Elli İkinci Bölüm
Havva Şimşek'den
Akşam olduğunda yemek yemek için dördümüz bir yerde toplanıp dışarıya çıkmıştık. Ufak bir restaurant bulup içeriye girip siparişlerimizi vermiştik. Siparişlerimiz hazır olana kadar biraz sohbet etmeye başlamıştık ve siparişlerimiz geldiğinde ise kaldığımız yerden devam etmiştik.
Hiç vakit kaybetmeden hemen otelimize geri dönmüştük ve dinlenmek için uyumuştuk. Yarın daha çok gezecektik.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Sabah olduğunda karşımda Mert'i beni izlerken bulmuştum. O kadar tatlı bir şekilde bana bakıyordu ki yüzümün kızarmasına bile yetmişti. Bir anda hiç beklemediğim an beni öptüğünde yüzümün kıpkırmızı kesildiğini hissetmiştim.
“Günaydın hayatım.”
“G-günaydın.”
“Anlaşılan o ki biraz utanıp kızarmışız.”
“Mert ya…”
“Tamam daha fazla seni utandırmıcam ama şimdi kalkıp hazırlanmamız lazım. Kalvaltıya gıdıcez daha sonra da buralarda gezmeye gidicez.”
Mert'in söylemesiyle yataktan kalkmıştım ve hemen duşa girmiştim. On dakika sonra duştan çıkmıştım ve benim çıkmamla Mert girmişti. Mert duştan çıkana kadar da ben üzerimi giyinmişim ve saçlarımı yapmaya başlamıştım.
Ben saçlarımı yaparken Mert'de duştan çıkmıştı. Altında gri kot pantolon vardı ve üzerinde hiçbir şey yoktu. Mert'i öyle görünce biraz da olsa yüzümün kızardığını hissetsemde Mert'e bakmamaya çalışıyordum.
Daha sonra Mert üzerine de bir şeyler giydiğinde artık dışarıya çıkıp kahvaltımızı yapabilirdik.
Biz odadan çıkmamızla birlikte Hayat ve Batuhan'da odalarından yeni çıkıyorlardı. Onlarla da günaydınlaştıkdan sonra ise hemen kahvaltı yapmaya gitmiştik. Bir restauranta girip kahvaltı yapmaya başlamıştık.
“Mert ve kızlar sizlere bir şeyler söylemek istiyorum. Sizde kabul ederseniz tabii.”
“Nedir?”
“Ben düşündüm ki tatilimiz bittiğinde ve İstanbul'a döndüğümüzde düğün tarihlerini alalım. Ne dersiniz?”
Batuhan'ın ortaya attığı bu soru hem beni hemde Hayat'la, Mert'i de şaşırtmıştı. Çünkü üçümüzde beklemiyorduk bu soruyu.
“Gerçekten mi?”
“Evet, o yüzden sordum bu soruyu.”
“Ben seninle her şeye varım biliyorsun. O yüzden ben evet diyorum.”
Ben ise direkt Mert'e bakmıştım ve Mert de bana bakmıştı. Mert, bende ki mesajı almış olucak ki kabul etmişti. Hem ben ona söylemesem bile o yine de kabul edecekti, biliyordum.
“Tamamdır bizde de. İstanbul'a döndüğümüzde düğün tarihlerini alalım.”
Hepimiz artık kahvaltılarımızı bitirir bitirmez kalkmıştık ve her yeri gezmek için yavaştan yavaştan dolaşmaya başlamıştık. Antik yerleri, çarşıları gezilebilecek her yeri gezmeye başlamıştık. Bazı yerlerde durup ikili olarak çekiliyorduk, bazı yerlerde ise dördümüz birden çekiliyorduk. O kadar güzel yerler vardı ki aşırı güzellerdi.
Akşama kadar dolaştıktan sonra otelimize gelmiştik ve üzerimdekilerden kurtulduktan hemen sonra yatağa geçip yatmıştım. Mert ise benim bu hâlime gülüyordu. Ama ona kızamıyordum çünkü aynısı ona da olsa bende ona gülerdim.
“Havva sana bir şeyler söylicem.”
“Evet.”
“Yarın İstanbul'a dönüyoruz.”
“Ne? Bu kadar erkenden mi?”
“Evet. Çünkü Batuhan'la, benim İstanbul'da işlerimiz çıktı. O yüzden yarın saat on bir de uçağımız kalkıcak. Biz de sizi burada bırakamayacağımız için sizin de bizimle gelmeniz lazım.”
“Tamam. Madem işleriniz çıktı döneriz.”
Mert'le, Batuhan'ın işlerinin çıkması bizim tatilinizi biraz olsun mahvetmişti ama yapılabilecek hiçbir şey yoktu. O yüzden İstanbul'a dönücektik.