Otuz Yedinci Bölüm
Batuhan Akça'dan
Muğla'dan, İstanbul'a dönmüştük ve Hayat'ı evine bıraktıktan sonra hemen kendi evime gelmiştim. Hemen duşa girmiştim ve on dakika sonra çıkar çıkmaz üstümü giyinmeye başlamıştım. Siyah eşofman altımı giyindikten sonra kapım çalmaya başlamıştı. Daha üstümü giymeden kapıya gidip açtığımda karşımda Hayat'ı görmüştüm. Daha evine bırakalı çok olmamışken hemen evimde olması biraz garipsemiştim.
“Hayat, bir tanem hoşgeldin.”
“Hoşbuldum da…”
“Da?” Diye sorduğumda üzerimi göstermişti. Eşofman altımla karşılamıştım Hayat'ı. “Ha şey, ben duş aldım üzerimi giyinirken de sen gelince biran şey oldu.”
Hayat bir anda benim bu halime gülmeye başlamıştı ve içeriye girmişti. Anlaşılan birilerinin baya hoşuna gitmişti bu durum.
“Ben de seni özledim diye gelmiştim açıkcası.”
“Bir buçuk saat önce beraber değil miydik?”
“Ne o? Benden hemen mi sıkıldın? O zaman giderim.”
“Yok sıkılmak değil bir tanem, ben senden asla sıkılmam ama…”
“Ama?”
“Ama eğer böyle daha sık gelırsen seni eve bırakmam eşyalarını ailenden istedir burada kalman için ikna ederim.”
“İlerleyen zamanlarda derim.”
Hayat'la biraz daha konuştuktan sonra odaya gidip üzerimede birkaç bir şeyler daha giymiştim ve hemen Hayat'ın yanına geri dönmüştüm. Hayat'la kaldığım süre boyunca çok güzel geçmişti benim için.
Biraz daha konuştuktan sonra Hayat'ı bir anda Havva aramaya başlamıştı ve açmıştı. Biraz konuştuklarında Hayat'ın yüz ifadesinin değiştiğini görmüştüm. Ne olduğunu merak etmiştim şimdiden.
Hayat'a neler olduğunu sormuştum ama bilmediğini ve Havva'nın buraya geldiğini öğrenmiştim. Mert'le aralarında bir sorun olmuştu galiba. Hayat'la konuşmaya devam ettiğim an kapım çalmaya başlamıştı ve Hayat koşarak gidip kapıyı açmıştı. Karşımızda Havva'yı gördüğümde ise o kadar perişan ve ağlamaktan gözleri şişmiş gibi gelmişti.
Havva içeriye girer girmez kapıyı kapattık ve koltuklardan birine oturtmuştuk. Havva ağlaya ağlaya başına gelen olayı ikimize anlatmaya başlamıştı. O zaman ne olduğunu anlamıştık. Anlaşılan Mert işin içinden çıkamayacağı bir çukura düşmüştü.
“Tamam canım ağlama geçti. Ben yanındayım, Batuhan yanında. Ama artık ağlama lütfen. Mahvolmuşsun.”
“Hayat ne yapayım ağlamamak dışında? Ya Mert daha önce evlenmiş ve karısını kaybetmiş kazada. Benim bundan haberim yoktu. Annesiyle konuşmalarını duydum. Ve Mert'in annesi, Mert'i başkasıyla evlendirmeyi planlıyormuş, eğer beni sevip yanına götürmeseymiş.”
“Bu durum kötü tabii Havva açısından.”
“Peki sen? Sen arkadaşısın. Onun böyle bir şey yaptığından haberin var mıydı, yok muydu?”
“Benim haberim olsa sence sana en başta söylemesi için onu zorlar mıydım, zorlamaz mıydım?”
“Belki de biliyordun ama sessiz kaldın ve bana hiçbir şey söylemedi. Hem bilseydin kesin onu zorlamazdın söylemesi için.”
“Şuan üzgün olduğun üzerime geliyorsun o yüzden bir şey demiyorum ama kendine gelmezsen kendine zarar vericeksin bilgin olsun.”
“Tamam ikinizde sakin olun. Havva gel ben seni bahçeye çıkarayım ve temiz hava alalım. Batuhan sen de…”
“Tamam siz çıkın ben buradayım bir şey olursa.”
Havva ve Hayat bahçeye çıkmışlardı. Anlaşılan Mert'in yapmış olduğu bu olay çok kötüydü. Havva'nın affedecek bir yönü yoktu. Ben de hemen Fatih abiyi aramak zorunda kalmıştım. Olan biteni onlarında bilmeye haklarının olduğunu düşünmüştüm. Bakalım onlar öğrendiklerinde neler olacaktı kim bilir?