Ellinci Bölüm
Batuhan Akça'dan
Sabah olduğunda Havva ile Mert'i bize kahvaltıya çağırmıştım. Hayat hemen hazırlıklara başlamıştı. Onlar gelene kadar ikimiz bir olup kahvaltıyı hazırlamıştık. Yarım saat sonra ise kapı çalınınca Hayat'la beraber gidip açmıştık kapıyı. Mert'le, Havva'yı karşımızda gördükten sonra içeriye davet etmiştik. Hiç vakit kaybetmeden kahvaltı sofrasına oturmuştuk. Dördümüz köyü bir sohbetin içerisine dalmıştık.
Kahvaltı sofrasında sohbet ederken tatil için nereye gideceğimize karar vermeye çalışıyorduk. İyice konuştuktan sonra ise en sonunda bir karar verebilmiştik. Kapadokya - Nevşehir'e gitmeye karar vermiştik. Üç ya da dört günlüğüne de olsa biraz tatil yapmak en iyisi olucaktı.
Yarın yola çıkma kararı almıştık ve herkes yavaştan hazırlıklara başlamıştı. Hayat'la benim yanımıza alıcağımız pek fazla bir şeyimiz yoktu. Üç dört günlüğüne gideceğimiz için yanımıza pek fazla eşya almayı düşünmüyorduk.
“Tatil için Nevşehir'e gitme fikri güzel.”
“Aslında bu Mert'in fikriydi. Havva'ya evlenme teklifi ettikten sonra bunu düşünmesi iyi olmuş.”
“Yani sen istemiyorsun?”
“Nasıl yani? Neden istemeyim?”
“Öyle söyleyince istemiyorsun gibi bir hissiyat hissettim.”
“Aslında şöyle ki bir tanem. İçinde sen varsan ben her şeye varım. O yüzden de benim için hiçbir problem yok.”
“O zaman hazırlanmaya devam. Bu arada, yarın yola kaçta çıkıcaz?”
“Sabah saat on uçağına bineceğiz.”
“Tamam o zaman, ben birşey unutmuş muyum kontrol edeyim.”
Hayat valizleri kontrol ederken ben de aşağıya inmiştim. Bu tatil işini düşünmeye başlamıştım. İçimde ufak bir huzursuzluk vardı. Sanki tatildeyken başımıza bir iş gelecekmiş gibi. Bunu Hayat'a yansıtmamaya çalışıyordum çünkü onu da huzursuz etmek istemiyordum. Son zamanlarda yaşanan olaylardan sonra böyle hissetmem normal miydi bilmiyorum ama yine de o tatile dördümüz beraber gidecektik.
Ben salonda düşünüp dururken Hayat'ın yanıma gelip, beni kara kara düşünürken görmesi bir olmuştu.
“Hadi anlat bana.”
“Neyi?”
“İçindeki huzursuzluğu. Bana çaktırmamaya çalışıyorsun ama içindeki o huzursuzluğu görebiliyorum Batuhan. Sen anlatana kadar sesimi çıkarmadım ama anlatmadın. Bari şimdi anlat.”
“Bilmiyorum Hayat. Belki son zamanlarda yaşadığımız olaylardan olsa gerek ki içimde bir huzursuzluk kapladı. Sanki bir sorun çıkacakmış gibi hissediyorum. Sana da bunu hissettirmemeye çalıştım ki sen de huzursuz olma. Ama anlaşılan o ki sen de huzursuz olmuşsun.”
“Biliyorum. Yaşadığımız bu olaylar atlatabileceğimiz olaylar değildi. Ama bak hepsi geçti ve yine yeniden beraberiz. O yüzden de huzursuz hissetmen normal. Bende biraz huzursuz hissediyorum ama yanımda sen varsın ve o yüzden de pek huzursuz hissetmiyorum. Senin yanında da ben varım ve seni asla yalnız bırakmıcam.”
“Seni çok seviyorum.”
“Ben de seni çok seviyorum.”
Yanımda Hayat'ın olması o kadar huzur verici olması çok güzel bir duyguydu. Onun beni desteklemesi, benim onu desteklemem beni mutlu ediyordu. Ben bu yüzden de onu yanlız bırakmak istemiyordum. Çünkü ondan başka ailem yoktu. Her daim yanımda olmaya, beni desteklemeye, beni yalnız bırakmamaya özen gösteriyordu. Ben de onu her daim destekleyip, yanında olup, yalnız bırakmıcaktım. Onu koruyup kollıcaktım. Çünkü o benim herşeyim.