Tatlı Aşk

1
10
4
Kırk Birinci Bölüm Havva Şimşek'den Belli bir süre daha hastanede kaldığımda artık eve gelmiştim. Eve gelene kadar ise düşünmek için baya zamanımda olmuştu. Bu süreçte de abilerim, Batuhan ve Hayat her zaman ve her daim yanımda olmuşlardı. Benimle çok iyi ilgilenmişlerdi. Evde ise artık abilerim vardı. Hayat ise ne zaman yardıma ihtiyacım olursa hemen aramamı söylemişti ve Batuhan da, Hayat'a katılarak aynı desteği onun için de geçerli olduğunu söyleyip ayrılmışlardı. Şimdi ise Mert'le alâkalı bir karar verme aşamasına gelme vaktiydi benim için. Mert'in ablası ve abisi hastaneye geldiklerinde ve durumu anlattıklatımda her ne kadar inanmak istemesemde bir bakıma da kendimi Mert'in yerine koymuştum. Ben, Mert olsaydım ve Mert'in başına gelenler benim başıma gelmiş olsaydı ne olurdu diye. Biraz biraz hak vermiştim ona. Ama yine de benimle çıkmaya başladığında bana hepsini anlatması gerekirdi. Saklaması gerekmezdi. Mert'e çok kızgın ve öfkeliydim. Ona o kadar çok kızıyordum ki ama yine de birşey yapamıyordum. Abilerimden bir rica da bulunup, Mert'in buraya gelmesini ve onunla konuşmak istediğimi söylemiştim. Abilerim ilk başta bana biraz karşı çıkmışlardı ama yine de benim ısrarlarıma dayanamamışlardı. İki buçuk saat sonra kapı çalınmıştı. En aşağı kattan yukarıya doğru çıkan ayak sesleri ve konuşma seslerini duymuştum. Anlaşılan Mert gelmişti ve Münteha abimle konuşarak geliyorlardı. Odamın kapısı tıklatılıp içeriye ilk önce Münteha abim girmişti, ardından ise Mert girmişti içeriye. “Herhangi bir şey olursa seslenirsin canım. Ben aşağıda olucam.” “Tamam abi.” Münteha abim odamdan çıktığında, Mert'le beni yalnız bırakmıştı. Mert bir iki adım attıktan sonra olduğu yerde kalmıştı ve daha fazla yaklaşmamıştı. Çünkü nerede durmasını gayet iyi biliyordu. “Havva ben çok özür dilerim. Biliyorum ben bir hata yaptım. Sana en başta bunu söylemem gerekirdi ama…” “Ama söyleyemedin, korktun. Benim ne diyeceğimden korktun. Eğer onu söylersen Havva senden uzak durur sandın öyle mi?” “Ben… Ben ne… Ben ne diyeceğimi bilemiyorum.” Mert bana bakamıyordu. Ya etrafa bakınıyordu ya da yere bakıyordu. Suçunu öyle iyi biliyordu ki hiç bir şey söyleyemiyorsun. “Neden Mert? Neden öyle düşündün? Bana onu en başında söyleseydin ben bu durumda olmıcaktım farkında mısın?” “Biliyorum ve bunun için senden binlerce kez özür dilerim. Şuan benden ne istersen yaparım. Ama lütfen affet beni.” “Affedeyim öyle mi? Tamam affedeyim. Beni eski halime getir seni affedeyim.” “Nasıl yani?” “Beni tekrar hayatıma kavuşturursan. Yaralarımı tamamen sarmayı başarırsan affederim seni.” “Kabul. Ne istersen yapmaya hazırım.” Mert o andan itibaren benimle ilgilenmeye başlamıştı artık. Mert'i affetmem için bir yerden başlamam lazımdı artık. Biraz yara almış olabilirdim, biraz kalbim kırılmış olabilirdi Ama tamir etmesi de ona düşüyordu. Beni eski halime geri getirebilirse onu cidden affedecektim. Daha sonra ise hikayeyi en baştan tekrar dinlicektim. Ama bu hikayeyi onun ağzından dinliyecektim. Kimse olmadan…