebileceği kişi Mert olduğu için onunla irtibata geçip gelmiştir. Ah Hayat ne yapıcam ben seninle? Onlar kıyıdan kıyıya yaklaşırken bizlerde hâlâ Haluk'un dikkatini dağıtmaya çalışıyorduk. Haluk hiçbir şeyden şüphelenmeden bizimle konuşmaya devam ederken Hayat ve Mert hemen devreye girmişlerdi. Mert, Havva'yı kenara doğru ittikten sonra Hayat ise Haluk'un elinden tam silahı alacakken bir silah patlama sesi durulmuştu iki defa. Etrafımıza bakındığımızda birimize bir şey olmamıştı ama Hayat'a baktığımda ise o vurulmuştu. Polisler gelip Haluk'u götürdüklerinde ben de hemen Hayat'ın yanına koşmuştum. “Hayat aç gözlerini bir tanem. Nolur aç gözlerini, bak ben yanındayım. Hayat aç gözlerini.” “Hayat ölme lütfen. Hayat aç gözlerini.” Ambulans gelip kollarımın arasından Hayat'ı alıp götürdüklerinde arkadan bakıp durmuştum. Benim sevgilimi kollarımın arasından alıp götürüyorlardı. O kadar çok canım yanmıştı ki arkasından izlemek ve vurulduğunu görmek… Münteha abi beni de alıp arabaya bindirip hastanenin yolunu tutmuştuk hepimiz. Yolda giderken Hayat'ın ailesine de haber verilmişti ve neye uğradıklarına şaşırmışlardı. Hayat'ın ailesinden önce ambulansla beraber varmıştık. Hayat'ı ambulansın içerden çıkarıp hemen ameliyathaneye doğru götürmüşlerdi. Doktor da ne olduğunu sorduğunda, hemşirenin olay yerinde vurulma dediğinde ve Hayat'ın durumunun çok kritik olduğunu söylediğinde bir şoka daha girmiştim. Hayat ameliyata girdiğinde hepimiz ameliyathanenin önünde beklemeye başlamıştık. Ellerime ve üzerime baktığımda her tarafım Hayat'ın kanlarının olduğunu görmüştüm. Sevdiğim kızın kanları olması o kadar çok kötüydü ki bu olayın olmamasını istemiştim. Kafamı kaldırıp Mert'e baktığımda bir anda öfkelenmiştim. Ve ona doğru öfkeyle yürümeye başlamıştım. “Hepsi senin yüzünden.” “Batuhan yapma.” “Hepsi senin yüzünden. Ben ne güzel Hayat'ı bu durumdan uzak tutmaya çalışırken sen gidip getirdin buraya onu.” “Batuhan sakin olur musun? Böyle bir şey olacağını bilemezdi.” “Bilecekti abi bilecekti. Hayat'ın bu duruma düşeceğini bilecekti. Tamam onu da anlıyorum, sevdiği kızı babasından kurtarmak istedi ama bizimle birlik olup çalışabilirdi.” “Biliyorum Batuhan ama artık olan oldu. Şimdi Hayat içerde savaş veriyor. Bizimde oturup dua etmek düşer.” “Abi…” “Batuhan otur bir yere. Hayat içerden çıkıp iyileşene kadar kimse kimseyle konuşup kavga çıkarmayacak.” Fatih abinin sözünü dinledikten sonra eski yerime geçip yere oturmuştum. Hayat için dua edip duruyordum. Ara ara da onunla alâkalı hayal kurup duruyordum ileride ne yapacağımıza dair. Hayat'ın içeriden biran önce çıkmasını istiyordum ve onun başına artık hiçbir şey gelmemesi için ise artık başında beklicektim. Çünkü ben onun yanında olmazsam başına her türlü bela geleceği belliydi.