Kırk İkinci Bölüm
Batuhan Akça'dan
Havva'nın yaşadığı olay çok ağırdı ve zamanla atlatacağından emindim. Ama Mert'in yaşadığı olayda hiç iyi değildi. Bana bu durum hakkında hiçbir şey anlatmaması beni üzmüştü. Ben onu can dostum, kardeşim bilmiştim halbuki.
Hayat'ı evine bırakmak istemiştim ama Hayat kendi evine gitmek istememişti. Ben de benim evime götürmüştüm. Çünkü Hayat kendi evinde tek başına kalırsa kafayı yiyeceğini söylemişti. Ben de alıp kendi evime götürmüştüm Hayat'ı.
Hayat'la beraber belli bir süre geçirmiştik. Onunla konuşmak, dertleşmek, sohbetler etmek çok iyi geliyordu insana.
“Ne zaman başımıza bir olay gelse bizi buluyor. Neden böyle olmak zorunda ki?”
“Ne desem haklısın bir tanem. Ama olan biteni daha önceden bilemeyiz maalesef.”
“Keşke bilebilseydik.”
“Ne o ileriyi görmeyi mi istiyorsun?”
“Hemen hemen evet.”
“Ben söyleyim sana. Biz ilerde evleniyoruz ve bin dört yüz elli üç tane çocuklarımız oluyor.”
“Bin dört yüz elli üç tane çocuk mu? Fazla mı abarttın sen şuan?”
“Ne o Hayat Hanım korktunuz mu?”
“Ne korkucam canım? Sayıyı çok buldum.”
“Hahahaha ben de şaka yapıyordum bir tanem. İki yeterli.”
“Ya Batuhan sen var ya…”
“Ben ne? Çok mu tatlıyım?”
“Çok yakışıklısın.”
Hayat'la beraber sohbetlerimiz çok eğlenceli ve şakayla geçiyordu. Hayat'ı bazen kızdırmak o kadar çok hoşuma gidiyordu ki devamlı olarak yapasım geliyordu.
Biraz daha vakit geçirdikten sonra ise Hayat'ı bu sefer gerçekten evine bırakmıştım. Her ne kadar çok yanımdan ayrılmak istemesede buna mecbur kalmıştık ikimizde.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Sabah olduğunda kapımın çalma sesiyle uyanmıştım. Bu saatte benim yanıma kim gelebilirdi ki? Aşağıya indim ve kapıyı açtığımda karşımda Hayat'ı görmüştüm ve elinde ise valizler vardı. Hayat'ın elinde neden valizler vardı anlayamamıştım.
“Günaydın sevgilim.”
“Günaydın bir tanem de hayırdır nereye?”
“Annemle ve babamla dün bir konuşma yaptım.”
“Konuşma mı? Ne konuşması?”
“Bu günden sonra seninle beraber yaşama hayatına atılma konuşması.”
“Bu günden sonra benimle beraber yaşama hayatına atılma konuşması mı?”
“Evet ama istemiyorsan geri gidebilirim.”
“Yok hayır gitme. Geç bakalım içeriye.”
Hayat'ın böyle birşey yapacağı aklımın ucundan bile geçmemişti. Benimle beraber bu evde yaşayacağının zerresini düşünmemiştim. En azından evlendiğimiz zaman benimle bu evde yaşar diye düşünüyordum. Ama şimdiden benimle beraber yaşamaya başlamak istemişti.
Hayat yukarıya, benim odama çıkmıştı ve valizleri odama koymuştu. Ufaktan ufaktan valizlerini açıp yerlerine yerleştirmeye şimdiden başlamıştı bile. Ben de kapının önünde durup onu izlemeye başlamıştım. Çünkü Hayat'ın güzelliği beni etkiliyordu.
Bazı kıyafetlerini benim dolabıma yerleştiriyor bazılarını ise nereye koyacağını dair düşünüp duruyordu. Aslında benim çok fazla kıyafetlerim yoktu. Çünkü benim ne tür kıyafetler giydiğim belliydi aslında. Ama sesimi çıkartmadan Hayat'ı izliyordum.
Yarım saate yakın kıyafetleri yerlerine yerleştirdiğinde ben ona bakıyordum, Hayat'da bana bakıyordu ve ikimiz de gülmeye başlamıştık.
“Hadi gel bakalım. Kahvaltı hazırlayalım. Sen şimdi açsındır.”
“Evet, biraz açım.”
“Ben de açım ama ilk önce bir şey yapmam lazım.”
“Nedir?”
Hayat'ın yanına yaklaştığımda yanağına ufak bir buse kondurmuştum ve istediğimi şimdiden almış olmuştum.
“Şimdi oldu. Sabah şekerini aldım.”
Hayat biraz utanmıştı ve yanımdan geçip aşağıya doğru inmişti. Ben de onu takip etmiştim. Mutfağa inmiştik ve kahvaltıyı beraber hazırlamaya başlamıştık. Bu günden sonra artık böyle devam edecektik. Bakalım daha neler olucaktı?